Atatürk www.turkishvision.com
Home | Kontakt | Anmelden EnglishEnglish | TürkçeTürkçe | DeutschDeutsch
Home
Schreiben Sie Ihre Meinung hier >>>
Blogs
Aktuell
Anmelden
Registrierung
Passwort anfordern
Seite empfehlen
Kontakt
Email
Über uns
Suche
Wednesday, 25. April 2018
Aktuell

10.09.2007 960
YORUM - AB hikayesi Türkleri baydı

James G. Neuger

Avrupa Birliği’ne (AB) katılmak isteyen Türklerin sayısı süratle düşerken nüfusun sadece dörtte biri ülkelerinin AB’ye tam üye olabileceğini düşünüyor.

Almanya’da yerleşik ABD kökenli Marshall Fonu ve İtalyan vakfı Compagnia di San Paolo tarafından gerçekleştirilen kamuoyu araştırmasına göre, AB üyeliğinin “iyi bir şey” olduğunu düşünen Türklerin oranı sadece yüzde 40 civarında. Geçen yıl aynı oran yüzde 54, 2004 yılında ise yüzde 73’tü. Türkiye’nin üyeliğini destekleyen Avrupalıların oranı ise yüzde 21’de seyretmeye devam ediyor.

Milliyetçilik yükseliyor mu

Aynı araştırmanın bulgularına göre, Türklerin ABD, Rusya, Çin, ve İran’a karşı duyduğu şüpheler daha da arttı. Temmuz ayında düzenlenen ve Başbakan Erdoğan’ın zaferle çıktığı genel seçimler; milliyetçi duyguların yükseldiğine, AB’ye üyelik arzusunun ve ABD ile geleneksel dostluğa verilen önemin azaldığını gösteren kanıtlarla doluydu.

Marshall Fonu’nun Brüksel’deki ofisinin başkanı ve eski ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Asistanı Ronald Asmus şöyle diyor: “Eğer Türkiye’nin Avrupalılığı ve Batı’ya bağlı kalması önemliyse, araştırmanın bulduğu rakamlar iyi haber değil. Bu rakamlar üzüntü verici.”

Türkiye’nin AB’ye tam üyeliğine ilişkin olarak giderek artan şüpheler, birliğin 2006’da aldığı giriş müzakerelerini yavaşlatma kararı ve bu yıl Fransa’da düzenlenen seçimleri anti-Türkiye politikaları temelinde Nicolas Sarkozy’nin kazanmasıyla birlikte doruk noktasına doğru tırmanmaya başladı.

Çoğunluğu Müslüman Türkiye 1960’lardan bu yana AB’ye üye olmaya çalışıyor. 2005 yılında nihayet başlayan tam üyelik müzakereleri, Avrupa’da giderek artan muhalefetle birlikte önemli bir ilerleme kaydedemedi.

Yeni bir değerlendirme süreci

Bu yıl, Türkiye, İslamcı eğilime sahip bir adayın cumhurbaşkanlığına ordunun muhalefet etmesiyle sarsıldı. Ordunun bu girişimi anayasal bir kitlenmeye neden olunca, Erdoğan erken seçim çağrısında bulundu. Temmuz ayında düzenlenen genel seçimler bir kez daha Erdoğan tarafından kazanıldı.

Almanya’daki Marshall Fonu dış politikalar direktörü John K. Glenn, “Seçimlerin geride kalmasıyla birlikte, Türkiye’nin olduğu noktadan nereye doğru gideceğine ilişkin yeni bir değerlendirme süreci olasılığı mevcut,” diyor.

Seçim kampanyası sırasında anti-Türk duygularını lehine kullanan Sarkozy, şimdilik de olsa, Türkiye’nin AB ile tam üyelik müzakerelerine devam edebileceğini kabul ederek, sert tutumunu yumuşattı. Ancak, Sarkozy, geçen ay yaptığı bir açıklamada, Türkiye’nin AB’ye tam üyeliğine karşı çıktığını bir kez daha yineledi.

