Atatürk www.turkishvision.com
Home | Kontakt | Anmelden EnglishEnglish | TürkçeTürkçe | DeutschDeutsch
Home
Schreiben Sie Ihre Meinung hier >>>
Blogs
Aktuell
Anmelden
Registrierung
Passwort anfordern
Seite empfehlen
Kontakt
Email
Über uns
Suche
Friday, 23. February 2018
Aktuell

16.10.2007 1262
'Türk tankı, dünyanın en iyi atış kontrol sistemine sahip olacak'

Savunma Sanayii Müsteşarı Murad Bayar, Türkiye'nin üreteceği milli tankın, dünyanın en iyi atış kontrol sistemine sahip tankı olacağını söyledi.

Bayar, ''Türkiye'nin milli gururu'' olarak nitelediği milli görev bilgisayarını ise sadece helikopterler için değil, insansız hava araçları dahil, bütün hava araçlarında kullanmayı amaçladıklarını vurguladı.

Ayrıca MKEK'in, bir kaç yıldır, özgün bir modern piyade tüfeği üzerinde çalıştığına işaret eden Bayar, ''MKEK modern, hafif ve kullanışlı bir piyade tüfeği üretmeyi amaçlıyor. Buradan iyi bir sonuç alınacağını düşünüyoruz'' dedi.

Savunma Sanayii Müsteşarı Bayar, savunma sanayindeki projelerin son durumu konusunda, AA muhabirinin sorularını yanıtladı.

Türk savunma sanayinin, 'yüksek teknoloji' içeren ağır silahları üretme kapasitesine ulaştığını belirten Bayar, Milli Tank Projesi konusunda bilgi verirken, Türkiye'nin geliştireceği tankın, dünyadaki en yeni geliştirilen tank olacağını belirtti.

Bayar, ''Bu tankın atış kontrol sistemini ASELSAN geliştirecek, tank konusundaki teknik işbirliğini Güney Kore ile yapacağız. Milli tank konusunda, Otokar ile sözleşme görüşmeleri devam ediyor. Bizim hedefimiz bu yılın sonundan önce Otokar ile Milli Tank Geliştirme sözleşmesini imzalamaktır. Bu proje çok geniş kapsamlı bir projedir'' şeklinde konuştu.

Milli tank projesinde, 2012 yılına kadar projenin bitmesi ve ardından seri üretime geçiş hedefleniyor.

Proje kapsamında 250 tankın üretimi amaçlanırken, milli tank, bir çok özelliğiyle mevcut 3. nesil tanklardan daha ileri teknolojiye sahip olacak.

-MİLLİ GÖREV BİLGİSAYARI...-

Bayar bu arada, Türkiye'nin özgün savunma sanayi ürünleri konusunda önemli ilerlemeler sağladığını ve bunun en son örneğinin, tamamıyla Türk mühendisleri tarafından geliştirilen Milli Görev Bilgisayarı olduğunu vurguladı.

Bayar, ''Milli Görev bilgisayarı projesi, ATAK projesinin bir ön projesi olarak 2004 yılında başlatıldı. 3 yıldır devam eden projede yüzlerce Türk mühendisi görev aldı'' dedi.

ATAK projesindeki taarruz helikopterinin, her şekilde milli görev bilgisayarı tarafından komuta ve kontrolünün sağlanmasını amaçladıklarını vurgulayan Bayar, ASELSAN tarafından üretilen milli görev bilgisayarının taarruz helikopterlerine entegrasyonu çalışmalarının da, başarıyla tamamlandığını ifade etti.

-''FÜZE, HEDEFİ BAŞARIYLA VURDU''

Bayar, Milli Görev Bilgisayarının, taarruz helikopterlerine entegre edilmesi ve atış sisteminin başarıyla test edildiğini belirtirken, ''bununla ilgili ilk yapılan testlerde, helikopter üzerine entegre edilen milli görev bilgisayarı kontrolündeki silah sisteminden atılan tanksavar füze, hedefi başarıyla vurdu'' dedi.

Türk sanayinin kendi özgün milli görev bilgisayarını geliştirebileceğini kanıtladığını belirten Müsteşar Bayar, ''bu donanım ve yazılım olarak tamamıyla Türkiye'nin görev bilgisayarıdır, Milli Görev Bilgisayarı, Türkiye'nin, savunma sanayinde milli gururu olacak, Milli görev bilgisayarını, sadece helikopterler için değil, insansız hava araçları dahil, bütün hava araçlarında kullanmayı amaçlıyoruz'' şeklinde konuştu.

