Atatürk www.turkishvision.com
Home | Kontakt | Anmelden EnglishEnglish | TürkçeTürkçe | DeutschDeutsch
Home
Schreiben Sie Ihre Meinung hier >>>
Blogs
Aktuell
Anmelden
Registrierung
Passwort anfordern
Seite empfehlen
Kontakt
Email
Über uns
Suche
Tuesday, 12. December 2017
Aktuell

06.07.2013 2382
Bu video izlenmeden direniş anlaşılmaz

Gezi direnişi ile ilgili hazırlanan ve internette izlenme rekorları kıran videoda bakın gençler neler söylüyor. Buradan seyredin ... »

Kaynak: video.sozcu.com.tr ... »

06.07.2013 2381
‘Torba’yla getirdiler çuvalla götürecekler

11 yılda 61 defa değiştirilen Kamu İhale Kanunu’na eklenen “istisna” ile artık kamuya ait enerji kurumları ihale açmadan dilediğine iş yaptırabilecek

Bora ERDİN / SÖZCÜ

İktidara geldiğinden bu yana AKP’nin en çok değişiklik yaptığı Kamu İhale Kanunu 60 defa değişti. Son değişiklik ise Torba Yasa çalışmaları esnasında yapıldı. Torba Yasa’ya son dakikada eklenen madde ile BOTAŞ, EÜAŞ, TETAŞ gibi kurumların yapacağı dev ihaleler de artık yasa denetiminde olmayacak. Ayrıca Enerji Bakanlığı kendisine yapacağı binaları istediği müteahhide Kamu İhale Yasası’nın denetimi dışında yaptırabilecek. Tasarı, KİT’lerin tüm mal ve hizmet alımlarını da Kamu İhale Yasası’nın denetiminden istisna hale getiriyor. Aşırı düşük teklif konusunda da tartışmalı bir düzenleme yapılıyor ve aşırı düşük tekliflerin sorgulamadan ihaleyi alabilmesi için Kamu İhale Kurumu’na yetki veriliyor.

Özelleştirmenin önü açılıyor

Yapılan düzenlemenin bu kurumların özelleştirmesinin önünü açacağını ifade eden Türkiye Petrol Mühendisleri Odası Başkanı Mehmet Kul, “Amaç kamu kurumlarını hızlıca elden çıkarmak. Atılan adım özelleştirmelerin önünü açacak” dedi. Hükümetin sürekli arkasında sığındığı bir bahanesinin bulunduğunu aktaran Kul, “Kamu İhale Kanunu ile enerji sektöründe işlerin geciktiği bahanesi... Burada haklı oldukları bir yan olabilir. Ancak hükümetin bu tür bahaneleri kullanarak daha önce yaptıkları bizi endişelendiriyor. Burada bir rant olduğu çok açık” diye konuştu. Türk Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO) satılmak istediğini vurgulayan Kul, “Atılan bu adımın arkasında neler olduğunu düşündükçe tüylerim ürperiyor” diye ifade etti.

Şikayet zorlaştırıldı

Kamu ihalelerinde ortaya çıkan usulsüzlüklere halkın itiraz etmesi için kanunda var olan şikayet bedelleri ise bu yıl ikinci defa artırılmış oldu. Torba yasayla birlikte ihale şikayet “başvuru ücretlerini” yüzde 20 ila 30 arasında artırırken usulsüz ihalelere şikayet zorlaştırıldı. Avukat İrfan Karacan, “Yapılan bu değişiklik ile usule uygun olmayan yandaşlara ihale vermek istiyorlar ve bunu da sorgulanmasını istemiyorlar. Şikayet olduğunda Devlet Denetleme Kurulu inceleme yapmak zorunda. Bedeli yükselterek bunun önüne geçiyorlar” dedi. Karacan, yandaşlara peşkeş çekilen ihalelerin toplumun denetiminden kaçırılmak istendiğine dikkat çekti. Karacan sözlerini şöyle sürdürdü: “Amaç denetimin önünü kapatmak. Ücretler artında 50 olan şikayet sayısı 3’e düşecek. Bedelin yüksek olmasıyla şikayetçi profili değişecek. Şikayet edebilecek maddi durumu olanları da kara listeye alacaklar.”

