Atatürk www.turkishvision.com
Home | İletişim | Üye girişi EnglishEnglish | TürkçeTürkçe | DeutschDeutsch
Ana sayfa
Serbest yorumlarını burada yaz >>>
Serbest Yorumlar
Güncel
Üye girişi
Üye ol
Şifremi gönder
Sayfayı öner
İletişim
Email
Kendimiz hakkında
Arama
Saturday, 16. December 2017
Güncel

11.10.2013 2427
Unterstützung von Kriegsverbrechen: Menschenrechtler prangern Rolle der Türkei im syrischen Bürgerkrieg an

Syrische-türkische-Grenze: "Wir wollen nicht, dass Terror auf türkisches Territorium übergreift". REUTERS
Von Hasnain Kazim, Istanbul

Die Türkei hilft den Rebellen im Kampf gegen Syriens Präsidenten Assad - und unterstützt damit auch Kriegsverbrecher, klagt die Menschenrechtsorganisation Human Rights Watch. Für Ankara könnte diese Politik sich schon bald rächen.

Im August töteten Rebellen in der syrischen Provinz Latakia mindestens 190 Zivilisten. Sie brüsteten sich mit dem Blutbad, dokumentierten die Taten auf YouTube, Facebook und Twitter. Ziel ihrer Angriffe waren Alawiten, die Dschihadisten wollten damit ein Massaker an sunnitischen Familien rächen, für das sie den Diktator Baschar al-Assad verantwortlich machen. Die Dschihadisten sehen Alawiten pauschal als Unterstützer Assads.

Die Menschenrechtsorganisation Human Rights Watch hat an diesem Freitag einen 89 Seiten starken Bericht veröffentlicht, in dem sie dieses Blutbad in Latakia anprangert. "Ihr könnt immer noch ihr Blut sehen", ist er überschrieben. Untertitel: "Exekutionen, außergesetzliche Tötungen und Geiselnahmen durch oppositionelle Kräfte in Latakia."

In dem Bericht wird auch Nachbarland Türkei scharf kritisiert für die Unterstützung von Aufständischen. Die Menschenrechtler berufen sich dabei auf Angaben von Sicherheitskräften, Journalisten, westlichen Diplomanten und Entwicklungshelfern.

- Demnach würden die meisten ausländischen Kämpfer, die im nördlichen Syrien operierten, ihre Einreise über die Türkei organisieren. Ein Entwicklungshelfer berichtete, manche Aufständischen würden direkt in die türkische Stadt Hatay fliegen und dort von anderen Kämpfern abgeholt und nach Syrien gebracht.

- Ebenso würden sie ihre Waffen, Geld und sonstigen Nachschub von dort bekommen.

- Verletzte Kämpfer würden in der Türkei behandelt.

Diplomaten äußerten sich besorgt über diese Rolle der Türkei. Einer sagte gegenüber Human Rights Watch, es würden weit mehr Kämpfer mit einer europäischen Staatsangehörigkeit nach Syrien gehen als nach Afghanistan oder Irak. Dass die Türkei dies ermögliche, sei problematisch. Unter die Oppositionellen, die gegen Assad kämpfen, haben sich im Laufe der Zeit mehrere islamistische Gruppierungen gemischt. Dazu zählen zwei Organisationen, die mit dem Terrornetzwerk al-Qaida verbunden sind.

Human Rights Watch fragte per Brief beim türkischen Außenminister Ahmet Davutoglu an, welche Maßnahmen sein Land eigentlich treffe, um sicherzustellen, dass keine Kämpfer die Grenze zu Syrien überschritten und dort Kriegsverbrechen begingen. Außerdem wolle man wissen, welche Schritte Ankara bei der Ermittlung und Strafverfolgung solcher Kriegsverbrecher unternehme. Die Anfrage war bis zum Zeitpunkt der Veröffentlichung des Berichts nicht beantwortet worden, teilte die Menschenrechtsorganisation mit.

Ankara will notfalls Truppen nach Syrien schicken

Das vor Beginn des Bürgerkriegs in Syrien vor zweieinhalb Jahren noch freundschaftliche Verhältnis zwischen Syrien und der Türkei hat sich inzwischen in Gegnerschaft gewandelt. Präsident Assad warnte den türkischen Regierungschef Recep Tayyip Erdogan vor "schwerwiegenden Folgen" seiner rebellenfreundlichen Politik.

