Atatürk www.turkishvision.com
Home | Kontakt | Anmelden EnglishEnglish | TürkçeTürkçe | DeutschDeutsch
Home
Schreiben Sie Ihre Meinung hier >>>
Blogs
Aktuell
Anmelden
Registrierung
Passwort anfordern
Seite empfehlen
Kontakt
Email
Über uns
Suche
Friday, 23. February 2018
Aktuell

15.10.2007 1247
AB fonlarıyla beyin göçü tersine döndü

Türkiye, beyin göçüyle yurtdışına kaptırdığı yetenekli bilim adamlarını geri kazanıyor. AB Komisyonu'nun desteklediği 'Araştırmacıların Dolaşımı' fonunun cazip imkânları, araştırmacıların Türkiye'ye dönmeleri için kapıları aralıyor.

Dünyanın saygın üniversitelerinde akademik çalışmalarını sürdüren Türk bilim adamlarından yaklaşık 40'ı, AB çerçeve programlarının sunduğu imkânlarla yurda döndü.

Bilkent Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Yard. Doç. Dr. Selim Aksoy, Türkiye'ye dönen isimlerden biri. ABD'de Washington Üniversitesi'nde 'Bilgisayarla Görme-Örüntü Tanıma' konulu doktora tezini tamamlamasının ardından Aksoy, özel bir şirketin Ar-Ge bölümünde ABD'nin NASA, Kara Kuvvetleri ve Ulusal Sağlık Enstitüsü gibi kuruluşları için projeler hazırlıyordu. Türkiye'de araştırma geliştirme imkânlarının arttığına işaret eden Aksoy, "Türkiye'de olmaktan memnunum. İlginç fikirleriniz varsa TÜBİTAK ve başka kurumlardan da destek bulmak kolaylaştı. Altyapı da her geçen gün değişiyor." diyor.

Amerika'da Stanford Üniversitesi'nde 7 yıl boyunca optik elektronik aygıtlar üzerine çalışan Bilkent Üniversitesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği Öğretim Üyesi Yard. Doç. Dr. Hilmi Volkan Demir de, 2004 yılında 'Araştırmacıların Dolaşımı' fonunu kullanıp Türkiye'ye gelenlerden. Doktorasını da Amerika'da yapan Demir, araştırmalarını Türkiye'de yürütmesinin sebebini "Türkiye'nin bu tür araştırmacılara çok daha fazla ihtiyacı var." diye özetliyor. Fondan yararlanmak isteyen bilim adamlarının 4 yıl yurtdışında çalışılmış olması, geri dönmeye karar verdiklerinde ise bir sanayi kuruluşu ya da üniversite gibi ev sahibi kuruluş bulması gerekiyor.

Ankara, aa

Kaynak: www.zaman.com.tr ... »

15.10.2007 1246
Skandalı MASAK ortaya çıkardı: Terörist ailelerine Avrupa ülkelerinden 300 euro maaş

Türkiye'de gerçekleştirdiği saldırılarda ABD menşeli silahlar kullandığı ortaya çıkan terör örgütü PKK'nın, dağdaki teröristlerin ailelerine her ay düzenli olarak para gönderdiği belirlendi.

Avrupa ülkelerindeki bankalardan örgüt militanlarının ailelerine düzenli olarak para yardımı yapan PKK'nın, bu ülkelerde faaliyet kendi kontrolündeki sözde yardım derneklerini ve sivil toplum kuruluşlarını kullandığı belirlendi. Son skandal Maliye Bakanlığı'na bağlı Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) tarafından ortaya çıkarıldı.

Star gazetesinin haberine göre geçtiğimiz yıl tutuklanan örgüt üyesinin üzerinden Euro çıkması üzerine, emniyet, MASAK'tan yardım istedi. MASAK da, örgüt üyesinin hesaplarını mercek altına aldı. Yapılan incelemede, örgüt üyesine Avrupa'da faaliyet gösteren bir yardım kuruluşundan para transferi yapıldığı belirlendi. Bunun üzerine, MASAK söz konusu yardım kuruluşunun, Türkiye'ye yaptığı tüm transferleri mercek altına aldı.