Kaynak: sozcu.com.tr ... »

06.07.2013 2380
Emin Çölaşan - Diren Tayyip, Mısır’ı da kurtar!

Sevgili okuyucularım, Mısır’ın Tayyip’i olan Mursi yolcu edildikten sonra bizim yandaş-yalaka medyanın üzüntüsü son haddine vardı. Ağlaşıyorlar, dertleniyorlar, Mursi için bir çıkış yolu arıyorlar. Neredeyse ulusal yas ilan edecekler. Bunların televizyon kanallarını pek izlemiyorum da, gazetelerine ister istemez bakıyorum. Dünkü manşetlerinden bazıları şöyle: – Sırtından hançerlendi. – Darbeye dur de. – İlkelliğin resmi. – 4 Temmuz utanç günü. – Haçlı Mısır. Bunların “Her ülkede darbelere karşıyız” palavrasına sakın ola ki inanmayın. İşlerine gelen darbeye alkış tutarlar. Bunlar sadece Türkiye’de darbe olmasına karşıdır… Çünkü korkarlar, öyle bir durum olduğu takdirde saltanatlarının sona erip hesaba çekileceklerini çok iyi bilirler. Nitekim Mısır Ordusu sadece iki yıl önce bundan önceki Devlet Başkanı Hüsnü Mübarek’i devirdiği zaman bizim yandaş-yalaka medya bayram etmiş, manşetler atmıştı: “Ordu görevini yaptı, firavunu devirdi!..” Çünkü Mübarek İslamcı değildi. Böyle rezil, böyle satılık ve omurgasız tiplerle aynı mesleği paylaşmaktan utanıyorum ama yapacak bir şey yok. Yağcılığın, övücülüğün, iktidar kıçı yalamanın bu kadarına daha önce hiç tanık olmamıştık, günün birinde böyle bir şey olacağını da hiç bilemezdik.

***

Şimdi sevgili okuyucularım, izninizle ortaya kritik bir soru atıyorum! Varsayalım günün birinde Suriye Ordusu darbe yapıp Esad’ı devirdi. Hem Tayyip hükümeti, hem de bizim yalaka medya bu durumda acaba ne diyecektir? Tayyip, Esad’ın baş düşmanı… Çünkü Esad dinci ve şeriatçı değil. Hariciye Nazırı kravatlı molla Davutoğlu Ahmet derseniz, o da aynen düşman. Üstelik bunlar “Darbelere” karşı! Olur da günün birinde Türkiye’de darbe yapılır ve bunların analarından emdikleri süt burunlarından getirilir, marifetleri belgelenir diye korkuyorlar… Ama Mısır’da dinci olmayan Mübarek’i askerler devirdiğinde darbeye alkış tutan bunlardı. O halde şu sonuca varıyoruz: Bunlar Türkiye’de darbe yapılmasına karşı çünkü korkuyorlar. İkincisi, bunlar sadece dinci rejimlere darbe yapılmasına karşı çünkü müttefikleri birer birer ellerinden kayıp gidiyor. O halde soruyu tekrar edeyim: Suriye Ordusu darbe yapıp Esad’ı devirirse bunlar ne yapacak? Darbecilere alkış tutup övgüler mi düzecek, yoksa darbeyi kınayacaklar mı? Hiç kuşkunuz olmasın, alkışlayacaklar… Suriye Ordusu’nun yurtseverliğinden falan dem vurup “Ordu dediğin işte böyle olur, yaşasın Suriye darbesi” diye nutuklar atacaklar! Ben bunların ciğerinin içini bilirim. Öylesine korkak, öylesine çelişkiler içindedirler.

