Atatürk www.turkishvision.com
Home | Kontakt | Anmelden EnglishEnglish | TürkçeTürkçe | DeutschDeutsch
Home
Schreiben Sie Ihre Meinung hier >>>
Blogs
Aktuell
Anmelden
Registrierung
Passwort anfordern
Seite empfehlen
Kontakt
Email
Über uns
Suche
Saturday, 16. December 2017
Aktuell

17.10.2007 1272
ABD'de Başkan adayı senatörden Türkiye'ye sınır ötesi destek...

ABD'de 2008 başkanlık seçimleri öncesinde Cumhuriyetçi Parti'den başkan adaylığı için yarışan Senatör John McCain, ''PKK teröristlerinin Türkiye içine sızıp operasyon düzenlediği bir ortamda, Türklerin en azından bu duruma bir karşılık vermeyi planlamasının anlaşılabilir olduğunu'' söyledi.

Cumhuriyetçi Parti Arizona Senatörü McCain, Cumhuriyetçi Yahudi Koalisyonu adlı kuruluşun toplantısında yaptığı konuşmada, ''Iraklı Kürtlerle ve Türklerle, PKK'yı bastırma üzerinde çok çalışmak zorundayız. Bu, PKK'nın sınırdan Türkiye içine sızıp 20 Türkü öldürebildiği çok tehlikeli ortamda, Türklerin en azından bir karşılık vermeyi planlamamasını bekleyemezsiniz'' diye konuştu. McCain, Iraklı Kürtlerin de terör örgütü PKK'yı ortadan kaldırmanın kendi çıkarına olduğunu anlaması gerektiğini kaydetti.

''ŞU SIRADA ULUSAL ÇIKARLARIMIZA AYKIRI''

McCain, ABD kongresindeki Ermeni tasarısıyla ilgili olarak da, ''Dostlarım, 1915'te olan soykırımdı. Biz bunu kınıyoruz'' dedi. John McCain, ''Ancak ben ABD Başkanı olsaydım, Türkiye'yi kınayan bu tasarının geçirilmemesini kuvvetle savunacaktım'' dedi. 1915 olaylarının sorumlusunun Osmanlı İmparatorluğu olduğunu söyleyen McCain, ABD Başkanı olsaydı, ''tasarıyı geçirerek Türk halkını küstürmek ve radikal İslam'ın beslenmesine katkıda bulunmaktan büyük endişe duyacağını'' ifade etti.

Senatör McCain, 1915 olaylarının gerçekleştiğine şüphe olmadığını savunurken, ''Ancak tasarıyı geçirmek ve bile bile Türkleri küstürmek, şu sırada bizim ulusal çıkarlarımıza uymuyor'' dedi.

Kaynak: www.milliyet.com.tr ... »

16.10.2007 1271
Türkiye en çok beyin göçü veren ülkeler arasında

ANKA

Türkiye en çok beyin göçü veren ülkeler arasında Türkiye iyi eğitim gören her yüz kişiden 59'unu beyin göçü yoluyla dışarıya kaptırıyor. Beyin göçünün Türkiye ekonomisine yıllık maliyetinin 2-2.5 milyar dolar olduğu tahmin ediliyor.

Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu (TİSK) tarafından yayınlanan “Türkiye’de Araştırma?Geliştirme: Ne Durumdayız? Ne Yapmalıyız?” konulu araştırma, beyin göçünün Türkiye’nin kalkınmasını olumsuz yönde etkilediğini ortaya koydu. Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Teknoloji Araştırma Merkezi (TEKAM) Müdürü Prof. Dr. Muammer Kaya’nın yaptığı söz konusu araştırma, TİSK Yayınlarından çıktı. Araştırmada, Türkiye ve sanayisinin en önemli konularından biri olan Ar-Ge alanındaki pozisyonu çok net bir fotoğraf halinde yansıtılırken, uygulanması gereken politika ve önlemler de aynı açıklıkla gözler önüne serildi.

Araştırmada, plansız, kitlesel ve ucuz eğitim ile hem atıl ve niteliksiz işgücü yaratıldığı, hem de nitelikli beyinlerini kaybettiği vurgulanarak, “Gelişmekte olan ülkeler kıt ve hayati olan nitelikli insan gücünü kaybetmekte, yapılan beşeri yatırımlar boşa gitmektedir. Bugün profesyonel bir sporcu, sanatçı veya yönetici milyonlarca dolar karşılığında transfer olurken, nitelikli insanlar bedelsiz transfer olmaktadırlar” denildi.