PARAYI ALIP EYLEM YAPIYORLAR

Yapılan incelemelerde, aynı yardım kuruluşunun terör örgütü ile bağlantısı bulunan 9 kişiye daha düzenli para transferi yaptığı belirlendi. MASAK, bu bulgular üzerine emniyet güçlerinden yardım alarak, PKK ile doğrudan bağlantısı olmayan ancak düzenli olarak hesaplarına yardım kuruluşundan para gönderilen kişileri araştırdı. Yapılan araştırmanın sonucunda, Avrupa'da faaliyet gösteren yardım kuruluşundan düzenli para alan 37 kişinin, birinci dereceden örgüt üyesi kişilerin akrabası olduğu tespit edildi. Maaş alan kişilerin, yurt içinde yapılan PKK yanlısı eylemlere karıştıkları da belirlendi.

MİKTAR DÜŞÜK TUTULMUŞ

MASAK tarafından para transferleri ile ilgili yapılan incelemelerde, Avrupa'daki yardım kuruluşlarından Türkiye'ye yapılan para transferlerin 200-300 Euro gibi düşük tutarlarda olduğu saptandı. Hesap hareketlerinde şüphe uyandırmamak için miktarların düşük tutulduğu saptandı. MASAK'ın sadece bir yardım kuruluşunu kullanarak yaptığı transferlerin, PKK tarafından Türkiye'deki örgüt yanlısı kişilere yapılan yardımların küçük bir bölümü olduğu tahmin ediliyor.

OPERASYON GENİŞLİYOR

MASAK, bu olayın ardından, Avrupa'daki yardım kuruluşları ve sivil toplum örgütlerinden yapılan tüm transferleri mercek altına aldı. Bu konuda, istihbarat birimleri, BDDK ve Merkez Bankası'ndan da teknik destek alınıyor. Derinleştirilen araştırmalar sonucunda, Türkiye'de PKK'dan para yardımı alan kişilerin tamamının tespit edilerek, PKK'ya parasal açıdan da büyük bir darbe vurulması planlanıyor.

Kaynak: www.zaman.com.tr ... »

15.10.2007 1245
Amerikan askerlerinin yaktığı Kur'ân-ı kerim, bulundu, incelenmek üzere uzmana gönderildi

Amerikan askerlerinin, Cumartesi günü Afganistan'ın Kunar eyaletindeki bir eve yaptıkları baskın sırasında yaktıkları ifade edilen Kur'ân-ı Kerîm'in yanmış sayfaları inceleniyor.

Soruşturmacılar, Kur'ânı Kerîm'in ne zaman yakıldığının belirlenmesi amacıyla yanık sayfaları test için Kabil'e gönderdi.

ABD ordusu askerlerinin mushaf yaktığı iddialarının doğru olmadığını ifade etti, fakat, olayla ilgili olarak soruşturma başlattı. Kunar polis yetkilisi Abdülcelil Celal, "Kur'ân'ın yanmış sayfaları ve küllerini, sayfaların o gece mi yoksa daha önce mi yakıldığının bulunması için başşehre, İçişleri Bakanlığı'nın soruşturma bürosuna gönderdik" dedi.

Narang bölgesinde gerçekleşen baskın esnasında Amerikan askerlerinin bir Kur'anı Kerim'i yaktığı gerekçesiyle bölge halkı sokaklara dökülmüş ve ana caddeyi saatlerce trafiğe kapatmıştı. Bölge sakinleri dün de Esadabad'da Amerikalı askeri yetkililerle tartışmış, Azim Han adındaki Afgan köylü de ABD heyetine, "Siz bizim dinimize hakaret ettiniz. Bizden ve tüm İslam aleminden özür dilemez ve bu terbiyesizliği yapanları yargılayıp cezalandırmazsanız biz de sizin karşı safınıza geçeceğiz. Bir isyan başlatacağız" demişti.

Amerikalı Yüzbaşı Jason Coughenour ise bir soruşturma başlatacaklarını ve iddiaları ciddi bir şekilde inceleyeceklerini söylemişti.

Kunar eyaletinde, Kuran-ı Kerim yakmakla suçlanan Amerikalı askerler büyük tepki görmüş halk protesto etmek için gösteri düzenlemişti.

Amerikan askerlerinin Kodu köyünde 4 zanlıyı gözaltına alması sırasında Kuran-ı Kerim'i yaktığı yönünde haberlere öfkelenen yüzlerce kişinin bir karayolunu birkaç saat trafiğe kapatarak gösteri yaptığını, Ramazan Bayramı dolayısıyla bölgede bulunan bazı parlamenterlerin olaya müdahale etmesiyle durum sakinleşmişti.