Die Türkei werde "sehr bald einen sehr hohen Preis dafür zahlen", dass sie die "Terroristen" unterstütze, wie Assad die Rebellen vergangene Woche im türkischen Fernsehsender Halk TV nannte. "Terrorismus kann man nicht wie eine Spielkarte in der Tasche bereithalten. Denn Terrorismus ist wie ein Skorpion, der nicht zögert, bei erster Gelegenheit zuzustechen", warnte er. Über Erdogan sagte Assad, er verbreite "einen Haufen Lügen" über Syrien. "Erdogan macht nichts anderes, als die Terroristen zu unterstützen."

Kürzlich hat das türkische Parlament Plänen zugestimmt, notfalls Truppen nach Syrien zu schicken. Denn tatsächlich bereitet die Entwicklung in Syrien den Politikern in Ankara zunehmend Sorge. "Wir müssen uns überlegen, wie wir unsere Grenze besser schützen", sagte ein Abgeordneter der regierenden AK-Partei. Dabei ging es ihm aber nicht darum, dass Kämpfer nicht mehr in Syrien einsickern könnten, sondern vielmehr darum, ihre Rückkehr in die Türkei zu verhindern. "Wir wollen nicht, dass Terror auf türkisches Territorium übergreift."

Quelle: www.spiegel.de ... »

08.10.2013 2426
Prof. Dr. Esposito:'Türkiye'nin ekonomik gücü AB'yi endişelendiriyor'

slam araştırmaları uzmanı Prof. Dr. Esposito, Türkiye'nin AB üyeliğine izin verilmemesinin nedenlerinin sadece din ve kültürden kaynaklanmadığını söyledi. Esposito Türkiye’nin AB’ye girmesinin önündeki en büyük engelin ekonomik gücünden kaynaklandığını belirterek, Avrupalıların bu sebepten ötürü büyük endişe içerisinde olduğunu ifade etti.

Amerikalı ünlü İslam araştırmaları uzmanı ve Washington'daki Georgetown Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. John L.Esposito, Bosna Hersek İslam Birliği'nin (Diyanet İşleri Başkanlığı) davetlisi olarak geldiği Saraybosna'da, Türkiye'nin AB süreci ve ABD ve Avrupa'daki İslamofobi ile ilgili AA muhabirinin sorularını yanıtladı.

Esposito, Türkiye'nin AB'ye katılım süreciyle ilgili, çoğunluğu Müslüman olan Türkiye'nin ekonomik açısından AB için bir tehdit oluşturduğunu savundu.

Türkiye'nin AB'ye katılımına izin verilmemesinin nedenlerinin artık sadece din ve kültürden kaynaklanmadığını, artık büyük ve güçlü bir ülke olduğu için ekonomik nedenin de ortaya çıktığını ifade eden Esposito, şöyle konuştu:

"Bazı insanların farkında olmadığı küçük ülkeler Avrupa Birliği'ne alınırken, Türkiye'nin dışarıda bekletilmesi büyük bir ironidir. Türkiye ve Bosna Hersek'in Müslüman ülke oldukları unsuru var. Rahmetli Turgut Özal, zamanında bir arkadaşıma söyledi ki, "Avrupa'da Müslüman bir ülke olmamız 'AB'ye katılımımız konusunda en temel sorunumuz olacak'. Böyle bir sorun var ortada, fakat Türkiye'nin AB'ye alınmamasının sebebi şu anda daha fazla ekonomidir. Avrupalılar bu konuda ne yapacağını bilmiyor ve büyük endişe içerisindeler."

"Süniler ile Şiiler arasındaki çatışma sadece bölgesel bir çatışma değil"

İslam dünyasında Sünniler ile Şiiler arasındaki çatışmalara da değinen Esposito, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Son yıllarda Sünniler ile Şiiler arasındaki çatışma diğer Arap ülkelerine ve İslam dünyasına yayılarak farklı boyutlara geçti. Daha önce Pakistan ve Irak'ta olduğu gibi, ülke sınırları içerisinde bir çatışma değil, artık ülkeler blogunu kapsayan bir çatışma söz konusu. Çatışmalar ülkeler içinde yaşanıyor, fakat dış etkileri olduğu için etkileri de ülke sınırlarını aşıyor. Örneğin, İran'ın Hizbullah'ın üzerinde etkisi var ve Suriye açısından İran ve Hizbullah'ın ülke sınırları dışında etkileri var. Diğer taraftan, Sünni olan ülkeler Suudi Arabistan gibi, belki de tüm Körfez krallıkları, Şiilerden çok endişelidir."