İYİ EĞİTİM GÖREN HER 100 KİŞİDEN 59’U DIŞARI GİDİYOR

Beyin göçünün dünya çapında önemli bir sorun olduğu belirtilen araştırma sonuçlarına göre, Türkiye en fazla beyin göçü veren 34 ülke içinde 24. sırada yer alıyor. İyi eğitim gören her yüz kişiden 59’unu kaybeden Türkiye’de üniversitede okuyan gençlerin yüzde 73’ünün yurt dışında çalışmak ve yaşamak istiyor. Yurt dışında öğrenim sürdürenlerin ise yüzde 77’si ülkeye kesin dönüş yapmak isterken, Türkiye bugün iyi eğitim görmüş gençlerin sadece yüzde 41’ini elinde tutabiliyor.

YÖK’ün verilerine göre 24 bini Almanya’da, 15 bini ABD’de olmak üzere 50 binden fazla Türk genci yurt dışında eğitim görüyor. Türkiye, yurtdışına en çok öğrenci gönderen ülkeler arasında 11. sırada yer alıyor. ABD “olağanüstü araştırmacılara” her yıl 135 bin H1-B vizesi veriyor. ABD’ye göç eden nitelikli göçmenlerin Amerikan ekonomisine katkısının kişi başına yıllık 150 bin dolar düzeyinde olduğu hesaplanıyor.

BEYİN GÖÇÜNÜN MALİYETİ 2.5 MİLYAR DOLAR

Araştırmada, beyin göçünün Türkiye ekonomisine yıllık maliyetinin 2-2.5 milyar doları bulduğu tahminine yer verilerek, “Bu büyük maliyeti azaltmak için bakış açısı, politika ve altyapıda uygun şartlar yaratılmalıdır. Dönenlerin büyük bir kısmının yeterince verimli çalıştırılmamaktan dolayı “beyin küsmesi” ne uğradığını, “beyin mezarlığı” oluştuğunu görerek, gerekli tedbirleri almak ve ülkemize “tersine beyni göçü” yollarını açmak zorunludur” görüşü dile getirildi.

GÖÇ EDENLERİN YÜZDE 58’İ YÜKSEK ÖĞRENİMLİ

Araştırmada 1981?2000 yılları arasında ABD’ye ve OECD ülkelerine göç eden 25 yaş üstü Türklerin eğitim profiline de yer verildi. Buna göre, Türkiye’den ABD’ye giden 64 bin 780 Türk’ten 37 bin 785’i, Türkiye’den OECD ülkelerine göç eden 1 milyon 913 bin 782 Türk’ten 1 milyon 116 bin 275’i yüksek öğrenimli. ABD ve diğer OECD ülkelerine göç eden Türklerin yüzde 58’ini yüksek öğrenimli kişiler oluşturuyor.

TÜRKİYE’DE MÜHENDİSLİK-MİMARLIK EĞİTİMİNDE KAPASİTE FAZLA

Türkiye’de 2005-2006 öğretim yılında ÖSYM-YÖK verilerine göre, 36 bine yakın öğrenci devlet ve özel vakıf üniversitelerinde sanayi/ticaretin gelişmesi için mühendislik-mimarlık ve şehir plancılığı alanlarında eğitim görüyor. Üniversitelerin kontenjanlarının toplamına göre 30 bin 857’si devlet ve 4 bin 956’sı vakıf üniversitelerinde okuyor. Devlet 51 ve Vakıf Üniversiteleri 23 dalda Mühendislik-Mimarlık Eğitimi veriyor. Devlet Üniversitelerinde en fazla kontenjan Makine, İnşaat ve Ziraat Mühendisliğinde iken Vakıf Üniversitelerinde Bilgisayar, Endüstri ve Elektrik-Elektronik Mühendisliğinde bulunuyor. .

2005-2006 öğretim yılında Devlet ve Vakıf Üniversite kontenjanları birlikte dikkate alındığında yılda en fazla Makine (4431), İnşaat (3440), Ziraat (3095), Bilgisayar (2570), Endüstri (2443), Elektrik-Elektronik (2403), Mimarlık (1594), Jeoloji (1415), Kimya (1415), Gıda (1360), Çevre (1360) ve Maden (1030) Mühendisi yetiştiriliyor. Yıllık kontenjanı binin üzerinde 12 mühendislik dalı bulunuyor.