Kaynak: www.zaman.com.tr ... »

15.10.2007 1243
İsviçre’de minareye karşı 50 bin imza toplandı

İsviçre’de Olten Türk Kültür Ocağı’nın inşa edeceği minare ile ilgili tartışma aylardır sürüyor. Konunun tarafları SVP milletvekili Ulrich Schlüer ve Olten Türk Kültür Ocağı Basın Sözcüsü Mustafa Karahan NTVMSNBC’ye konuştu.

İSTANBUL - Avrupa’nın ortasında olmasına rağmen, Avrupa Birliği’ne girmeyen İsviçre’de “kara koyun” oyunundan sonra başlayan minareyi yasaklama girişimi tırmanıyor. İsviçre’de biri Zürih’te, diğeri Cenevre’de iki tane minareli cami var. İsviçre Halk Partisi (SVP), İsviçre’nin kanunlarını tehdit edici politik bir sembol olduğu iddiasıyla, minarelerin yasaklanması için mayıs ayında bir kampanya başlattı. Kampanyayla 100 bin imzaya ulaşılması ve konunun ülke genelinde referanduma getirilmesi amaçlanıyor. Altı ay sonunda 50 bine yakın imza toplandığı bildirildi. SVP, insan hakları ve inanç özgürlüğüne aykırı bulunan bu kampanyadan önce, genel seçime de ‘ırkçı’ bir propagandayla girmişti. Afişlerinde siyah koyunları İsviçre dışına atmaya çalışan beyaz koyunlara yer veren SVP bir de bilgisayar oyunu hazırlatıp, internet sitesine koymuştu. NTVMSNBC İsviçre’deki minare krizinde bugünkü durumu taraflarla; kampanyanın en iddialı savunucusu SVP Milletvekili Ulrich Schlüer ve bunun “ırkçı” olduğunu savunan Olten Türk Kültür Ocağı Basın Sözcüsü Mustafa Karahan’la konuştu.

Schlüer, 1997 yılında dönemin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın okuduğu şiirden, “Minareler süngümüz, kubbeler miğferimiz, camiler kışlamız, müminler askerimiz” sözlerine işaret ederek, “Minare dini-siyasi güç iddiasının bir sembolüdür. İslam, dini devletin üzerinde görüyor. Minare yasağıyla, anayasal çerçevede sosyal ve hukuki düzeninin sınırlandırma olmadan garanti altına alınması sağlanacaktır” açıklamasını yaptı

SVP Milletvekili Ulrich Schlüer

İSLAM SADECE İNANÇ DEĞİL BİR İDEOLOJİDİR

Ben camilere karşı değilim, minarelerin inşa edilmesine karşıyım.

Minare inşaatını durdurmak için şu anda 50 bine yakın imza topladık ve 100 bin imza topladıktan sonra Parlemento’ya sunacağız. Parlementoda karar alınacak.

İslam sadece bir inanç değildir, bir ideolojidir de. İslamın kuralları, kanunları var. Şeriat İsviçre’nin kanunlarına ve anayasasına aykırıdır. Müslümanların inançlarına karşı konuşmuyorum, İslam’ın kuralları bizim kanunlarımıza karşıdır.

ÇARŞAFLI KADIN VE ANKARA BENZETMESİ

SVP’li bir adayın billboard ilanında çarşaflı bir kadının fotoğrafı olması ve altında ‘Siz Ankara mı olmak istiyorsunuz?’ yazması benim politikam değildir. Bizim partimizde farklı bir aday tarafından bu afiş kullanıldı. Her insan kendi fikrini özgürce ifade edebilir. Bir afişte çarşaflı kadının resmi olması ve ‘Siz Ankara mı olmak istiyorsunuz?’ demesi ırkçılık değildir.

SUÇLU YABANCILARI İSTEMİYORUZ

Biz yabancı düşmanı değiliz, ama ‘suçlu’ yabancıları istemiyoruz. Afişlerimizdeki siyah koyun ‘suçlu’ yabancıları işaret ediyor. Eğer farklı ülkelerde yaşayan yazarlar ve politikacılar, suçluların bir ‘ırk’ anlamına geldiğini algılıyorlarsa çok yanlış yapıyorlar.

