Atatürk www.turkishvision.com
Home | Kontakt | Anmelden EnglishEnglish | TürkçeTürkçe | DeutschDeutsch
Home
Schreiben Sie Ihre Meinung hier >>>
Blogs
Aktuell
Anmelden
Registrierung
Passwort anfordern
Seite empfehlen
Kontakt
Email
Über uns
Suche
Wednesday, 13. December 2017
Aktuell

12.10.2007 1170
YORUM - Türkiye Avrupa'dan uzaklaşıyor

Mary Dejevsky

Brüksel'den tokat yemiş gibi hisseden Türkiye, Avrupa'dan kalıcı olabilecek bir uzaklaşma yaşıyor. Bu süreçte gündeme gelen türban konusunda ideal olanıysa, ülkenin laikliğin yasalarca dayatıldığı bir toplumdan eşit haklarla başörtüsünün birlikte yaşadığı bir topluma dönüşebilmesi

2003'te 10 yıl aradan sonra İstanbul'u ziyaret ettim. Değişim olağanüstüydü. İşportacıların ve dökülen otobüslerin yer kapma yarışına girdiği, korna seslerinin eksik olmadığı karmaşık bir mega kentten, dikkat çekici ölçüde birinci dünyaya ait bir kent medeniyeti yükselmişti -bir Britanyalı için egzotizm, göğe yükselen minareler, ezan sesleri ve artık gayet düzenli çarşılardan ibaretti.

O zamandan beri her yıl kısa ziyaretler için döndüm ve bu gelişen birinci dünya kentindeki ilerlemelerin, ziyaretçilerin dikkatini çeken yüzeysel ayrıntılar üzerinden izini sürdüm. Trafik (büyük ölçüde) kırmızı ışıkta duruyordu. Restoranların temizliği Londra veya New York'tan aşağı kalmıyordu. Uluslararası markalar (ne yazık ki) geleneksel kahvehaneler ve butiklerin yerini almaya başlamıştı.

Göz önünde olan kadınlar azaldı
Geçen hafta yaptığım son ziyaretteyse 'uluslararasılaşma' bir adım daha ileri gitmişti. Daha tarihi binalar akşamları aydınlatılıp sergileniyordu. Temizlikçiler şık elektrikli arabalarını, en az Parisli meslektaşları kadar şevkle sürüyordu. Biz romantik ziyaretçilerin yerel renk diye niteleyebileceği (orada yaşayanlarınsa geri kalmışlığın utanç verici örnekleri olarak gördüğü) unsurların çoğu silinmişti.

Sokaktaki hayatta bu kez daha az tahmin edilebilir değişiklikler göze çarpıyordu. İzlenimim (dediğim gibi, sadece arada bir gelen bir ziyaretçinin gördüklerinden ibaret), artan sayıda genç kadının başörtüsü taktığı yönündeydi. Bunlar kırsal bölgelerden gelen yaşlı kadınlar değil, kentli gençler ve şık genç kadınlardı; dış görünüşlerini tamamlamak için çoğunlukla gayet parlak ve renkli başörtüleri kullanıyorlardı.

Bir başka izlenimimse, topluluklar içinde veya kendi başlarına daha az kadının göz önünde olmasıydı. Genç ve yaşlı erkeklerin maço davranışları, güney Avrupa'nın herhangi bir yerinde kadınlar için baş belası olabiliyor. Fakat İstanbul'da bir yıl öncesine kadar kalabalık bir sokakta yolunuzdan çekilmemeye kararlı olan genç erkeklerin sayısının arttığını söyleyebilirim.

Yanılıyor da olabilirim. Fakat yanılmıyorsam (İstanbul'un Türkiye'deki en 'Avrupalı' şehir olduğu da göz önüne alınırsa) bu bir şeyin işareti, bir kaygı nedeni olabilir mi? Bariz yorumlardan biri belki de şu: Mazisiyle tekrar buluşan ve belki de Brüksel tarafından tokatlanmış hisseden Türkiye, Avrupa'dan kalıcı olabilecek bir uzaklaşma yaşıyor. Ilımlı İslamcı AKP'nin zafer kazandığı seçimler bu açıdan destekleyici bir kanıt sayılabilir.

Aslında gözlemlediğim değişimlerin (birer değişimse bunlar) doğrudan doğruya (gerek katkı sağlayıcı örnek gerekse tesir mahiyetinde) AKP'yle veya eşi başörtüsü takan Gül'ün cumhurbaşkanı seçilmesiyle bağlantılandırılabileceği konusunda derin kuşkularım var.