Bugün demokrasinin daha yeni geliştiği bazı ülkelerde yaşanan çatışmaların İslamofobiyi ve Müslüman karşıtı duruşları beslediğini savunan Esposito, "Mısır ordusu ve bazı 'sekülerler' ne diyor, Müslüman Kardeşler, sadece siyaseti ve dinini sevmediğiniz bir grup değil, onların hepsi teröristtir. İnsanlar da bunları duyunca diyor ki, bu adamlar teröristmiş. Bu çok büyük bir sorundur ve bunun düzeltilmesi de büyük işaret altındadır" dedi.

Ajanslar

Kaynak: www.abhaber.com ... »

08.10.2013 2425
Yunan Basını Türkiye süper güç olmak istiyor

Yunanistan’da yaımlanan Dimokratia’ya Türkiye’nin super güç olmak istediğini bildirdi.

Türkiye, uzun zamandan beri süper güç olmayı hedeflemiş durumda hatta Türk Devleti’nin her yönüyle tam olarak uyguladığı plan, 2023 temelinde Türkiye’yi, Adriyatik Denizi’nden Çin Seddi’ne kadar Müslümanlarla Türkçe konuşanların tamamını temsil eden ve dünyanın kaderine hükmettiği bir konuma getirecek. Başka bir ifadeyle Türkiye, şimdiye kadar büyük güçler tarafından yapılan jeopolitik planlamalar ve alınan kararları uygularken nüfus, ekonomi, teknoloji, askerî ve kültürel bakımlardan -İslam nedeniyle- süper güce dönüşecek, başkalarının politikalarını uygulamayı kabul etmemekle kalmayacak dünya politikalarını ve dünyanın kaderini belirleyecek.

Bu planlamalar ve sözü geçen yüksek hedefler çerçevesinde Türkiye, dış ticaret, nükleer teknoloji, hava ve uzay, uydu teknolojisi, uçak yapımı, gemi yapımı, füze teknolojisi, savunma sanayisi, ileri teknoloji vb. çeşitli alanlarla ilgili stratejiler geliştirmiş bulunuyor.

Bu strateji sonucu Türkiye’nin, 10 yıl içinde ihracatı 150 milyar dolara fırlayan, uçak yapımı dikkate değer ritimlerle ilerleyen ve kendi uydularını fırlatma hedefi bağlamında kendi saldırı helikopterini, savaş uçağını ve tankını üreten, aşamalı bir şekilde sabit ve kararlı adımlarla yerli savunma sanayisini kalkındıran, sabit amacı büyük dezavantajı olan yüksek teknolojiye sahip olmak olan bir ülkeye dönüştüğünü görüyoruz.

Türk Devleti’nin yüksek stratejisi sonucu Türkiye, 2023’e kadar uzanan planları çerçevesinde 2007 yılında, İtalyan-İngiliz AgustaWestland Şirketi ile T-129 tipi 50 saldırı helikopteri ve dokuz erken sızma helikopterinin ortak yapımı için anlaşma imzaladı. T-129’ların prototipi ilk kez 2011 yılında uçtu, program da hızla ilerliyor. Yapımı üstlenen TUSAŞ ve AgustaWestland konsorsiyumu -Türk ASELSAN ve TAI şirketleri de katılıyor- Türk hükûmetinin de etkin desteğiyle saldırı helikopterini, Türkiye ile dost ülkelere örneğin Pakistan’a tanıtmaya ve satmaya çalışıyor!

Türk savunma sanayisinin; örneğin nakliye uçağı, tank, firkateyn, denizaltı, savaş uçağı, Göktürk tipi uyduların yapımı gibi çeşitli başka alanlarında da gelişmeler var.

Bütün bu projeler ilerletilirken Türk hükûmeti, Türkiye için tam manasıyla “Aşil’in topuğu” olan bu nedenle de Yunan havacılarını memnun eden bir konuda, hava savunma sistemleri yönünde cesur ve yenilikçi bir adım attı.

Türkiye, bir yandan Türk savunma sanayisine hassas ileri teknoloji verme konusunda tereddütlü olan ABD’nin iç sorunlarından diğer taraftan da Çin’in süper modern FD-2000 hava savunma füze sistemini uluslararası piyasalara sürme yönündeki güçlü isteğinden yararlanarak Çin sistemi için sipariş verme yönündeki nihai kararını almak üzere. Tabii böylece Türkiye; yüksek teknolojiye sahip olacak, sistemin Türkiye’de ortak yapımını sağlayacak, müteakiben sistemi yabancı piyasalara satacak!

Tabii söz konusu sistem, NATO’nun hava savunma sistemine entegre edilecek. Bu durumda da NATO lojistiğinin Çinliler tarafından çalınması tehlikesi baş gösterecek. Bunun da NATO ve ABD’ye güvenlik açısından etkisi kolayca anlaşılabilir.