Bu insanlar kendi sorunlarına çözüm yolu bulamayanlar. Avrupa’da bu afişlerin nasıl bir etki yarattığı önemli değil, çünkü İsviçre’de bu afişler gerçek mesajı veriyor. Entegrasyon çalışmaları ülkemizde gerçek bir başarıya ulaşmıştır.

TÜRBANA KARŞI DEĞİLİZ AMA İŞ VERMEYİZ

İsviçre’de demokrasi direkttir ve her konu tartışılıyor. Eğer bu afişle ilgili dava açmak isteyen olursa buna karşı çıkılmaz. Eğer kadınlar kapanmak istiyorlarsa bu karar onlarındır, fakat İsviçre’de çalışmak istiyorlarsa kurallarımıza uymalılar. Biz onların yüzlerini görmek istiyoruz.

Bizim ülkemizde her insan böyle konuları tartışıyor ve insanlar kurallara uyarak yaşıyorlar. Siyah koyunların anlamını bu ülkede yaşayan vatandaşlar biliyor. Siyah koyunlar ‘suçlu’ yabancıları belirtiyor ve onlar sosyal sistemimize uymuyorlar.

YABANCILAR KURALLARA UYACAKLARSA GELSİN

Bu ülkede yaşamak isteyenler kurallarımıza uymalılar ve bu kurallara uyacaklarsa gelsinler. Çocuklar siyah koyunun ne anlama geldiğini biliyorlar. Ülkemizdeki yabancılar da bunu anlıyorlar. Bu oyun internet üzerinden oynanıyor. Oyunda beyaz koyunlar siyah koyunları tekmeliyor ve ülke sınırlarından atıyor. Bu ‘yabancı’lara karşı bir oyun değil. İnsanlar bu oyuna gülüyor.

Olten Türk Kültür Ocağı Basın Sözcüsü Mustafa Karahan

CAMİ VE MİNARE İÇİN İZİN ALDIK

Derneğimiz belediyeden cami ve minare için izin aldı. Fakat bu girişimimize itiraz edenler oldu, biz de imar müdürlüğüne başvurduk. İnşaatın uygun olduğu kararı alındı. SVP ve bazı insanlar tekrar itiraz etti. Şikayetçi olanlar Anaysa Mahkemesi’ne başvurdular. Biz davayı kazandık. Fakat basın ve farklı kurumlar bizim aleyhimizde görüş beyan ettiler.

SVP her eve broşür gönderiyor ve bu broşürde İsviçre haritası çizilmiş, ortasında ise bir minare bulunuyor. Farklı bir broşürde de bir kilise kulesi yıkılmış ve ortasından minare yükseliyor. Bu şekilde imza topluyorlar ve referanduma gitmek istiyorlar. Fakat bu, anayasayı çiğnemek olur, çünkü İsviçre’de din hürriyeti yasası var. Ayrıca verilmiş hak geri alınamaz.

KURAN KURSU DA VERİYORUZ, SAĞLIK KURSU DA

Bizim derneğimiz 1978’de kuruldu ve faaliyetleri sürdürüyor. Biz uyum yasası çerçevesinde çocuklarımıza ek ders veriyoruz. İsviçre’ye gelen Türk çocuklara okulların şartlarına uygun kurslar veriyoruz. Türk çocukların başarılı olmasını istiyoruz ve üniversiteye gitmelerini umuyoruz. Fakat onların yeni bir ülkede, farklı bir lisana ve yeni bir sisteme alışmaları çok zor.

Bizim amacımız onların daha başarılı olmalarını sağlamak. Derneğimiz Kuran kursları uyguluyor, fakat tek yaptığımız çalışma bu değildir ve basına bu şekilde lanse ediliyor. Ayrıca sağlık kursları alabiliyorlar. Hastanelerden hemşireler geliyor ve kadın hastalıklarıyla ilgili kurslar veriyor.

‘İKİNCİ SINIF VATANDAŞ MUAMELESİ GÖRÜYORUZ’

Bizim derneğimizi ‘cami’ olarak nitelendiriyorlar, bu çok yanlış. Biz entegrasyon sağlıyoruz. Bazı politikacılar özellikle SVP İsviçre’de yabancılara karşı tepki olmadığını iddia ediyor, fakat biz üçüncü sınıf vatandaş muamelesi görüyoruz.