Bununla birlikte, (Atatürk'ün ölümünden yaklaşık 70 yıl sonra) geri kalmışlığın bir türü olarak İslam'la özdeşleşmenin, Türkiye'nin modernliğini tehdit edebileceği fikri birçok Türk için inandırıcılığını yitiriyor. Merkezinde dinin bulunup bulunmaması bir yana, Türkiye toplumsal ve kültürel bir dönüşüm dönemine girmiş durumda. İstanbul'da bulunmamın nedeni, 'AB ve Türkiye: Birbirinden Uzaklaşıyor mu?' adlı konferanstı.

Mekân olarak İstanbul'un seçilmesi yanıltıcı olabilirse de (zira kentin akademisyen ve gazetecileri içgüdüsel olarak Batı eğilimli), Türkiye'nin toplumsal iç akıntısının doğurduğu iklim, Avrupa'yla ilgili bir hayal kırıklığından daha güçlü biçimde tezahür ediyordu.
Ülke yeni bir anayasanın taslaklarını tartışıyor ve bazı en tartışmalı alanlar kadınların konumuyla ilgili. Sözgelimi eşitliği teşvik etmenin aracı olarak kadın kotası uygulanmalı ve kamu binalarındaki başörtüsü giyme yasağı kaldırılmalı mı?

Kadın grupları başörtüsünün yasallaşmasının, yavaş yavaş İslamileşme olarak gördükleri şeyi hızlandırmasından korkuyor. Bunu kadınlara yönelik tahakkümün simgesinden ibaret görüyor ve (erkek) baskısının kısa süre sonra başörtüsünü norm haline getireceğine inanıyorlar. Fakat tersi de savunulabilir, zira yasak, inanç gereği başörtüsü takan nitelikli kadınların üniversite eğitiminden mahrum bırakılması anlamına da geliyor.

Başörtüsü korkusu haklı

Bu, Türk devletinin katı laik niteliğinden kaynaklanan bir bilmece. Ve (doğru veya yanlış biçimde) Türkiye'nin laikliği, kendisi ve AB'deki dostlarının üyelik lehinde kullandığı savlar arasında. İki yıl önce Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Türkiye'nin üniversitelerde başörtüsünü yasaklamaya hakkı olduğuna hükmederek söz konusu laikliğe kendi onay mührünü bastı. Bundan Türkiye'nin mantıksal olarak çıkarabileceği tek sonuç şu: Daha İslami göründükçe, AB tarafından daha az kabul edilebilir hale gelecek.

Türkiye'nin başı açık kadınları başörtüsü meselesini tehlikeli addetmekte haklı. İstanbul sokaklarına bakıldığında, başörtüsü giymekle kadınlar üzerindeki tahakkümün ilgili olduğuna inanmak çok zor değil. İdeal olanı şu: Türkiye laikliğin yasalarca dayatıldığı bir toplumdan, eşit hakların ve başörtüsünün yan yana yaşayabildiği çoğulcu bir topluma terfi etmeyi başarabilmeli. Ne yazık ki bu o kadar kolay değil.

Radikal (The Independent-11 Ekim 2007)

Kaynak: www.abhaber.com ... »

12.10.2007 1169
Bellini'nin 'Fatih' portresi satılıyor

Fatih Sultan Mehmed'in ünlü İtalyan ressam Gentile Bellini tarafıdan yapılan ünlü portresi, Sotheby's tarafından düzenlenen 'İslam sanatı' konulu müzayedenin en pahalı parçası olarak satışa sunulacak.

Batılı sanatçılar tarafından resmedilen çok az sayıdaki Doğulu figürden biri olarak kabul edilen portre, Fatih Sultan Mehmed tarafından İstanbul'a bizzat çağrılan Bellini tarafından yapılmış ve yapılışından hemen sonra otuz yıl boyunca Venedik'de de sergilenmişti. Portre uzun yıllardır da Londra'daki National Portrait Galery'de sergileniyor ve Batılı koleksiyoncuların gözde eserleri arasında yer alıyor. 24 Ekim Çarşamba günü gerçekleşecek ve "İslam sanatının en önemli parçalarının satışı" olarak nitelendirilen müzayedede Bellini'nin Fatih portresi 200 ile 300 bin sterlin arasında satışa sunulacak. Kâbe'nin iç kapısından alınan ve 1903-04 yıllarına tarihlenen örtü 80 ile 100 bin sterlin, Kuzey Afrika ya da Güney İspanya'dan getirildiği sanılan, Kufi yazısıyla yazılmış ve İslam'ın 9. ya da 10. yüzyıllarına tarihlenen Kur'an parşomeni 70 ile 90 bin sterline satışa çıkarılacak. Başka önemli eserlerin de satışıyla elde edilecek gelirin 5 milyon sterlini bulacağı belirtiliyor.