Avrupalıların Türklere karşı duyduğu düşmanlık hislerinin en köklü olduğu yer Fransa. Bu ülkede, Türkiye’nin AB’ye üyeliğinin “kötü bir şey” olduğuna inananların oranı yüzde 49. Aynı oran Almanya’da yüzde 43 ve Hollanda’da yüzde 33.

Kaynak: www.abhaber.com ... »

10.09.2007 959
YORUM - "Kim demiş Türkiye Avrupalı değil?"

Eğer ortada bir politik içgüdü testi olsaydı, yabancı bir başkentte göl kenarındaki bir parkta dalgın bir biçimde yürüyen Newcastle United gömleği ile dolaşan adamı fark etmekten daha iyisi olamazdı. David Miliband, yanında Bükreş valisiyle birlikte, Romanya'ya ilk ziyaretinde göl kenarında yürürken bitişiğindeki dalgın yerel bir öğrenciye yaklaşıp "Oo bir Newcastle taraftarı" dedi.

"Sen yeşilsin, değil mi?" diye devam Miliband, dört günlük Romanya, Türkiye, İtalya ve İspanya ziyareti sırasında sabit sohbet konusu iklim değişikliği konusunun aksine, çok farklı bir boyuta geçmişti. Vali, Bükreş'in, Avrupa Birliği'nden çevresel teknolojilere yatırım yapmak için büyük miktarda para almak üzere olduğuna işaret ederek "ben" derken Miliband'ın gülen sesini işitti.

Avrupa'nın güney saçağındaki tur, Miliband'ın yeni görevindeki üçüncü gezisi, Avrupa'nın sınırlarının genişletilmesini ve Türkiye'nin nihai üyeliğini tartışmak için bir zemindir. Bu, İngiltere'nin kendisini Türkiye'nin baş müdafaacısı yaptığı yerde Miliband'ın tutkusunun sebebidir. Dün Türkiye'de Miliband, İslamcı geçmişi nedeniyle generallerin sert muhalefetiyle karşılaşan yeni Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile görüşen ilk dışişleri bakanı oldu. Miliband, "Türkiye'nin, İslam'ın demokrasi ve laik kamu alanı ile uyuşamayacağı yönündeki önyargıları yerle bir etmiş olması harika bir şey." dedi. "Bir politikacı olarak benim görevim, İngiltere'nin AB içindeki bir Türkiye ile daha zengin olacağı argümanının kazanmasını sağlamaktır." diye ekledi. Bu hiç kolay değil. Miliband'ın argümanının bir bölümü Romanya'ya AB'de yer veriliyorsa neden Türkiye'ye verilmesin şeklinde. O, "her iki ülke de fakir ve tarıma dayalı ekonomileri var" görüşünü dillendiriyor. Ancak, 1 Ocak'ta Bulgaristan ile birlikte AB'ye giren Romanya gerçekten de tam üye gibi mi? İngiltere, her iki ülkeye de yedi yıl boyunca işçiler konusunda kısıtlama getirdi ki bu büyük bir kırgınlık sebebi oldu.

Miliband, İngiltere'nin bu yıl sonunda işgücü engelini yeniden gözden geçireceğini açıkladı. Ancak, bu Romanyalıların çoğunun da şüphelendiği gibi onları yeniden hesaba katan bir formül gibi görünmüyor. 2004 yılından beri, göçe ve binlerce Polonyalının ülkeye beklenmedik gelişine karşı duyulan düşmanlıkla, İngiltere daha fazla çalışanın göçünden endişe ediyor ve Romanya'nın yolsuzlukla yaptığı ün de bu meseleye yardımcı olmuyor. Üye olduğundan bu yana Romanya, ekonomik büyümenin devam etmesine rağmen reformlar konusunda kendi cehennemini kazarak Brüksel'i alarma geçirdi.