Taarruz helikopterine ASELSAN, TAI ve TÜBİTAK MAM tarafından geliştirilen milli görev bilgisayarı ve yazılımlarının entegrasyonu çalışmaları; testlerde, helikopter üzerine entegre edilen milli görev bilgisayarı kontrolündeki silah sisteminden atılan tanksavar füzenin hedefi başarıyla vurmasıyla tamamlanmış oldu.

Türk mühendislerince geliştirilen görev bilgisayarı ve yazılımları helikopter üzerindeki seyrüsefer, haberleşme, elektronik harp, hedef tespit, platform yönetimi ve silah yönetimi fonksiyonlarını bir bütün olarak yönetmekte ve pilotlara dijital kokpit üzerinden kumanda imkanı veriyor.

Görev bilgisayarı, dost düşman ayırma gibi çok stratejik ve hayati konularda tamamıyla özgün bir teknoloji vadediyor.

-ATAK HELİKOPTER PROJESİ-

Taarruz-Taktik/Keşif helikopteri projesine de (ATAK) değinen Bayar, ATAK projesinde, ilgili şirketlerden ilgili ülkelerden ihraç lisanslarının alınması sürecinde olduklarını, Aralık ayı sonuna kadar ihraç lisans sürecini tamamlayarak, sözleşmeyi fiilen yürürlüğe sokmayı amaçladıklarını belirtti.

Kara Kuvvetleri Komutanlığının (KKK) ihtiyacının karşılanmasına yönelik ATAK Projesi çerçevesinde, 51 adet ( 41 adet opsiyonel taarruz taktik/keşif helikopteri temin edilecek.

TAI'nin ana yüklenici olduğu programda Aselsan ve İtalyan AgustaWestland alt yüklenici olarak görev alıyor.

Söz konusu projede helikopterlerin ana gövdesi İtalyan ortağın tasarımı iken, silah ve seyrüsefer sistemlerini idare edecek ana bilgisayar sistemi ile termal görüş ve nişangah sistemleri ise yüzde 100 yerli olarak ASELSAN ve TÜBİTAK Mam tarafından geliştirildi.

TAI, helikopterlerin yeni konfigürasyonunun fikri mülkiyetine ortak olmasının yanı sıra, ''nihai montaj'' ve ''uçuş işlemleri'' de dahil olmak üzere bütün gövde üretimi için dünyada tek kaynak oldu. TAI ayrıca helikopterlerin, İtalya ve İngiltere dışında tüm dünya ülkelerine satış hakkına da sahip.

-BARIŞ KARTALI PROJESİ...

Türk savunmasında önemli bir yer tutması beklenen Erken Uyarı Sistemine ilişkin çalışmaların da, gecikmeli de olsa sürdüğüne dikkati çeken Bayar, bu konudaki son gelişmeler konusunda şunları söyledi:

''Türkiye'nin 'Barış Kartalı' programı kapsamında Boeing tarafından üretilen, 737 Havadan Erken Uyarı ve Kontrol (AEW&C) uçağı projesinde, Boeing firması ile görüşmelerimize devam ediyoruz. Projeyle ilgili olarak, yeni proje takvimi ve sözleşmeden doğan gecikmenin etkileri ne olacak, bu konuları görüşüyoruz. Bu görüşmelerde bir ilerleme kaydettik.

Temmuz ayında ilk teslim edilmesi gerekiyordu, ancak bu teslim edilemedi ve biz bu nedenle, sözleşme gereğince haklarımızı korumak için atmamız gereken adımları atıyoruz. En erken yıl sonunda görüşmelerin bir noktaya varacağını düşünüyoruz.

Bizim alacağımız AWACS uçağı, ABD'nin ve NATO'nun kullandığı uçaklardan daha ileri bir teknolojiye ve yeni bir tasarıma sahip olacak.''