Mustafa Köker, Londra

Kaynak: www.zaman.com.tr ... »

12.10.2007 1168
Amerika'ya ilk tepki tüketicilerden

Amerika Birleşik Devletleri'nin Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi'nin sözde Ermeni soykırımının varlığını kabul eden kararına ilk tepki tüketicilerden geldi.

Gece saat 03.30'da bir açıklama hazırlayarak internet sitesine koyan Tüketiciler Birliği, 'şimdi boykot zamanı' sloganıyla vatandaşları bu konuda duyarlı olmaya çağırdı. Birlik, ABD'nin simgesi kabul edilen kola, hamburger, sigara, para birimi dolar ve havayolunun kullanılmaması yönünde kampanya başlattı.

Tüketiciler Birliği Başkanı Avukat Bülent Deniz, söz konusu kararla Türkiye'nin haksız bir şekilde mahkum edilmek istendiğini vurguladı. Tüketiciler Birliği olarak halkın ortak tepkisinin oluşturulması ve tüketimden gelen gücün harekete geçirilmesi amacıyla boykotu yeniden canlandırdıklarını açıklayan Deniz, "ABD'nin simgesi olan kolasını, hamburgerini, sigarasını, para birimini ve havayolunu kullanmayacağımızı kamuoyuna ilan ediyoruz." dedi.

Söz konusu ürünlerin tüketilmemesi durumunda Amerikan ekonomisine büyük zarar verileceğini ve etkileneceğini belirten Deniz, Irak işgali sırasında başlatılan boykotun son derece etkili olduğunu hatırlattı. O dönemde 'Cephane bizden değil' kampanyasıyla Amerikan mal ve hizmetlerinin satışı yüzde 13 oranında azalmıştı. Birlik geçen sene de Fransa Parlamentosu'nun sözde soykırımı inkarı suç sayan yasa tasarısını kabul etmesinin ardından "onuruna fransız kalma" boykotu başlamıştı. O dönemde bazı Fransız şirketlerinin satışları yüzde 30 oranında düşmüş ve nihayetinde Fransa Parlamentosu'ndan geçen karar, onay için Fransa Senatosu'na gönderilmemişti.

Amerika'da kabul edilen tasarı iş dünyasının da tepkisine sebep oldu. Türkiye Sanayiciler ve İşadamları Konfederasyonu Yönetim Kurulu Başkanı Rızanur Meral, yanlıştan bir an önce dönülmesi çağrısı yaptı. Meral, iki ülke arasındaki tarihî dostluğun iç politikaya kurban edilmemesi gerektiğine işaret ederek, "Bu karar, iki ülke arasındaki dostluğa ve stratejik ortaklığa hiçbir fayda sağlamaz. Tarihte yaşanan olayların, tarihçilere bırakılması gerekmektedir." diye konuştu. Meral, meselenin incelenmesi noktasında Türk tarafının son derece kendinden emin bir tavır sergileyerek arşivlerini açtığı halde Ermeni tarafının buna yanaşmadığına dikkat çekti.

Bu konuda son sözü arşivlerin söyleyeceğini kaydeden Meral, "Doğruyu her zaman arşivler söyler." dedi. Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği Başkanı Ömer Bolat, sözde soykırımın her sene gündeme getirilmesinden rahatsız olduklarını ifade ederek, "Ermeni meselesinin her yıl gündeme getirilmesi ve Demokles'in kılıcı gibi tepemizde tutulup tavizler istenmesi bizi rencide ediyor." dedi. Türkiye Genç İşadamları Konfederasyonu Başkanı Hazim Sesli de "Hayal kırıklığına uğradık. Türkiye, başta AB olmak üzere herkese tarih dersi vermeye hazırdır." diye konuştu.

Yaptırımı yoksa bu çaba niye?

Tasarının daha önce de gündeme geldiğini belirten Türk Amerikan İşadamları Derneği Başkanı Uğur Terzioğlu, "George Bush'tan da Bill Clinton'un tavrı ve kararlılığını bekliyoruz." dedi. Bu yıl 14 milyar dolara ulaşması beklenen ticari ilişkilerin zarar görebileceğini vurgulayan Terzioğlu, senatörlerin 'Tasarı yasalaşsa bile hiçbir yaptırımı yok' sözleri üzerine, "Madem böyle. Yaptırımı olmayan bir yasa için iki ülke arasındaki ilişkileri zedelemeyin." dedi. Türkiye Genç İşadamları Derneği ise tarihçilerin ve evrensel hukuk kurallarının karar vereceği bir konuda, Türkiye'nin cezalandırılma çabalarını kaygı ile izlediklerini bildirdi.