***

Kravatlı molla Davutoğlu konuştu: “Seçimle gelen seçimle gider. Seçimle gelene darbe yapılamaz.” Sana geçmiş olsun, darbe yapıldı be kardeşim! Sen istediğin kadar ağlaş! Bütün bu atraksiyonlar bu hükümetin Türkiye’de olası bir darbe karşısındaki korkaklığını, ürkekliğini, acizliğini gösteriyor. Ama hiç merak etmesinler canım, Türk Ordusu bir yanda iktidarın kurduğu dört dörtlük Balyoz ve Ergenekon komploları, öbür yanda Genelkurmay’ın başındaki Necdet Bey’in verdiği destek sayesinde kışlasına çekildi. Artık hiçbir şeye karışmıyor. Dinci rejim kuruluyormuş, Cumhuriyet’in temel ilkeleri yok ediliyormuş, ülkemiz bir diktatörün ellerine ve keyfine teslim edilmiş, ordumuzun yüzlerce pırıl pırıl subayı içeri tıkılmış, bunlar Türk Ordusu’nun komuta kademesini hiç mi hiç ırgalamıyor. Onlar Tayyip vesaire ile el ele kol kola, keyifleri gıcır, görev başındalar! Merak etmesinler ve korkmasınlar, darbe marbe olmaz.

***

Evet, orada darbe oldu ve Mısır’ın Tayyip’i gitti… Bütün dünya bu olayı dikkatle izlerken Mısır halkına ilginç bir çağrı sadece bizim hükümetten geldi: “Direnin!..” Şu işe bakınız!.. Gezi parkı olaylarında diktatöre karşı direnen milyonlarca insanımızı “Çapulcu” olarak tanımlayan ve insanları içeri tıktıran bu kafa, şimdi hiç utanmadan Mısır halkına “Direnin” çağrısı yapıyor. Diyeceksiniz ki “Yapsa kaç yazar, yapmasa kaç yazar. Kim takar onların çağrısını.” Haklısınız çünkü kimse takmadı! Bir tek Batılı ülke bile Mısır’da darbeyi kınamadı. ABD, Almanya, Japonya… Dahası var! Arap ülkeleri bile kınamadı. Tam tersine, onlar yeni yönetimi kutladı. Kutlayan ülkeler arasında şeriatla yönetilen, hırsızlığın, vurgunculuğun zirve yaptığı Suudi Arabistan, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri bile var. Dünyanın en hızlısı bizimkiler çıktı. Mısır’ın Tayyip’i Mursi bunların herhalde babasının oğlu idi ki, kınadıkça kınıyorlar. Telaşlanıp tatiline ara veren Tayyip, ekibini Dolmabahçe Sarayında topladı. Hep birlikte üzüntülerini dile getirdiler: “Mısır’daki adamımız gitti. Şimdi elde kaldı Tunus ve Libya. Libya’da şeriatçılar kazansın diye bavullarla örtülü ödenekten 600 milyon dolar göndermiştik. Şimdi ne yapmalı, Mısır’da Müslüman Kardeşler örgütüne mi dolar göndermeli! MİT Müsteşarı, sen bunun araştırmasını bir yapıver bakalım!”

***

Mısır olayı geliştikçe ortaya çok ilginç boyutları olan yeni gerçekler çıkıyor. Darbe yapılmadan önce Mısır Ordusu, Mısır’ın şeriatçı Tayyip’ine bir haber göndermiş: “Senin canına dokunmak istemiyoruz. İstersen seni Türkiye, Katar veya Yemen’e gönderelim.” Ülkelere dikkat ediniz: Katar, şeyhlikle yönetilen ve İslam adına en büyük vurgunların yapıldığı ülke. Türkiye’ye milyarlarca dolar kara para sokup hırsız şeyhlerin parasını aklıyor. Yemen bir başka İslam ülkesi ve şeriatla yönetiliyor. Türkiye’yi zaten biliyorsunuz! Mursi bu seçenekleri kabul etmemiş. Oysa Türkiye’ye gelseydi, biraderi Tayyip onu nasıl da rahat ettirirdi. Dolmabahçe Sarayını emrine sunar, korumalar verir, ailesiyle birlikte güzelce ağırlar, hatta örtülü ödenek parasından maaşa bağlardı.

***

Sevgili okuyucularım, gördüğünüz gibi Mısır olayı epeyce karmaşık ve çok yönlü. Önümüzdeki günlerin ne göstereceğini kimse bilemiyor. Ben Tayyip hükümetinin yerinde olsam şimdi ya akil adamlar çadır tiyatrosunu yeniden devreye sokar, ya da MİT Müsteşarı’nı bir kez daha İmralı’ya gönderip orada krallar gibi yaşatılan akil adam Apo ile görüştürürüm! Bakalım bu konuda Apo ne diyecektir. Ülkemizi İmralı’dan yöneten akil ve katil Apo’nun fikir ve görüşleri, Mısır ve Mursi konusunda vereceği direktifler Tayyip hükümeti için son derece önemlidir. Apo ileriyi iyi gören bir katildir, ona mutlaka sorulmalıdır! Belki dün sormuşlardır, belki bugün soracaklardır!