Araştırmada, Türkiye’nin mevcut 80’e yakın üniversitenin yanı sıra, 17 yeni üniversite daha açma kararının herhangi bir insan gücü planlama çalışmasına ve ihtiyaç analizine dayalı olmadığı, bu üniversitelerin yeterli alt yapıları ve nitelikli öğretim elemanlarının da bulunmadığına dikkat çekildi.

Kaynak: www.hurriyet.com.tr ... »

16.10.2007 1270
AB ülkeleri ve Türk vatandaşlarının vize muafiyeti

Dışişleri, Adalet Divanı'nın kararını, 'Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının AB ülkelerine vizesiz seyahat etmelerini ve Birlik üyesi ülkeler arasında serbest dolaşımlarını mümkün kılmıyor' diye yorumladı. Ne var ki bu yorum yerinde değil...

HAMDİ PINAR (Arşivi)

Türkiye ile Topluluk arasında 1963 yılında imzalanan Ortaklık Antlaşması ile başlayan ortaklık ilişkisi, Avrupa Toplulukları Adalet Divanı'nın (ATAD) her yeni kararlarıyla yeni bir boyut kazanmaktadır. Bu kararların en sonuncusu ise 20 Eylül 2007 tarihinde verilmiş olan 'Tüm ve Darı' kararıdır. Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı, bu tartışmalar konusunda 29 Eylül 2007 tarihinde bilgi eksikliğinden kaynaklanan bir açıklamasında "20 Eylül 2007 tarihli karar, bu konudaki bazı haber ve yorumların aksine, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının Avrupa Birliği ülkelerine vizesiz seyahat etmelerini ve birlik üyesi ülkeler arasında serbest dolaşımlarını mümkün kılmamaktadır" şeklinde bir görüş ortaya koymuştur.

Kararların gelişimi

Tarihsel süreç içinde ilk ATAD kararı olan ve 1987 yılında verilen 'Demirel' kararından 2007'deki en son kararla birlikte ATAD Türklerle ilgili olarak toplam 37 karar vermiştir.

ATAD'ın 1987 yılında verdiği ilk karar olan 'Demirel' kararından sonra 2000'deki 'Savaş' kararıyla Katma Protokol hükümlerinin dahi doğrudan etkilerinin olabileceğini kabul etmiştir. Ekim 2003 tarihli 'Abatay' kararıyla da Katma Protokol 41 ve 1/80 s. OKK 13. maddeleri geniş bir şekilde yorumlayarak bazı şüpheleri Türk vatandaşları lehine ortadan kaldırmıştır.

27 Eylül 2007 tarihli 'Tüm ve Darı' kararı ile ATAD yukarıdaki kararlarına paralel bir karar vermiştir. Ancak bu yeni kararla en önemli husus, 'Savaş' ve 'Abatay' kararlarından sonra tartışılan ilk girişte vizenin üye ülkenin yetkisinde olup olmadığı konusu artık bir tartışmaya yer bırakmayacak şekilde kesinleşmiştir.

Yerleşim yeri serbestisi ve hizmetin serbest dolaşımı

Yerleşim serbestisi; işletmeyle ilgili veya mesleki bir faaliyetin devamlı olarak üye devlet vatandaşı veya şirketi (firması) tarafından millî devlet dışında diğer bir üye devlette yerleşerek bu üye devletin vatandaşlarıyla aynı şartlar altında yapılması halinde gerçekleşir. ATAD bir kararında, yerleşim yeri serbestisinin her türlü serbest mesleğin icrasını, işletmelerin kurulmasını ve idaresini ve yavru şirketin, şubenin veya acentenin kuruluşunu kapsayacağını belirtmiştir.

Hizmetin serbest dolaşımı; kişilerin (işçilerin) serbest dolaşımını ve yerleşim serbestisini tamamlar. İşçilerin serbest dolaşımında işçi ve işveren arasında bağımlı bir iş ilişkisi varken, hizmetin serbest dolaşımında bu iş hizmeti sunan kişi tarafından bağımsız olarak yerine getirilir. Yerleşim serbestisinde gerekli olan ikametgâhın değiştirilme şartı hizmetlerin serbest dolaşımında aranmaz. Hizmetlerin serbest dolaşımında bizatihi hizmet geçici olarak sınıraşırı dolaşırken yerleşim serbestisinde hizmeti sunan gerçek veya tüzelkişiler yerleştikleri üye ülkenin ekonomilerine intibak ederler. ATAD m. 50'de de hizmetin serbest dolaşımından yararlanan hizmetlere örnek olarak işletmelere ait hizmetler, ticari hizmetler, zanaatkârlara ve serbest meslek sahiplerine ait hizmetler olarak sayılmıştır. ATAD kararlarına konu olan hizmetlerin başlıcaları:

