Atatürk www.turkishvision.com
Home | Kontakt | Anmelden EnglishEnglish | TürkçeTürkçe | DeutschDeutsch
Home
Schreiben Sie Ihre Meinung hier >>>
Blogs
Aktuell
Anmelden
Registrierung
Passwort anfordern
Seite empfehlen
Kontakt
Email
Über uns
Suche
Wednesday, 25. April 2018
Aktuell

17.07.2007 924
Times Avrupa'yı uyardı:''Türkiye kargaşa içinde''

Türkiye’nin “kargaşa içerisinde” olduğu, ülkede olup bitenlerinin Avrupa için büyük önem taşıdığı uyarısı yapıldı.

İngiliz The Times gazetesi, “Türkiye’de kargaşa içerisinde ancak kargaşa henüz kriz değil” ifadesini kullandı.Türkiye’nin, dost ve müttefiklerince“ihanete uğratıldığı” hissiyatının “tehlikeli” sonuçlarına dikkat çeken gazete, Başbakan Erdoğan’ı cumhurbaşkanlığı
konusunda “konsensüs” aramasını istedi.

The Times gazetesi, Türkiye’de olup bitenlerin önemli olduğunu Avrupalılara “Türk sarsıntıları” başlıklı başyazısında anımsattı. Gazete, Türkiye’nin, seçimlerin hemen öncesi “kargaşa içerisinde” olduğunu belirtti. Buna rağmen, “Kargaşa, henüz kriz değil” ifadesini kullanan gazete, tankların sokaklara dökülmediğini ve ülkenin şeriatla yönetilmesi talebiyle mitingler yapılmadığını kaydetti.

Seçimlerin, “güçlü askerler” ile İslamcılar arasındaki bir çatışma gibi değerlendirmenin yanlış olacağını vurgulayan gazete, “Ancak bu seçimlerin, Türkiye’nin kimliğini derinden etkileyeceği, Batı ve İslam dünyası ile ilişkilerini tanımlayacağı hissiyatı, seçim kampanyasının boğuk, çok önemli ve polarize edici temasıdır” yorumunu yaptı.

İngiliz gazetesi, AKP’nin iktidara geldiği 2002 yılından bu yana Batılı müttefiklerine, İslami yönelişinin, İslam’ı demokratik değerlerle barıştırdığı güvencesini vermek amacıyla çok büyük çabalar gösterdiği görüşünü dile getirdi. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın, sonuçsuz kalan "zina girişimi" dışındaki reformlarında alarm verici çok az, övgüye değer ise çok fazla unsurunun bulunduğunu kaydeden The Times, başyazısında şöyle devam etti:

“Liberal aydınlarca ‘piyasa köktendincileri’ olarak adlandırılan, muhafazakar, milliyetçi, daha dindar ve kesin olarak daha az Batı yanlısı bir elitin artan siyasi ağırlığına kaygı duyuluyor. İslamcı yeniden uyanışı korkularına ek olarak siyasi muhalefet zayıf. Ve geçen Nisan Sayın Erdoğan, Cumhurbaşkanı olarak, laik Ahmet Necdet Sezer’in halefi olarak önce kendisini, daha sonra Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ü önererek elindeki kozlara göre fazla ileriye gitti.”

CUMHURBAŞKANLIĞI İÇİN KONSENSÜS GEREĞİ

Bu gelişmelerin laik kesimde yarattığı endişelere de dikkat çeken gazete, Abdullah Gül’ün eşinin türbanlı olmasının sorununu daha ağırlaştığını yazdı.

“AKP, muhalefetteki kavgalar ve Avrupa’nın dışladığı, Amerika’nın ihmal ettiği Türkiye’nin Batı Asya kaderine razı olmaktan başka bir çaresi olmadığı hissiyatı sayesinde seçimlerde kazanacak. Ancak hala Türkiye’nin en güvenilen kurumu olan askerlere olan saygı, AKP'yi üçte iki çoğunluğundan mahrum bırakabilir. Sonuç ne olursa olsun, Sayın Erdoğan, cumhurbaşkanlığı için konsensüs aramalı. Ve Avrupalılar artık, Türkiye’nin, en sadık dost ve müttefik olması gerekenler tarafından ihanete uğratıldığı hissiyatının, tümüyle hoş karşılanmayacak, bazıları da tehlikeli olacak sonuçlarının farkına varmalı.” ANKA

Kaynak: www.abhaber.com ... »

17.07.2007 923
Marsilya Ticaret Odası Başkan Yardımcısı Aloccio: ''Fransa müzakereleri durdurmayacak''

Marsilya Ticaret ve Sanayi Odası Başkan Yardımcısı Louis Aloccio, ABHaber'e Fransa'nın Türkiye ile sürdürülen müzakereleri durdurmayacağını söyledi.