Kaynak: sozcu.com.tr ... »

06.07.2013 2379
Milyar dolarlık ihalelerde ‘üç silahşör’ler öne çıktı

Başbakan’a yakınlığı ile bilinen Nihat Özdemir’in başında olduğu Limak Holding Cengiz ve Kolin’le birlikte Türkiye’nin önde gelen özelleştirme ihalelerini kaptı

Sayime BAŞÇI / Sözcü

Son 5 yılda 3’üncü köprüden 3’üncü havalimanına, elektrik dağıtım şirketlerinden otoyollara pek çok alanda milyarlarca dolarlık özelleştirme ve YİP ihalesi yapıldı. Hükümete yakın isimlerin öne çıktığı ihale süreçlerinde, bir dönem Fenerbahçe’de yöneticilik de yapan ve Başbakan Erdoğan’a yakınlığı ile bilinen Nihat Özdemir’in başında olduğu Limak Hoding ve Cengiz-Kolin üçlüsü, 3’üncü havalimanı, BEDAŞ, Yusufeli Barajı gibi büyük bedelli tüm ihaleleri alarak ihalelerin 3 silahşörleri oldu.

Çıkışı Tekel’le başladı

Bitlisli olan Özdemir’in şirketi Limak’ın özelleştirme ihalelerinde sahneye çıkışı 2004 yılındaki Tekel ile oldu. Tekel Alkollü İçkiler’in özelleştirildiği dönemde Limak Holding 292 milyon dolarlık ihaleyi 4 ortaklı bir konsorsiyum ile aldı. İhalelere çoğunlukla Cengiz ve Kolin İnşaatla giren Limak Holding, 2007 yılındaki Sabiha Gökçen Havalimanı ihalesine ise GMR Infrastructure L.T.D- Malaysia Airport Holding’le birlikte girdi. 3 milyar dolarlık ihalede Limak, 1 milyon dolarlık jest artırımı yaparak Sabiha Gökçen Havalimanı’nın 20 yıllık işletmesini 3.1 milyar dolara aldı. Limak-Cengiz-Kolin üçlüsünün en büyük montanlı ihalesi ise geçtiğimiz mayıs ayında yapılan 3’üncü havalimanı projesi oldu. Konsorsiyuma MAPA- Kalyon şirketlerini de alan 3 ortak KDV dahil 26 milyar euroluk ihaleye imza attı.

3’üncü köprü IC’nin

Enerji ve havalimanı yatırımlarında öne çıkan bir diğer firma ise IC İçtaş. İbrahim Çeçen’in başında bulunduğu holdingin en büyük projesi geçtiğimiz yıl ihale edilen 3’üncü köprü projesi. 2.5 milyar dolara mal olması beklenen projeyi Astaldi ortaklığı ile alan İçtaş, 2015’te teslimat söz verdi. Şirketin diğer önemli ihaleleri arasında 575 milyon dolarlık Trakya Elektrik Dağıtım AŞ, 144 milyon dolarlık Giresun havalimanı ve Kütahya Havalimanı ihalelerine de adını yazdırdı.

Elektrik dağıtım ihalelerinde öne çıkan isimse Sabancı Holding kuruluşlarından Enerjisa oldu. 2009 yılında Başkent Elektrik Dağıtım’ı 1 milyar 225 milyon dolara alan Enerjisa, Tedaş’a ait İstanbul Anadolu Yakası Elektrik Dağıtım’ı 1 milyar 227 milyar dolara, Toroslar Elektrik Dağıtım’ı da 1 milyar 725 milyon dolara satın aldı.