Öte yandan her şey tozpembe değil ve her şey Türkiye’nin planladığı şekilde ilerlemiyor.

Neden böyle olduğunu pazar günkü yazımızda göreceğiz. Bunları, Yunan hükûmetinin son yıllarda yaptıklarının aksine Türk hükûmeti tarafından önemli sayılan birkaç konuyu ortaya koymak amacıyla yazıyoruz: Birincisi, Türk Devleti’nin sözü geçen alanlardaki stratejisi, ikincisi, savunma sanayisinin sadece savunma aracı olarak değil jeopolitik araç olarak da geliştirilmesi, üçüncüsü, Türk hükûmetlerinin rahatsız edici seçenekleri nedeniyle NATO ve Amerikan itirazlarına karşı cesur tutumu, FD-2000 konusundaki gibi.

Zaten güçsüz olan Yunan savunma sanayisinin dağılması arifesinde neticeyi değerlendirmek size kalmış.

Kaynak: www.abhaber.com ... »

06.10.2013 2424
Amnesty will Polizisten vom Gezi-Park vor Gericht sehen

Ein Protestierer im Visier von Wasserwerfern der türkischen Polizei (Bild vom 16. Juni) | © Dado Ruvic/Reuters
Die Menschenrechtsorganisation spricht von "unangemessener Gewalt". Sie wirft der Türkei vor, Ermittlungen gegen Verantwortliche des Polizeieinsatzes zu verschleppen.

Die Menschenrechtsorganisation Amnesty International hat die Türkei aufgefordert, die Verantwortlichen für den Gewalteinsatz der Polizei gegen Demonstranten in Istanbuls Gezi-Park vor Gericht zu stellen. Bei den Protesten der vergangenen Monate seien mindestens drei Demonstranten getötet worden, hieß es in einem Amnesty-Bericht.

Während der Proteste im Juni und Juli hatten mindestens 8.000 Menschen Verletzungen erlitten durch den Einsatz von scharfer Munition, Tränengas, Wasserwerfern oder Plastikgeschossen. Anlass des Protestes waren Pläne, den Istanbuler Park zu bebauen. Er richtete sich später aber auch gegen den autoritären Regierungsstil des islamisch-konservativen Ministerpräsidenten Recep Tayyip Erdoğan.

Selmin Caliskan, Generalsekretärin von Amnesty International in Deutschland, sagte: "Der Versuch, die Gezi-Park-Proteste zu zerschlagen, führte zu einer ganzen Reihe von Menschenrechtsverletzungen. Insbesondere dokumentieren wir völlig unangemessene Gewalt gegen friedliche Demonstranten und Misshandlungen durch die Polizei."

Die türkische Justiz ermittele aber "offensichtlich nicht ernsthaft gegen die Verantwortlichen für die Polizeigewalt". Stattdessen überziehe sie Demonstranten und die Organisatoren der Proteste mit Verfahren, zum Teil "mit absurden Vorwürfen".

Amnesty stellte in dem Report (Langfassung hier) fest, dass Demonstrierende stark geschlagen wurden und die Polizei Plastikgeschosse auf Köpfe und Oberkörper von Demonstrierenden feuerte. Tränengaskanister seien direkt auf Demonstranten und Schaulustige, aber auch direkt in Wohnhäuser oder medizinische Einrichtungen abgefeuert worden.

Die türkische Regierung müsse "endlich lernen, friedlichen Protest zu respektieren", forderte die Organisation. Gewalt dürfe sie nur anwenden, wenn es gelte, Menschenleben zu retten.

Quelle: www.zeit.de ... »

06.10.2013 2423
GEZI-PARK - Amnesty International kritisiert Polizeigewalt in der Türkei

Sayfalar: <<  1  2  3  [4]  5  6  7  8  9  10  >>  11-20  21-30  31-40  41-50  51-60  61-70  71-80  81-90  91-100  101-110  111-120  121-130  131-140  141-150  151-160  161-170  171-180  181-190  191-200  201-210  211-220  221-230  231-240  241-250  251-260  261-270  271-280  281-290  291-300  301-310  311-320  321-330  331-340  341-350  351-360  361-370  371-380  381-390  391-400  401-410  411-420  421-430  431-440  441-450  451-460  461-470  471-480  481-482  
Kayıta git No.  
Top
Mustafa Kemal Atatürk
... is turkish vision!
Home | İletişim | Üye girişi
Ziyaretçiler: 13762768 (Bugün: 147)