737-700, 21. yüzyıl aviyonikleri, seyir ekipmanı ve uçuş güvertesi özelliklerini taşıyor. İleri teknolojisi sayesinde, uçağın bakım süresi minimum düzeyde. 737 serisi dünya çapında tedarikçi, parça ve destek ekipman üssüne sahip. Uçak aynı zamanda Northrop Grumman'ın entegre ''düşman veya dostu tanıma'' kabiliyetine sahip Çok işlevli Elektronik Taramalı Radar anteniyle donanmış durumda. Sistem aynı zamanda, geleceğe yönelik maliyet-etkin yükseltme, kapsamlı bir iletişim seti ve havadan yakıt aktarım kabiliyeti için esnek, açık bir mimariye de sahip bulunuyor.

-PROJELERİN FİNANSMANI...

Türk savunma sanayinde, bu sene sonundan itibaren, projelere ciddi bir kaynak aktarmaya başlayacaklarını vurgulayan Bayar, ''çünkü gelecek yıl, Türk Savunma Sanayindeki önemli projelerin uygulamaya başlanacağı bir yıl olacak'' şeklinde konuştu.

Müsteşarlığın yürüttüğü savunma sanayi projelerinde, yılda 2,5 milyar dolarlık bir kaynağa sahip olduklarının altını çizen Bayar, projeleri finanse ettiklerini, bunun yanı sıra projeler geliştikçe, TUSAŞ, ASELSAN ve MKE gibi şirketlerin de yeniden yapılanma çalışmaları içinde bulunduklarını kaydetti.

Bayar, ''bizim, savunma sanayi şirketlerinden beklentimiz, Türk Silahlı Kuvvetler'in tüm ihtiyaçlarına cevap verecek, yüksek teknoloji ürünleri, sistemler, teçhizat, yazılımların seri üretimidir'' dedi.

-FÜZELER...-

Türkiye'nin füze çalışmalarını ROKETSAN'ın yürüttüğünü kaydeden Bayar, ROKETSAN'ın bu konuda tamamıyla özgün bir çalışma içinde bulunduğunu ifade etti.

Bayar füze çalışmaları konusunda şunları söyledi:

''ROKETSAN, orta ve uzun menzilli tanksavar projelerini başarıyla yürütüyor, önümüzdeki dönemde bunun prototipleri ortaya çıkacak. Hava savunma sistemleri konusunda da çalışmalar yürüten ROKETSAN, bundan sonra güdümlü füze çalışmalarına da ağırlık verecek.''

-YENİ PİYADE TÜFEĞİ ÇALIŞMALARI

Türkiye'nin dünyanın en büyük kara kuvvetlerine sahip olduğunun altını çizen Bayar, bu nedenle, başta piyade tüfeği olmak üzere, özgün silah teknolojilerini geliştirmesi gerektiğini vurguladı.

Makine ve Kimya Endüstrisi Kurumunun (MKEK), bir kaç yıldır özgün bir modern piyade tüfeği üzerinde çalıştığını vurgulayan Bayar, ''MKEK, modern, hafif ve kullanışlı bir piyade tüfeği üretmeyi amaçlıyor ve buradan iyi bir sonuç alınacağını düşünüyoruz'' şeklinde konuştu.

Şarjörsüz ağırlığı yaklaşık 5 kg olan G3 piyade tüfeği, günümüz tüfeklerinin ortalama özelliklerine sahip, yarı otomatik ve seri ateşleme yapabiliyor. Süngü desteği olan tüfek, değiştirilebilen şarjör sistemine sahip. G3, genellikle ağır, hantal bir tüfek olarak biliniyor. Ancak, yüksek isabet ve tahribat gücüne sahip bulunuyor.

-GÖZETLEME UYDULARI-

Türkiye'nin büyük bir askeri güce sahip ülke olarak, gelişmiş gözetleme sistemlerine de sahip olması gerektiğine vurgu yapan Bayar, bu konudaki çalışmaları konusunda şunları kaydetti:

''Görüntü hassasiyeti çok üst düzeyde olan bir gözetleme uydusu konusundaki ihale çalışmaları yürütülüyor. Bu ihale sonucu çok gelişmiş bir gözetleme uydusu temin edeceğiz.

Bu yeni gözetleme uydusu için yabancı bir firmayı ana yüklenici olarak seçeceğiz, ama yerli savunma sanayi şirketlerimiz de bu projede alt yüklenici olarak görev alacaklar.''

aa

Kaynak: www.zaman.com.tr ... »

16.10.2007 1261
Rice şaşkın: Umarım Kongre üyeleri ne yaptıklarının farkındadır

ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice, Ermeni tasarısının, İslam ile dünyanın geri kalanı arasındaki farklılıklarda köprü vazifesi gören demokratik müttefik Türkiye ile çok önemli ilişkiler üzerinde son derece olumsuz etkisi olacağı uyarısında bulundu.