17 yılda 202 kuruluş satıldı

1986 yılından itibaren sadece özelleştirme çalışmaları kapsamında bugüne kadar 202 kuruluşta tamamen veya hisse satışı yapıldı. Bu kuruluşların 192’sinde hiç kamu payı kalmadı. 1986 yılından bugüne kadar gerçekleştirilen özelleştirme uygulamalarının toplam tutarı ise 51,3 milyar dolar düzeyine ulaştı. Bir bölümü vadeli ve döviz cinsinden gerçekleştirilen bu hisse senedi ve varlık satış işlemlerinden Mart 2013 itibariyle 44,7 milyar dolar net giriş sağlandı.

Kaynak: sozcu.com.tr ... »

06.07.2013 2378
ABD Basını: Türkiye hava ve uzay ateş gücünü geliştiriyor

ABD Basını iddialı Türkiye’nin ulusal hava ve uzay ateş gücünü eş zamanlı geliştirme çabasıında olduğunu bildirdi. Sivil, Askerî, Ticari Havacılık ve Uydu iletişimiyle ilgili yayın yapan Spacenews’in haberi şöyle:

Türkiye, büyük ölçüde kendi imkân ve kabiliyetleriyle geliştirdiği çeşitli eş zamanlı programlar aracılığıyla hava ateş gücünü en üst düzeye çıkarmayı amaçlıyor.

Bu konudaki en iddialı program, ülkenin F-X adı verilen ilk millî savaş uçağının yabancı teknik destekle yerel olarak tasarlanması, geliştirilmesi ve yapılmasını kapsıyor.

Türkiye’deki satın alma yetkilileri F-X’i üretme planlarını şekillendirmesine yardım etmesi için kısa bir süre önce JAS 39’un yaratıcısı olan İsveçli Saab şirketinden destek almaya karar verdi. Türk mühendisleri, Saab’ın yardımıyla Savunma Sanayii Müsteşarlığı üst yönetimine sunulmak üzere üç model hazırladı.

Taslak plana göre millî savaş uçağının ilk uçuşunu, Türkiye Cumhuriyeti’nin 100. kuruluş yıl dönümü olan 2023’te yapması planlanıyor. Üretim 2021’de başlayacak. Hava Kuvvetlerine teslimatların 2025-2035 yıllarında yapılması planlanıyor.

Savaş uçağı filosu ABD yapımı uçaklardan oluşan Türkiye, F-35 müşterek saldırı uçağını satın almayı planlıyor. Bir satın alma yetkilisi, “F-35 ana hava gücü varlığı olurken Türk muharip uçağı onu tamamlayacak.” dedi.

Ocak ayında Savunma Sanayii Müsteşarlığı, artan maliyetler ve teknolojik aksaklıklar gerekçesiyle başlangıçta iki F-35 uçağının satın alınması planlarını ertelediğini açıkladı fakat uzun vadede 100 adet F-35 satın alma niyetinde olduğunu belirtti. Türkiye, ABD liderliğindeki F-35 konsorsiyumunun dokuz üyesinden biri.

Türkiye, Türk Havacılık ve Uzay Sanayii A.Ş’nin (TUSAŞ) geliştirmek için çalıştığı çeşitli insansız hava araçlarına güveniyor. Şirket yakın bir zamanda Müsteşarlık ile yerli kaynaklar kullanılarak imal edilecek 10 Anka insansız hava aracı sistemine ilişkin bir anlaşma imzalayacak. Anka, TUSAŞ tarafından üretilecek ilk orta yükseklikli, dayanıklı insansız hava aracı. Daha iddialı bir program kapsamında insansız muharebe hava aracının geliştirilmesi söz konusu.

Bir Türk Hava Kuvvetleri yetkilisi, bu uçak programlarının planlanan birkaç uydu programıyla eş zamanlı olarak yürütülmesi gerektiğini ifade etti. Yetkili, “Hava ve uzay varlıklarımız arasında mükemmel düzeyde birlikte işlerlik tesis etmeyi amaçlıyoruz.” dedi.

Diğer bir iddialı program çerçevesinde azami menzili 2,500 km olan bir füzenin yapılması planlanıyor. Türk hükûmeti, 2011’de bu füzeyi geliştirme planlarını açıklamış fakat füzenin balistik füze mi Cruise füzesi mi olduğunu belirtmemişti. Programla ilgili az bilgi verilmesine rağmen Türk hükûmetinden bir bakan ocak ayında Türkiye’nin 800 km menzilli bir füze üretebileceğini teyit etmişti. Füzenin geliştirme anlaşması, TÜBİTAK SAGE ile imzalandı ve kurum önümüzdeki iki yıl içinde bir prototipi test edeceğini ifade etti. Türk yetkililer, bağımsız bir uydu fırlatma yeteneği arzusunda olduklarını ifade ederken füze programının askerî özellikleri açıklanmadı.