Miliband, Müslüman devasa Türkiye'nin Avrupalı olmadığını söyleyenlerin düşüncelerini reddediyor. "Mesele, AB'nin Hıristiyan bir kulüp olarak içe kapanıp kapanmayacağının ortaya konması açısından bir testtir." diyor ve AB'nin güvenlik, iklim değişikliği konularında Türkiye'ye ihtiyacı olduğunu ekliyor. Lakin, yeni bakan müzakereleri baltalayan ana mesele olan, Kıbrıs konusunda Türkiye'yi "daha derin bir nefes almaya" ikna etmeyi deneyecek.

Türkiye'ye, İngiliz hükümetinin boğazını doldura doldura Türkiye'nin çıkarlarının bu denli savunucusu olduğunu duymak için gitme olgusu tuhaf ki aslında Türkiye'nin üyeliğine karşı çıkan Fransa ve Almanya'nın önümüzdeki dönemde anayasa nedeniyle İngiltere ile yeni bir mücadeleye girme ihtimali öncesinde bir oyalama taktiği olarak da görülebilir. Bu haftaki Romanya ve Türkiye ziyaretinde, Miliband değişen Avrupa vizyonu telkininde bulunuyordu (daha toleranslı). Lakin, içte işi hiç de kolay değil.

(Times, 6 Eylül 2007)

Kaynak: www.abhaber.com ... »

10.09.2007 958
İngiltere: AB, Türkiye'yi reddederse 'Hristiyan devletiyiz' mesajı verir

İngiltere Dışişleri Bakanı David Miliband, Türkiye’nin AB üyeliğinin, İngiltere, AB ve Türkiye için iyi olacağını belirtti.

Madrid’de bulunan Miliband, Batı ile Müslüman dünyası arasındaki "farazi uygarlıklar çatışmasını" ve "aşırı dinci terörizm tehdidini" anımsatarak, Türkiye’nin üyeliğini reddetmesi halinde, AB’nin "biz içe kapalı bir Hristiyan devletiyiz" şeklinde "çok kötü bir işaret" vereceğini söyledi.

Türkiye’nin laik geleneği ve demokratik gelişimi üzerinde de duran Miliband, Türkiye’nin AB’ye üyeliğinin iş ve ticaret açısından da iyi olacağını belirtti.

Kaynak: www.abhaber.com ... »

10.09.2007 957
İstanbul, Avrupa'nın en gözde şehri oluyor

İngiliz The Sunday Times gazetesi, İstanbul için 'Eski Osmanlı başkenti şimdi Avrupa'nın en genç ve en heyecan verici kentlerinden biri' yorumunu yaptı.

Pazar günleri İngiltere'de yayınlanan The Sunday Times gazetesinin, Avrupa'nın son 'en gözde' yerlerini araştıran muhabiri Anthony Sattin, İstanbul'u tanıttığı yazısında, "İstanbul, kendisini Avrupa'nın en gözde başkentine dönüştürüyor." ifadelerini kullandı. Sattin, İstanbul'u 'Canlı bir sanat sahnesinin vitrini' olarak nitelendirdi. İstanbul'daki çağdaş müzelere dikkat çeken Sattin, İstiklal Caddesi'nin havasını da aktardığı yazısında, İstanbul'daki yeni lokantaları ile Türk mutfağının geleneksel ve modern lezzetlerini ayrıntılı bir biçimde anlattı.

The Sunday Times, "Bir zamanlar hepimiz Kapalıçarşı'ya gitmek istiyorduk; ancak bugünlerde alışveriş yapılacak yerler, İstiklal Caddesi ve başta Teşvikiye Caddesi olmak üzere, Nişantaşı sokakları." diye yazdı. Tarihî yerleri gezmeden bir İstanbul ziyaretinin düşünülemeyeceğini vurgulayan gazete şöyle devam etti: "19. yüzyılın Fransız şairi Lamartine, İstanbul'un güzelliğinin 'çelişkileri, eskisi ve yenisini, mistik ve bu dünyaya ait olanlarını kucaklama kabiliyeti'nden kaynaklandığını düşünüyordu. Halen Çırağan Sarayı'nın Tuğra Lokantısı olan Sultan Abdülaziz'in yaz sarayının mermer balkonunda otururken, Osmanlı mutfağının harika bir modern örneğini tadarken, özel yatlar ve kruvazörlerle meşgul Boğaz'ı seyrederken aynı görüşü paylaşmamak imkansızdır." Gazete, manzarası ile dikkat çeken İstanbul'daki lokanta ve barları Londra'nın doğusunda veya New York'un Meatpacking semtindeki en çok rağbet gören mekanlara benzetti.