İlişkilerde ağırlık savunma sanayiinde

Amerika ile Türkiye arasındaki ticari ilişkilerde ilk sırayı savunma sanayii alıyor. Yılda ortalama 5 ila 8 milyar dolarlık askerî alım gerçekleştiren TSK'nın en önemli tedarikçisi ise Amerikalı savunma devleri. Hava, deniz ve kara kuvvetlerinin ihtiyaç duyduğu birçok ürünün temin askerî şirketlerle imzalanan kontratlar ciddi rakamlara ulaşıyor. Ticari ilişkilerde görünmeyen bu kalemin büyüklüğü Mayıs 2007'de 30 adet F-16 uçağının modernizasyonu için 1,6 milyar doları gözden çıkaran anlaşmayla gözler önüne serilmişti. Uzmanlar, ABD'li silah devlerinin önemli müşterileri arasında yer alan Türkiye'nin etkili bir boykot için savunma ihalelerini de gözden geçirmesi gerekebileceğine işaret ediyor.

Hazine Müsteşarlığı verilerine göre halen ülkemizde 800 Amerikan şirketi faaliyet gösteriyor. Bu şirketlerin en büyükleri ise Coca-Cola, Pepsi, McDonald's, Burger King, Citibank, Microsoft, Philip Morris, Motorola, Gillette, Ford, Avon, Colgate, Hilton, Goodyear ve BAT. Son yıllarda özellikle satın alma yoluyla Türkiye'deki yatırımlarına hız veren Amerikalı şirketlerin Türkiye'deki toplam yatırım tutarı 7 milyar dolara ulaşıyor. Bankacılık ve medya alanında yoğunlaşan bu satınalma sürecinin en önemli kilometre taşı ise Amerikalı Citibank'ın, 2006 yılının Ekim ayında Türkiye'nin önde gelen finansal kuruluşlarından Akbank'ın yüzde 20'sini satın alması oldu. Citibank, bu satın alma işlemi için 3,1 milyar dolar ödedi. Son dönemin bir diğer önemli satın alması ise Türkiye'nin önde gelen alkollü içecek üreticisi Mey İçki'nin Nisan 2006'da 900 milyon dolara Amerikalı Texas Pacific Group'a satılması oldu. Ağustos 2005'te ise Amerikalı General Electric, Garanti Bankası'nın yüzde 25,5'ine 1 milyar 555 milyon dolar ödedi.

Türkler, en fazla kredi kartı harcamasını ABD'de yaptı

Türkiye ile Amerika arasındaki ilişkilere Ermeni tasarısı gölgesinin düştüğü bir dönemde kredi kartı harcamaları ile ilgili ilginç bir sonuç açıklandı. Mastercard Türkiye'nin açıkladığı yurtdışı harcama verilerine göre, Türk vatandaşları mayıs-eylül döneminde kredi kartı ile en fazla harcamayı Amerika'da yaptı. ABD'de 384 bin 115 işleme imza atan Türk ziyaretçiler kişi başına ortalama 122,5 dolarlık alışveriş yaptı. Bu veriler göz önünde bulundurulduğunda Türk ziyaretçilerin yaklaşık 47 milyon dolarlık alışveriş yaptıkları tahmin ediliyor. Uzmanlar, önümüzdeki dönemde ilişkilerin alacağı seyrin kredi kartı harcamalarını da şekillendireceğine dikkat çekiyor.

Abdulhamit Yıldız

Kaynak: www.zaman.com.tr ... »

12.10.2007 1167
Papa’ya Müslüman din adamlarından mektup

130 Müslüman din adamı, Papa 16. Benedikt’e ve diğer Hıristiyan liderlere bir mektup yazarak, iki din arasındaki anlayışı artırma çağrısında bulundular.

VATİKAN - Mektupta, dünya barışının Müslümanlar ve Hıristiyanlar arasında daha iyi ilişkiler geliştirilmesine bağlı olduğuna değiniliyor. Mektupta, Hazreti Muhammed’e Allah tarafından iletilen doğruların, Hıristiyan ve Yahudi peygamberlere anlatılanlarla aynı olduğu vurgulanıyor.

Mektup, İslamiyet hakkında tartışmalı bir konuşma yapan Papa 16. Benedikt’e geçen yıl 38 Müslüman din adamı tarafından gönderilen açık mektubun yıl dönümünde yayımlandı.

Papa’nın geçen yıl, İslam ile şiddet arasında bağlantı kuran bazı ortaçağ metinlerine referans vererek yaptığı konuşma İslam dünyasında tepkilere yol açmıştı.