Hava Kuvvetleri bu yılın erken dönemlerinde, bünyesinde bir Türk uzay komutanlığının oluşturulmasıyla sonuçlanacak ulusal bir yol haritası hazırladı. Bunun ülkedeki uzayla ilgili satın almalarda ciddi bir artış yaratması bekleniyor. Uzay komutanlığı, 2023 yılına kadar tam işlerlik kazanacak.

Hava Kuvvetleri ilk adım olarak bir uzay grup komutanlığı kuruyor. Bu komutanlık, keşif, ihbar-ikaz, elektronik destek, konumlama seyrüsefer uydu komutanlıkları ile uydu fırlatma merkezi komutanlığından oluşan de facto bir “uzay gücü” birimi olacak.

Hava Kuvvetleri yetkililerine göre yol haritası kapsamındaki çalışmalar ve satın alma faaliyetleri bu servisin görüntü istihbaratı aracılığıyla hava koşulları ve coğrafi koşullardan bağımsız bir şekilde keşif ve gözlem yapma yeteneği kazanmasını sağlayacak.

Sistem, Hava Kuvvetlerinin yerli ve yabancı uydu faaliyetlerini izlemesine ve Türk uydu programlarını geliştirmesine olanak tanıyacak.

Savunma Bakanı İsmet Yılmaz, 3 Ocak’ta hükûmetin, Devlet tarafından işletilen füze üreticisi Roketsan ile yeni bir roket fırlatma sisteminin erken tasarım evresi konusunda müzakerelere başlayacağını açıkladı. Bakan’ın ifadesiyle, “Böylece askerî ve sivil uydular uzaya gönderilebilecek."

Yine ocak ayında Türkiye’nin tedarik konusundaki en üst düzey karar alıcısı, Savunma Sanayii Yönetim Kurulu, Göktürk-3 adlı sentetik açıklıklı radar uydu sisteminin yerli imkânlarla geliştirilmesi için TUSAŞ ile görüşmelere başlanmasını onayladı. ASELSAN ve TÜBİTAK sürece katkı sağlayacak. Göktürk-3 dünyanın her yerinden gece gündüz, her türlü hava koşulunda yüksek çözünürlüklü radar görüntüleri sağlayacak.

Türk ordusunun uzay temelli varlıklarının daha çok istihbarat, gözetleme ve keşif görevlerine hizmet etmesi amaçlanıyor.

Aralık ayında yörüngeye yerleştirilen Göktürk-2 gözlem uydusunda, yüzde 80 yerli teknoloji ve yüzde 100 yerli bir yazılım kullanılıyor. Türkiye’nin fırlatmayı planladığı serinin bir sonraki uydusu olan Göktürk-1 adlı optik görüntüleme uzay aracı şu an Telespazio ve Thales Alenia Space ile yapılan bir anlaşma çerçevesinde yapım aşamasında.

Burada bulunan bir uzay endüstrisi uzmanı, önümüzdeki beş yılda yapılacak uydu anlaşmalarının 2 milyar dolar tutarında olabileceğini ifade etti.

Kaynak: www.abhaber.com ... »
Ergebnisseiten: 1-10  <<  11  12  [13]  14  15  16  17  18  19  20  >>  21-30  31-40  41-50  51-60  61-70  71-80  81-90  91-100  101-110  111-120  121-130  131-140  141-150  151-160  161-170  171-180  181-190  191-200  201-210  211-220  221-230  231-240  241-250  251-260  261-270  271-280  281-290  291-300  301-310  311-320  321-330  331-340  341-350  351-360  361-370  371-380  381-390  391-400  401-410  411-420  421-430  431-440  441-450  451-460  461-470  471-480  481-482  
Gehe zum Eintrag Nr.  
Top
Mustafa Kemal Atatürk
... is turkish vision!
Home | Kontakt | Anmelden
Besucher: 13745425 (Heute: 9879)