İstanbul'da ABHaber'e Türkiye-AB ilişkileri üzerine bir mülakat veren Aloccio, ''Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy'nin Türkiye'nin AB üyeliğine sıcak bakmadığını, ancak Türkiye ile yürütülen müzakerelerin kesilmesini ise istediği sanmıyorum'' dedi.

Aloocio, ''Sarkozy, müzakereleri durdurmaz. Zaten Brüksel Ankara arasında sürdürülen müzakereler sağlık yürüyüşü de değil. Türkiye bu zaman için AB mevzuatını kendi mevzuatına uyarlayacak. Açıkçası yapılacak çok iş var. Süreç devam ediyor. Bunun tersi olursa kriz çıkar'' diye konuştu.

Avrupa'nın Türkiye'ye müzakereleri durduracağını söylemediğini sürecin devam ettiğinin altını çizen Aloccio, ''Sarkozy'nin Türkiye'nin AB üyeliğine karşı duruşu ile müzakerelerin devam etmesi ayrı şeylerdir'' açıklamasında bulundu.

Louis Aloccio ABHaber'e verdiği mülakatta şunları kaydetti:

'' Türkiye ile müzakerelerin durdurulacağı konusu Fransa'da tartışılmıyor. Bu konu Fransa'da gündem de değil. Müzakereleri Fransa engellemeyecek. Zaten müzakereler için en az 10 yıl var. Bu sürecin sonunda ne olur onu zaman gösterecek.

İstanbul'un Avrupa için çok önemli bir yeri var. Marsilya'da Akdeniz'de uygarlığın kavşak noktasında bulunuyor. İstanbul'u da Marsilya'ya benzetiyorum. Aynı kaderi paylaşıyorlar. Türkiye AB ilişkilerinde bence Avrupa'ya verilecek en iyi cevap ekonomidir. Ekonomik kalkınmanın istenilen düzeye getirilmesi için yapısal reformların yapılması gerekiyor.''

AB'nin tam olarak ne olduğunun Avrupa kamuoyunca da tam olarak bilinmediğine işaret eden Aloccio, ''AB 27 üyeli bir örgüt ama daha siyasi bir yapıya kavuşamadı. İlk önce AB'nin yapısal reformları tamamlaması gerekiyor'' görüşünü ileri sürdü.

Kaynak: www.abhaber.com ... »

17.07.2007 922
'İslam dünyasının bilimde gerilemesinin sebebi dinin doğru yaşanmaması'

Dünyaca ünlü İngiliz dergisi Nature son sayısında İslam dininde bilim konusunu ele aldı. 1869'da yayın hayatına başlayan dergi, Müslümanların geçmişte bilim konusunda ulaştıkları başarıyı şimdi göstermemesinin sebebini araştırmış.

Londralı yazar Ziauddin Sardar'ın İngiliz Bilim Merkezi Royal Society'de yaptığı sunumunu yayınlayan dergi Müslümanların bilim konusunda neden gerilediğini sorguluyor. İslam ve Bilim konusunda iki konuda kesin konuşulabildiğini vurgulayan dergi, ilkinin Müslümanların klasik İslam dönemi olarak tanınan dönemde bilimde vardıkları zirve, diğerinin ise Müslüman topluluğun bilimde yaşadığı gerileme. Bu konuyu araştıran birçok tarihçinin var olduğunu söyleyen yazar Sardar, "Her tarihçinin bu konuyla ilgili kendi varsayımları var. Gerilemenin sebebini İslamiyet ve İslami eğitimde arayanlar da var. Ama bu iddia hem tarihi verileri, hem de mantıki eğitim sistemine sahip olan İslam'ın sistemini yalanlamış oluyor." dedi. Kuran'ın 800 yerde insanı tabiatı izlemeye ve incelemeye davet ettiğini söyleyen Sardar, Hz. Muhammed'in "Bir saat tefekkür, bir sene nafile ibadetten daha iyidir" hadis-i şerifinin de bu gerçeğe parmak bastığını ve bilime teşvik ettiğini söyledi. İslam toplumunda bilimin arka plana atılmasında sömürge ve savaşların da rolünün büyük olduğunu savunan Sardar, "Asıl neden İslam dinin gerektiği gibi yaşanmamasından kaynaklanıyor" dedi. Yaşanan bu sorunun İslam dininin sınırlanarak anlaşılmaya başlandığından kaynaklandığı yazan dergi, Müslüman toplumunu bir vücuda benzetti ve "İslam'ı yanlış anlamak bu vücuttan aklı çıkarmaya benzer. Vücut yaşar ama beyni yoktur" dedi. Bunun neticesinde İslam'ı yanlış yorumlamaya başlayan Müslüman toplumunda bilimin gerilemesine gidildi.