Yeni çıkan yabancılar yasasında, Avrupa ve İsviçre vatandaşları aynı statüde, Balkan ülkeleri ve Türk vatandaşlar ise ikinci sınıf vatandaş sıralamasında yer alıyor.

TÜRKLER SVP’DEN KORKUYOR

Seçimleri SVP kazanırsa, İsviçreliler ve yabancılar arasında sorunlar yaşanabilir. Şu anda bunun zeminini hazırlıyorlar. İsviçreliler bizi hor görüyorlar. İsviçre’de serbest iş pazarı var ve ilk önce kendi vatandaşlarını tercih ediyorlar. Türklere düşük ücret veriliyor. Sosyal güvencemiz de sağlanmıyor. Ne Türkiye ne de İsviçre bize sahip çıkıyor.

Hepimiz korkuyoruz. Umarım sadece seçim kampanyası için bu davranışlarda bulunuyorlar. Bu propagandalar insanları tetikliyor ve ileride problem olabilir. Siyah koyun ve beyaz koyun afişleri Türkler ve yabancılar için sadece ‘suçlu’ yabancılar anlamına gelmiyor. Siyah koyunlar biziz. SVP’nin amacı ortada, siyah koyunların ‘suçlu’ anlamına gelmediğini hepimiz biliyoruz. Diğer partiler yabancılarla aynı fikiri paylaşıyor.

Kaynak: www.ntvmsnbc.com ... »

15.10.2007 1242
Israel - Kampfjets greifen syrischen Reaktor an

Mit dem Luftangriff auf Syrien wollte Israel Anfang September seine Glaubwürdigkeit untermauern - und einen Atomreaktor zerstören.

Israels Luftangriff in Syrien Anfang September richtete sich einer Zeitung zufolge gegen einen im Bau befindlichen Atomreaktor. Die syrische Anlage sei offenbar nach dem Vorbild eines nordkoreanischen Meilers geplant worden, berichtete die New York Times unter Berufung auf Regierungsmitarbeiter unter anderem aus den USA.

Der Reaktor sei auf Satellitenbildern entdeckt und in israelischen sowie US-Geheimdienstberichten erwähnt worden.

Der Angriff sollte "die Glaubwürdigkeit unserer Abschreckungskraft wiederherstellen", zitierte das Blatt einen hochrangigen israelischen Amtsträger. US-Regierungsmitarbeitern zufolge könnte er zudem als Warnung an den Iran gemeint gewesen sein, der ein Atomprogramm unterhält. In der US-Führung war der Einsatz laut Bericht umstritten.

Einige Mitarbeiter hätten ihn als verfrüht abgelehnt. Ihnen zufolge sei die Anlage Jahre entfernt davon gewesen, um zur Produktion von waffenfähigem Plutonium beizutragen. Der Bau des Reaktors, den die Israelis 1981 im Irak zerstört hatten, sei viel weiter fortgeschritten gewesen.

Ein US-Regierungssprecher wollte sich nicht zu dem Bericht äußern. Auch Israel lehnte laut New York Times eine Stellungnahme ab.

Die Spannungen zwischen Israel und seinem Nachbarland Syrien hatten nach dem Angriff am 6. September zugenommen. Die Regierung hat den Vorfall Anfang Oktober erstmals offiziell bestätigt, aber keine Einzelheiten veröffentlicht.

Diplomaten in Damaskus sagten, mindestens vier israelische Kampfflugzeuge seien in Angriffsformation entlang der türkisch-syrischen Grenze geflogen, bevor sie tief auf syrisches Gebiet vordrangen.

(Reuters)

Quelle: www.sueddeutsche.de ... »
Ergebnisseiten: 1-10  11-20  21-30  31-40  41-50  51-60  61-70  71-80  81-90  91-100  101-110  111-120  121-130  131-140  141-150  151-160  161-170  171-180  181-190  191-200  201-210  211-220  221-230  <<  231  232  233  234  235  [236]  237  238  239  240  >>  241-250  251-260  261-270  271-280  281-290  291-300  301-310  311-320  321-330  331-340  341-350  351-360  361-370  371-380  381-390  391-400  401-410  411-420  421-430  431-440  441-450  451-460  461-470  471-480  481-482  
Gehe zum Eintrag Nr.  
Top
Mustafa Kemal Atatürk
... is turkish vision!
Home | Kontakt | Anmelden
Besucher: 14177635 (Heute: 3910)