Kente gelenlerin Topkapı ve Kapalıçarşı'yı görme telaşıyla yeni İstanbul'u kaçırdıklarına dikkat çekilen yazıda, şehirdeki değişim, "Eski Osmanlı başkenti, şimdi Avrupa'nın en genç ve en heyecan verici kentlerinden biridir." ifadeleriyle anlatıldı.

Londra, Anka

Kaynak: www.zaman.com.tr ... »

10.09.2007 956
Iraklı Kürtler ABD ile petrol anlaşması imzaladı

Bir Amerikan petrol şirketiyle Irak'ın kuzeyindeki yerel yönetim arasında, bölgede petrol arama anlaşması yapıldı.

Teksas'taki Hunt şirketlerine bağlı Hunt Petrol Şirketi'nin jeolojik tetkik ve sismik çalışmalarına bu yılın sonuna kadar başlayacağı, gelecek yıl da sondaj kuyusu açılmasının beklendiği kaydedildi. Şirketle yerel yönetimin ortak açıklamasında, anlaşmanın kaç yıllığına yapıldığı belirtilmedi. Hunt'ın yanı sıra Impulse Enerji şirketinin de anlaşmanın tarafı olduğu ifade edildi. Araştırma sonunda elde edilecek gelirin, yerel yönetimin bu yaz kabul ettiği yeni petrol yasası ve Irak anayasasına uygun çerçevede şirketle yerel yönetim arasında paylaşılacağı kaydedildi. Irak'ın kuzeyindeki yerel yönetim, yabancı petrol yatırımlarını düzenleyen kendi yasasını oluşturmuş, bu adım Bağdat yönetiminin tepkisine yol açmıştı.

Bu arada Washington Post gazetesi, Irak'taki ABD güçlerinin komutanı General David Petraeus'un, üstü olan, Amerikan askerlerinin Ortadoğu'daki operasyonlarının başındaki Amiral William Fallon ile asker takviyesi stratejisi konusunda anlaşmazlık içinde bulunduğunu yazdı. Gazetenin dünkü sayısında yer alan yorumda, Amiral Fallon'un, 2007'de Irak'a 30 bin takviye asker gönderilmesini öngören bu stratejinin, bölgedeki başka tehditlere karşı koymak için gereken birlikleri seferber edeceğini düşündüğü belirtildi. Fallon'un Irak'taki Amerikan birliklerinin sayısını hatırı sayılır biçimde azaltmak için kolları sıvayıp bir plan hazırlamaya koyulduğu belirtilen haberde, Petraeus'un ekibinin bunu kendi planlamasına müdahale olarak algıladığı ifade edildi.

Kaynak: www.zaman.com.tr ... »
Ergebnisseiten: 1-10  11-20  21-30  31-40  41-50  51-60  61-70  71-80  81-90  91-100  101-110  111-120  121-130  131-140  141-150  151-160  161-170  171-180  181-190  191-200  201-210  211-220  221-230  231-240  241-250  251-260  261-270  271-280  281-290  <<  291  292  [293]  294  295  296  297  298  299  300  >>  301-310  311-320  321-330  331-340  341-350  351-360  361-370  371-380  381-390  391-400  401-410  411-420  421-430  431-440  441-450  451-460  461-470  471-480  481-482  
Gehe zum Eintrag Nr.  
Top
Mustafa Kemal Atatürk
... is turkish vision!
Home | Kontakt | Anmelden
Besucher: 14425725 (Heute: 2228)