İslam dininin toplumun gelişmesine önem verdiğini söyleyen yazar, örneğin sanayinin gelişmesi için kimya, biyoloji, mineraloji gibi dallara, ziraatın gelişmesi içinse hidroloji, jeoloji, tarım bilimi gibi dallarda ciddi çalışmaların yapıldığını bildirdi. Mimarlık, uzay bilimi ve pozitif ilimlere de önem veren Müslümanlar, edebiyat ve felsefeyi de ihmal etmiyordu. Devlet tarafından desteklenen bu çalışmalar Müslüman ülkelerinin sömürge altına girmesi ile yeni yönetimden destek göremedi ve gerilemeye mahkum oldu. İslam yönetiminin yerine geçen yeni yönetim sistemi, hukuk, eğitim ve ekonomi açıdan daha farklı bir uygulamaya başvurdu. Bilimi desteklemeyen bu uygulamalar da Müslüman dünyasında gerilemenin nedenlerinden birini oluşturdu. Bu durumdan kurtulmak için Müslüman toplumu İslam yaşayışını gözden geçirmeli diyen Sardar, Müslümanların geleneksel yaşayışı değiştirmeleri gerektiğini, öğrenme ve harekete geçmesinin şart olduğunu söyledi. Müslümanların geçmişteki İslam bilimine bağlı kaldığını ve haklı olarak iftihar ettiğini söyleyen Sardar, "Bunlar güzel şeyler ama yeterli değil. Müslümanlar düşünce yapısını değiştirmeli ve günümüze uygun uygulamalara başvurmalı." dedi.

Madina Absalyamova Frankfurt

Kaynak: www.eurozaman.com ... »

16.07.2007 921
100 yaşına gelmenin sırrını ben biliyorum!

82 yaşında en zorlu ameliyatlara imzasını atan Prof. Dr. Mustafa Öz, 100 yaşına kadar yaşamayı planlıyor. Ünlü kalp cerrahı oğlu Prof. Dr. Mehmet Öz'ün kitaplarını okumadığını anlatan ünlü cerrah, "Mehmet'in seks önerilerine de katılmıyorum" diyor: Mehmet daha 80'ine gelmedi, bunları bilmez!..

Ünlü cerrah Prof. Dr. Mustafa Öz, Bilim Üniversitesi Genel Cerrahi Bilimler Başkanı. Geçen hafta kendisine ulaşmakta zorlandım çünkü beş saat süren bir ameliyattaydı; en zorlu ameliyatlardan biri olarak bilinen yemek borusu operasyonundaydı. Yaşıtı meslektaşları çoktan ameliyathaneden elini ayağını çekmişken; o, gününün büyük bölümünü hâlâ hastanede hastalarının başında, elinde neşterle geçiriyor. Öz, Amerika'nın en ünlü hastanelerinde 45 yıl boyunca çalışmakla kalmadı, cerrah olarak dünya tıbbına imzasını attı. Bugün Amerika'ya giden Türk cerrahların yolunu açan isimlerin başında geliyor. Oğluna da bu yolu o açtı. Yani dünyaca ünlü kalp cerrahı Prof. Dr. Mehmet Öz'e... Röportajda okuyacağınız üzere bugüne kadar planladığı her şeyi yapan Öz, şimdi 100 yaşına kadar yaşamayı hedefliyor ve bunun formüllerini veriyor...

* 80 nasıl bir yaş?

Bu yaşı şans eseri buldum. Kendimi 125'e ayarlayabilirim ama 100'ü şimdilik kabul ediyorum! Çünkü yaptığım bazı hatalar ve eksik yaşam tarzları yüzünden bana öyle geliyor ki 25 yıl kaybedeceğim. Doğum yerinden itibaren hayatıma bakarsanız; bozkır gibi bir yerden neredeyse ot biter gibi nerelerden geçip bu hale geldim. Kaybettiğim 25 yıl, çocukluk dönemimde çok da iyi beslenmemekten ve zor şartlarda büyümektendir.

* Siz bir doktor olarak çocukluk dönemindeki gelişimin insanın sonraki yaşlarını şekillendirdiğine inanıyor musunuz?

Mutlaka! Çocukluk dönemimde hastalıklara karşı çok başarılı bir savaş verilemedi. Kalbim o dönemden hasar almış olabilir. Bunun sonuçlarını daha sonra görebilirim. Çok fakir bir ailenin 11 çocuğunun, hayatta kalabilen 6 tanesinden biriyim. Ben toprak damlı bir evde bir tastan yemek yiyerek büyüdüm. Üniversiteye gelinceye kadar kravat, palto görmedim. Beni hep hükümet okuttu. Tıbba gitmeye daha o dönemde karar vermiştim. Azim ve ısrarla istikameti tutturmak için hedefi iyi çizmek lazım. Bugün de istikamet olarak 100 yaşını seçtim.

GENLERİNİZE GÜVENMEYİN!