Televizyon yayınları, hukukî müşavir olarak çalışma, sigortacılık, kıymetli evrak hizmetleri, iş bulma aracılığı, hukukî danışmanlık, inşaat işlerinin yerine getirilmesi, turizm rehberliği, şans oyunları, reklam, özel güvenlik hizmetleri, temizlik hizmetleri, turizm, tedavi ve öğrenim amacıyla yapılan seyahatler veya iş gezileri gibi.

Topluluk ile Türkiye açısından konunun değerlendirilmesi:

ATAD'ın 11 Mayıs 2000 tarihli 'Savaş' kararı, topluluk ve Türkiye arasında yerleşim serbestisi ve hizmetlerin serbest dolaşımı alanındaki düzenlemelere ilişkindir. 22 Aralık 1984 tarihinde bir aylık vize ile Savaş çifti İngiltere'ye ziyaretçi olarak gitmiş ve daha sonra izinsiz bir şekilde değişik alanlarda ticaretle uğraşmışlardır. Yetkili makamlar 1994 yılında Savaş çiftinin sınır dışı edilmesini kararlaştırmıştır. Çünkü İngiliz kanunlarına göre bir yabancı, ancak kesintisiz ve yasal olarak 10 yıl ikamet ediyorsa veya yasal olmasa bile kesintisiz 14 yıl İngiltere'de yaşamışsa süresiz oturma izni alabilir.

Başvuru üzerine davayı inceleyen ATAD kararında hizmetlerin serbest dolaşımı ve yerleşim serbestisi açısından topluluk ile Türkiye arasındaki ortaklık ilişkisinde çok önemli tespitlerde bulunmuştur.
İlk kez bu davayla topluluk ve Türkiye arasında imzalanan ve 1 Ocak 1973 tarihinde yürürlüğe giren Katma Protokol m. 41'in doğrudan etkisi kabul edilmiştir. Bu maddeye göre, taraflar, aralarında, yerleşim serbestisi ve hizmetin serbest dolaşımına ilişkin yeni kısıtlamalar getirmeyeceklerdir.
Bunun sonucu olarak üye devletler, Katma Protokol'ün yürürlük tarihinden önce geçerli olan ve yerleşim serbestisi ve hizmetlerin serbest dolaşıma ilişkin ulusal hukuklarındaki şartlardan daha ağır ve kısıtlayıcı yeni şartları, Türk vatandaşlarına karşı uygulanamayacak, yani Türkler açısından lehe olan hükümler dikkate alınacaktır (Stillhalteklausel).

'Tüm ve Darı' kararı

20 Eylül 2007 tarihli bu kararla ATAD, yukarıda anlatılan 'Savaş' kararındaki hususlar dışında Türk vatandaşlarının lehine hayatî öneme sahip bir görüş benimsemiştir. Zira davaya konu olayda iki Türk vatandaşından biri Veli Tüm 2001 yılında Almanya'dan İngiltere'ye, Mehmet Darı ise 1998 yılında Fransa'dan İngiltere'ye geçmiş ve sığınma başvurusunda bulunmuşlardır. Uzun bir süreçten sonra başvuruları mahkemelerce de reddedilen Türk vatandaşları, bunun üzerine Katma Protokol m. 41'in kendilerine uygulanmasını talep etmişlerdir. Bunun üzerine temyiz aşamasının en son merciî olan House of Lords bu konunun açıklığa kavuşturulması için ATAD'a başvurmuştur.

'Savaş' kararından sonra İngiliz hükümetinin elinde tek bir savunma aracı bulunmaktaydı. İngiliz hükümeti, ATAD'ın bazı kararlarını da emsal göstererek, hangi amaçla olursa olsun ilk seyahatlerde yabacılar için izin verip vermeme yetkisinin ülkenin kendi elinde olduğu savunmuştur. Yani kanunî yollarla (vize alarak) ülkeye (İngiltere'ye) girmemiş bir Türk vatandaşının Katma Protokol m. 41'e dayanamayacağı belirtilmiştir.