Ortadoğu ziyareti sırasında, Kudüs'te, ABC televizyonuna bir demeç veren Rice, ABD Temsilciler Meclisi'nin gündemine kısa süre içinde getirilmesi öngörülen Ermeni tasarısıyla ilgili soruları da yanıtladı.

Rice, ''Kongre üyeleri umarım ne yapmakta olduklarına ciddi biçimde bakarlar ve hepimizin paylaştığı, 1915 olaylarıyla ilgili hoşnutsuzluklarını ifade etmede, bu tasarının dışında bir başka yol bulurlar. Hep söylemekte olduğumuz gibi bu tasarı, İslam ve dünyanın geri kalanı arasındaki farklılıklar arasında köprü vazifesi gören demokratik bir müttefikle, aşırı derecede önemli ilişkiler üzerinde çok olumsuz etki yaratacaktır'' ifadelerini kullandı.

Bu konuda, Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi'nin kendisi başta olmak üzere, bir çok kongre üyesiyle telefonda konuştuğunu anlatan Rice, ''2007 yılındayız. Demokratik müttefikimiz Türkiye ile çok iyi ilişkilere güveniyoruz. Osmanlı İmparatorluğu'ndan bahsetmiyoruz. Bu İslam ve dünyanın geri kalanıyla köprü vazifesi gören demokratik müttefikimiz Türkiye. NATO üyesi. AB'ye üyelik arayışındaki bir ülke. İnsan hakları üzerinde aktif bir şekilde çalışan, terörizmle savaşta, Irak ve Afganistan'daki güçlerimizin ihtiyaçları için elzem bir müttefik. 8 eski ABD Dışişleri Bakanı ve bir çok eski ABD Savunma Bakanı, dış politikadan anlayan bir çok siyasi isim, Türkiye ile ilişkilerimize zarar verecek bir şey yapılmamasının önemi hakkında konuştu'' dedi.

Rice, bu konunun herkes için çok duygusal bir mesele olduğunu belirtirken, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile telefonda konuştuğunu söyledi ve ''Onlara, bu meselenin, şu andaki Türk hükümetinin Amerikan halkı tarafından kınanması olmadığını anlatmaya çalıştım'' ifadesini kullandı.

AA

Kaynak: www.zaman.com.tr ... »

16.10.2007 1260
Ermeni tarihçiden Kongre'ye eleştiri: Konunun siyasallaşması sorunu çözmeyecek

Ünlü Ermeni tarihçi Ara Sarafyan, 1915'te yaşananların siyasileştirilmesinden şikayetçi.

ABD Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi, Ermeni iddialarını kabul eden bir tasarıyı kabul etmişti. Komitenin bu adımı, 1915'te yaşananlara ilişkin tartışmaları alevlendirirken ABD-Türkiye ilişkileri açısından yaralayıcı olmuştu.

İngiltere'de yaşayan Sarafyan, son günlerde yaşanan gelişmelere ilişkin Cihan'a kısa bir değerlendirme yaptı. Sarafyan, Ermeni olayının ele alınış itibariyle yanlış olduğunu ve böyle gitmesi durumunda daha da kötü ve içinden çıkılamaz sonuçların ortaya çıkabileceği yorumunda bulundu. Kendisini bir tarihçi olduğu ve olayın tarihi yönüyle ilgilendiğini anlatan Sarafyan şöyle konuştu: "Ben bir tariçiyim.1915 yılında meydaha gelen bu olayın tarihi yönünü araştırırım." Olayın siyasileştirilmesinden şikayetçi olan Sarafyan, "Siyasileştirilmeye devam edecek ve konu yakın zamanda daha da kötüleşecek. " ifadelerini kullandı. Ermeni tarihçi, 1915'te yaşananların açık ve tarafsız bir şekilde tartışılmasından yana olduğunu kaydetti.

CİHAN

Kaynak: www.zaman.com.tr ... »

16.10.2007 1259
Türkiye yabancı sermaye artışında basamakları koşarak çıktı

Türkiye en çok uluslar arası doğrudan yatırım çeken ülkeler sıralamasında 2006 yılında 7 basamak birden çıkarak 23'üncülükten, 16'ncılığa yükseldi.