* Sizce uzun yaşamanın sırrı genlerde gizli olabilir mi?
Babam 78 yaşında, annem 88 yaşında öldü. Genetik yönden yaşlı sayılabilirim ama 45 yaşında hayatını kaybeden bir ablam da oldu. O nedenle genetiğe güvenmek çok da doğru değil.

* Bu yaşta cerrahlık nasıl?

Amerika'daki cerrah arkadaşlarım benim için 'Yaşı: 80, görünüşü: 60, hissiyatı: 50, performansı 40' diye yazı yazmış. Bu tespitler doğrudur...

* Oğlunuz Mehmet Öz herkesin göbeğini mezura ile ölçtü... Sizinkini de ölçtü mü?

Ölçtü ve 35 santim fazlalığım çıktı. Kilo vermem lazım biliyorum. 35 santim fazlalığım olabilir ama bizim evde doğru beslenilir. Evimizde yıllardan beri tereyağı yok, kırmızı et yok. Yumurtayı haftada bir yerim. Yediklerimiz; çalı fasulyesi, kereviz, enginar, kabak dolması ve meyvedir. Daima masamda roka ve maydanoz vardır. Ben sadece evde olsam, kilom iyi olurdu ancak genellikle haftanın beş günü dışarıdayız. O yüzden diyet kaçıyor. Mehmet henüz lisedeyken tavsiye etmişti, tavsiyesine uyup eşimle her gün yürüyüşe başladık. 40 yıldır da alışkanlık oldu, haftada en az 4 gün, 6 kilometre yürürüz. Cumartesi-pazar 10 kilometre yürürüz.

Kaynak: www.sabah.com.tr ... »

16.07.2007 920
Bu adamı elektrik çarpmıyor!

Çinli 71 yaşındaki Zhang Deke'yi 220 vatlık elektriğin bile çarpmadığı ve bu elektriği iletebildiği ve parmaklarıyla elektrikli akupunktur tedavisi yapabildiği yaptığı ortaya çıktı...

Yerel bir gazetenin haberinde, Zhang Deke (71) adlı yaşlıya 220 vatlık enerjinin bile zarar vermediği, iletken bir vücuda sahip olduğu ve aynı zamanda vücudundaki elektriği kontrol edebildiği kaydedildi. Yaptığı gösteride Zhang, vücuduna aldığı elektrik ile bir balığı iki dakikada kızartarak görenleri şok etti.

PARMAKLARI İLE AKUPUNKTUR TEDAVİSİ BİLE YAPIYOR

Yerli halk tarafından 'garip adam' ve 'elektrik adam' lakaplarıyla çağrılan Çinli yaşlının aynı zamanda eklem iltihaplanması ve romatizma hastalığı olanlara kendini elektriğe bağladıktan sonra parmakları ile tedavi uyguladığı ve birçok hastayı iyileştirmeyi başardığı ifade ediliyor. Tedavi ettiği kişilerden kesinlikle para almayan Zhang, tedavi sürecinde eğer 3 gün boyunca başarılı olamazsa tedavide çok ısrarcı olmayarak, hastalarının doktora görünmesini tavsiye ediyor. 22 kişiyi tedavi ettiğini söyleyen Zhang, bunlardan 18'inin tedaviden çok memnun kaldıklarını belirtti.

1994 yılında emekli olduktan sonra Çin Sosyal Bilimler Akademisi'ne başvuran Zhang, kendisi üzerinde deneyler yapan bilim adamlarının durumu şaşkınlıkla karşıladığını ve bu esrarengiz durumu bilimsel olarak açıklayamadıklarını ifade etti. Evine gelen misafirlere bazen küçük gösteriler de yapan Zhang, bir eline eksi bir eline artı kutuplu elektrik kablosu değdirerek vücudunun değişik yerlerindeki lambaları yakabiliyor.

Zhang Deke, tek ümidinin bilim adamlarının bu garip olaya bir açıklık getirmesi olduğunu söylüyor.

Kaynak: www.sabah.com.tr ... »
Ergebnisseiten: 1-10  11-20  21-30  31-40  41-50  51-60  61-70  71-80  81-90  91-100  101-110  111-120  121-130  131-140  141-150  151-160  161-170  171-180  181-190  191-200  201-210  211-220  221-230  231-240  241-250  251-260  261-270  271-280  281-290  <<  291  292  293  294  295  296  297  298  [299]  300  >>  301-310  311-320  321-330  331-340  341-350  351-360  361-370  371-380  381-390  391-400  401-410  411-420  421-430  431-440  441-450  451-460  461-470  471-480  481-482  
Gehe zum Eintrag Nr.  
Top
Mustafa Kemal Atatürk
... is turkish vision!
Home | Kontakt | Anmelden
Besucher: 14425706 (Heute: 2209)