Kaynak: www.ntvmsnbc.com ... »

12.10.2007 1166
Türkiye büyümede AB'yi solladı

Türkiye, büyüme hızı ve bütçe açığında ulaştığı rakamlarla bir çok Avrupa ülkesini geride bırakırken, cari açık, enflasyon ve işsizlikte birlik ortalamalarının oldukça gerisinde kalıyor.

Avrupa Birliği (AB) istatistik kurumu Eurostat ve OECD Ekonomik Görünüm raporlarının 2006 yılı verilerinden yapılan derlemeye göre, Türkiye geçen yıl yakaladığı yüzde 6.1 büyüme oranı ile Romanya (yüzde 7.7) ve Bulgaristan'ın (yüzde 6.2) ardından 3'üncü sırada yer aldı.

Ekonomisi en fazla büyüme gösteren diğer ülkeler de İrlanda (yüzde 6), Polonya (yüzde 5.8), Lüksemburg (yüzde 5.8), Yunanistan (yüzde 4.2), İspanya (yüzde 3.9) ve Macaristan (yüzde 3.9) olarak sıralandı.

Ekonomisi oransal olarak en az büyüme gösteren ülkeler de yüzde 1.9 ile İtalya ve yüzde 2 ile Fransa oldu.

Türkiye, cari açık alanında ise Romanya ve Bulgaristan ile birlikte son sıraları paylaştı. En fazla cari açığı bulunan ülke yüzde 15.9 ile Bulgaristan oldu. Onu yüzde 10.3 ile Romanya, yüzde 9.6 ile Yunanistan, yüzde 8.8 ile İspanya ve yüzde 8 ile Türkiye izledi.

Norveç'in ise cari işlemler dengesi yüzde 16.7 fazla verdi. Lüksemburg, Hollanda, Almanya ve Belçika da cari fazlası bulunan ülkeler arasında yer aldı.

Bütçe açığı iyi, enflasyon kötü

Bütçe dengesi konusunda, geçen yıl AB 27 ve AB 25 ülkelerinin ortalamaları yüzde -1.8, AB 15 ülkeleri ile Euro Bölgesi ortalamaları da yüzde -1.6 olarak hesaplandı.

Buna göre bütçe açığının Gayri Safi Yurtiçi Hasıla'ya oranı yüzde -0.6 olan Türkiye, oldukça başarılı bir performans gösterdi. Bütçesi en fazla açık veren ülke yüzde 9.8'lik oran ile Macaristan oldu. Norveç ise yüzde 19'luk bütçe fazlasıyla yine ilk sırada yer aldı.

Bütçe açığındaki iyi performansa karşın Türkiye, enflasyonda Euro Bölgesi ortalamalarının çok üzerine çıkarak ilk sıraya yerleşti. Euro Bölgesi'nin 2006 yılında enflasyon ortalaması yüzde 2.2 iken Türkiye'de bu rakam yüzde 9.6'yı buldu.

İzlanda yüzde 6.7, Slovak Cumhuriyeti yüzde 4.5, Macaristan yüzde 3.9, yüzde 3.6 ile en fazla enflasyon sorunu yaşayan ülkelerin başında geldi.

İşsizlikte en problemli ülke Polonya

İşsizlik sorununun en fazla görüldüğü ülke ise Polonya oldu. 2006 yılında işsizlik oranı bu ülkede yüzde 13.8'i buldu, Türkiye'de de yüzde 9.9 olarak gerçekleşti.

İşsizlik oranı sırasıyla Fransa'da yüzde 9.4, Bulgaristan'da yüzde 9, Yunanistan'da yüzde 8.9, İspanya'da yüzde 8.6, Almanya'da ise yüzde 8.4 şeklinde belirlendi.

Kaynak: www.cnnturk.com ... »
Ergebnisseiten: 1-10  11-20  21-30  31-40  41-50  51-60  61-70  71-80  81-90  91-100  101-110  111-120  121-130  131-140  141-150  151-160  161-170  171-180  181-190  191-200  201-210  211-220  221-230  231-240  241-250  <<  [251]  252  253  254  255  256  257  258  259  260  >>  261-270  271-280  281-290  291-300  301-310  311-320  321-330  331-340  341-350  351-360  361-370  371-380  381-390  391-400  401-410  411-420  421-430  431-440  441-450  451-460  461-470  471-480  481-482  
Gehe zum Eintrag Nr.  
Top
Mustafa Kemal Atatürk
... is turkish vision!
Home | Kontakt | Anmelden
Besucher: 13747678 (Heute: 454)