Uluslararası Yatırımcılar Derneği (YASED), BM Ticaret ve Kalkınma Örgütü(UNCTAD)'nün tüm dünyada eş zamanlı olarak yayımlanan "2007 Dünya Yatırım Raporu"nu açıkladı. Rapora göre, Türkiye, en çok uluslararası yatırım çeken ülkeler arasında 16., en çok uluslararası yatırım yapan ülkeler arasında 51., en fazla uluslar arası doğrudan yatırım stoku olan ülkeler arasında ise 27. oldu. Dünya genelinde uluslararası doğrudan yatırım girişleri 2006 yılında, bir önceki yıla göre yüzde 38 artışla, 1.3 trilyon dolara ulaştı. Dünya genelinde en çok uluslar arası doğrudan yatırım çeken ülkeler ABD ve İngiltere oldu. 2005 yılında 23. sırada yer alan Türkiye, 2006'da 20.1 milyar dolarlık doğrudan yabancı sermaye yatırımı ile 16. sıraya yükseldi. Türkiye, gelişmekte olan ülkeler arasında ise bu kategoride 5. sırada yer aldı.

Kaynak: www.zaman.com.tr ... »

16.10.2007 1258
Dünyaya yön verenlerin yarısından fazlası Yahudi

ABD'nin etkili moda kültür dergilerinden Vanity Fair, geleneksel "2007 dünyada en etkili 100 kişi" listesini, ekim sayısında yayınladı.

Dünyada siyaset, finans, medya, sanat ve edebiyata yön veren kişilerin yer aldığı listenin yüzde 51'i Yahudilerden oluşuyor. Medya patronu Rupert Murdoch'ın zirvesinde olduğu listede, ikinciliği Apple ve Pixar'ın kurucusu Steve Jobs alıyor. Listedeki en yüksek yerdeki Yahudilerden üçüncü sıradaki, Google'ın kurucu ortakları Sergey Brin ve Larry Page. Bazı eleştirmenlere göre ise liste, Amerikalı Protestan "establishment" ile Yahudiler arasında orantılı bir denge gözetiyor. Listeye girmeyi başaran 3 politikacı ise eski ABD Başkanı Bill Clinton, New York Belediye Başkanı Michael Bloomberg ve 2007 Nobel Barış Ödülü sahibi Al Gore. Cemal T. Demir, New York

'Yeni Düzen'in 100 sahibi listesindeki ilk 10 isim

1 - Rupert Murdoch - News Corp. sahibi (geçen yıl: 1)

2 - Steve Jobs - Apple, Disney ve Pixar (geçen yıl: 3)

3 - Sergey Brin ve Larry Page - Google (geçen yıl: 2)

4 - Stephen Schwarzman-Pete Peterson - Blackstone Group (geçen yıl: 34)

5 - Warren Buffett - Berkshire Hathaway (geçen yıl: 6)

6 - Bill Clinton - Clinton Foundation (geçen yıl: 7)

7 - Steven Spielberg - DreamWorks (geçen yıl: 10)

8 - Bernard Arnault - Moda kralı (Louis Vuitton, Fendi vs) (geçen yıl: 19)

9 - Michael Bloomberg - NYC Belediye Başkanı, Bloomberg LP (geçen yıl: 36)

10- Bill ve Melinda Gates - Bill&Melinda Gates Foundation (geçen yıl: 5)

Kaynak: www.zaman.com.tr ... »
Ergebnisseiten: 1-10  11-20  21-30  31-40  41-50  51-60  61-70  71-80  81-90  91-100  101-110  111-120  121-130  131-140  141-150  151-160  161-170  171-180  181-190  191-200  201-210  211-220  221-230  <<  231  232  [233]  234  235  236  237  238  239  240  >>  241-250  251-260  261-270  271-280  281-290  291-300  301-310  311-320  321-330  331-340  341-350  351-360  361-370  371-380  381-390  391-400  401-410  411-420  421-430  431-440  441-450  451-460  461-470  471-480  481-482  
Gehe zum Eintrag Nr.  
Top
Mustafa Kemal Atatürk
... is turkish vision!
Home | Kontakt | Anmelden
Besucher: 14177687 (Heute: 3962)