İngiliz hükümetinin bu savunmasını reddeden ATAD ilk kez bu konuya açık ve kesin bir dille şu şekilde cevap vermiştir: Katma Protokol m. 41/1 hükmü gereği kabul edilen lehe olan hükümlerin uygulanması (Stillhalteklausel) ilk girişte de dikkate alınmak zorundadır. Bir diğer ifade ile Katma Protokol'ün yürürlüğe girdiği tarihte AB üyesi olan bir ülke Türk vatandaşları için vize alma şartı aramıyor ama daha sonra vize şartı getirmiş olsa bile, artık bu ağır ve kısıtlacıyı kurallar Türk vatandaşlarının yerleşim yeri serbestisi ve hizmetin serbest dolaşımında dikkate alınmayacaktır.
ATAD'ın 'Savaş' ve 'Tüm ve Darı' kararları AB üyesi ülkelerin tek tek ele alınıp Katma Protokol'ün yürürlüğe giriş tarihi olan 1 Ocak 1973'e göre o üye ülkedeki önceki ve sonraki düzünlemeleri karşılaştırıp, o üye tarafından iç hukuk düzenlemelerinde yeni bir sınırlama getirilip getirilmediğine bakmak gerekir. Katma Protokol 23 Kasım 1970 tarihinde Türkiye dışında topluluk üyeleri Almanya, Fransa, Belçika, İtalya, Hollanda ve Lüksemburg tarafından imzalamıştır. Topluluğa Danimarka, İngiltere ve İrlanda 1973'te, Yunanistan 1981'de, Portekiz ve İspanya 1986'da ve Finlandiya, Avusturya ve İsveç 1995 yılında üye olmuştur. Ayrıca son yıllardaki Doğu Avrupa ülkeleri açısından bu ülkelerin üyelik tarihleri dikkate alınmalıdır.

Yrd. Doç. Dr. Hamdi Pınar, LL.M.: Başkent Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim üyesi

Kaynak: www.radikal.com.tr ... »

16.10.2007 1269
İşte Türkiye'nin ABD'ye karşı stratejik kozları

ABD'deki Stratejik ve Uluslararası Etüdler Merkezi (CSIS) uzmanlarından Anthony Cordesman, kongredeki Ermeni tasarısının, ABD'ye karşı bölgede yeni bir ''bölgesel kızgınlık'' yaratmaktan başka işe yaramadığını söyledi.

''Ermeni tasarısı ve Türkiye'nin Irak'taki tepkisi'' başlığını taşıyan bir rapor yayınlayan Cordesman, bu kez yaptıklarıyla bölgedekilerin şimşeklerini üzerine toplayan tarafın, Amerikan yönetimi yerine kongresi olduğunu belirtti.

Cordesman, ''Türkiye'nin Irak'ta ne yapacağı veya yapmayacağı, ya da Ermeni tasarısının bu duruma etkisi pek açık değil. Ancak, eğer Türkiye kuzey Irak'a asker gönderirse ABD, aşırı tepki göstermeme konusunda dikkatli olmalı'' dedi.

Irak'ın egemenliği ve Kürt bölgesinin güvenliğinin, Irak'ın terör örgütü PKK problemine çözüm bulmasını gerektirdiğini, bu çerçevede de ABD'nin, Türkiye'nin Irak'a girmesini istemediğini belirten Cordesman, ''Türkler'in ne kadar derine gireceği, ne kadar büyük bir kuvvet kullanacağı, ne yapacağı ve ne kadar kalacağı belli değil. ABD, Iraklı Kürtler ve Irak hükümetinin, bu tutumu protesto etme hakkı var'' dedi.

Ancak Türkiye'nin kuzey Irak'a girmesinin, ABD'nin savunduğu gibi ''bölgeyi daha da istikrarsızlaştırmaya'' katkıda bulunmak yerine, ''olumlu bile olabileceği'' yorumunu yapan Cordesman, ''belki bu sayede Iraklı Kürtler, bağımsızlık veya ileri düzeyde bir otonomi peşinde koşmaktansa, Iraklı olarak kalmanın daha iyi olduğunu anlamaları sağlanabilir'' ifadelerini kullandı.

Cordesman, ABD Irak'ta dikkatini mezhep savaşına vermişken, Iraklı Kürtler'in, Araplar ve Türkmenler üzerinde ve diğer alanlarda kontrolü ele geçirme çabalarını gözden kaçırıyor olabileceğine dikkati çekti ve Iraklı Kürtler'in, Kerkük'ten sonra Musul'da da zayıf noktalarda kontrolü ele alma çabalarını ilerlettiğini kaydetti.

Raporunda, Türkiye'nin Irak'ta ABD'ye verdiği desteği madde madde ortaya koyan Cordesman, bunları şöyle saydı:

-Türkiye'den Irak'a, Habur sınır kapısından giren yakıt, kilit bir destek. Yüzde 74 hava kargosu, İncirlik'ten geçiyor. Almanya'daki üsten askeri kargo uçağı getirmek yerine, İncirlik'e konuşlandırılan 6 adet C-17 askeri kargo uçağı, Amerikan hükümetine yılda 160 milyon dolar kar sağlıyor.

-KC-135 tanker uçakları, İncirlik'ten uçuyor ve Irak ve Afganistan'daki Amerikan askeri uçaklarına 35 milyon galon yakıt sağlıyor.

-Koalisyon güçlerinin kullandığı yakıtın yaklaşık yüzde 25'i, Habur'dan giriyor.

-Iraklı tüketicilerin kullandığı yakıtın yüzde 29'u Türkiye'den giriyor. 250 bin tanker ve 1.6 milyar galon yakıt Habur'dan sağlanıyor.

-Irak'ın yiyecek ve su ihtiyacının yüzde 19'u Türkiye'den geliyor.

-Halen Irak ve Afganistan'daki operasyonlar için askeri uçuş izni ve desteğini Türkiye sağlıyor.

-Kuzey Irak'ın elektriğinin 270 megavatı Türkiye'den geliyor. Türkiye bunu 1000 megavata çıkaracak.

-20 binden fazla Türk 2004'ten bu yana Irak'ta çalıştı. 150 kamyon şoförü isyancıların saldırılarında hayatını kaybetti. Halen 1000 Türk şirketi Irak'ta aktif.

-Türkiye, Ocak-Şubat 2007'de, İncirlik'te 32 F-16'nın geçici konuşlandırılmasını onayladı. Amerikan ekibe, eğitim ve deneyim imkanı sağladı. Mayıs 2007'de rotasyonla gelen ekibe de aynı imkanlar sağlandı.

-Türkiye, Irak'taki koalisyon güçleriyle çalışan 16 Amerikan donanma gemisinin 2006'da Türk limanlarında ağırladı. 6 gemi, 'Karadeniz'e ve Karadeniz'den' Türk boğazlarını kullanarak geçti. 8-10 limanın 2007'de kullanılması söz konusu.

AA

Kaynak: www.zaman.com.tr ... »

16.10.2007 1268
FT Almanya: Türkiye, Avrupa'nın kurtarıcısı olabilir

Financial Times Deuthland gazetesi, “Türkiye merkez ve Doğu Avrupa'nın kurtarıcısı olabilir'' diye yazdı.

Gazete, Lizbon Konseyi'nin yaptığı son araştırmaya dayandırdığı haberinde, Avrupa’da doğum oranındaki düşüşün iş gücüne ihtiyacı doğuracağını yazdı. Bu noktada genç nüfuslu Türkiye can simidi olarak gösterildi.

Araştırmada 2035 yılında Türkiye'de çalışan sayısının yüzde 35 oranında artması beklenirken Doğu Avrupa'da yüzde 16 lık bir gerileme olacağı tahmini yapıldı. Gazete bu araştırmanın Türkiye’nin üyelik sürecinde elini kuvvetlendireceğini ekledi.

Kaynak: www.abhaber.com ... »
Ergebnisseiten: 1-10  11-20  21-30  31-40  41-50  51-60  61-70  71-80  81-90  91-100  101-110  111-120  121-130  131-140  141-150  151-160  161-170  171-180  181-190  191-200  201-210  211-220  221-230  <<  [231]  232  233  234  235  236  237  238  239  240  >>  241-250  251-260  261-270  271-280  281-290  291-300  301-310  311-320  321-330  331-340  341-350  351-360  361-370  371-380  381-390  391-400  401-410  411-420  421-430  431-440  441-450  451-460  461-470  471-480  481-482  
Gehe zum Eintrag Nr.  
Top
Mustafa Kemal Atatürk
... is turkish vision!
Home | Kontakt | Anmelden
Besucher: 13762717 (Heute: 96)