Atatürk www.turkishvision.com
Home | Kontakt | Anmelden EnglishEnglish | TürkçeTürkçe | DeutschDeutsch
Home
Schreiben Sie Ihre Meinung hier >>>
Blogs
Aktuell
Anmelden
Registrierung
Passwort anfordern
Seite empfehlen
Kontakt
Email
Über uns
Suche
Tuesday, 12. December 2017
Aktuell

14.07.2007 864
Türkiye İsrailli turistleri bekliyor

Rekor Yılı" olarak bilinen 2005'in turist sayısını geçerek 2007 yılında yeni bir rekora imza atmayı hedefleyen Kültür ve Turizm Bakanlığı, bu yıl Türkiye'ye gelecek İsrailli turistlerden de umutlu. Geçtiğimiz yıl 362 bin İsrailli turistin ziyaret ettiği Türkiye'ye, bu yıl 500 binin üzerinde İsraillinin gelmesi bekleniyor.

Tanıtma Genel Müdürü Özgür Özarslan, ANKA'ya yaptığı açıklamada, İsrailli turistlerin özellikle Karadeniz, Ege ve Antalya'ya büyük ilgi gösterdiklerini belirtti.

Kültür, golf, sağlık, kongre turizmi için gelen turistlerin ülkeye daha çok para bıraktıklarını söyleyen Özarslan, bu turizm çeşitlerine ilgi gösteren milletler arasında Japonlar, Araplar, Koreliler, Amerikalılar, İsviçreliler ve İsraillilerin bulunduğunu söyledi.

2007 yılında Türkiye'ye gelecek İsrailli turistlerden de umutlu olduklarını kaydeden Özarslan, geçtiğimiz yıl 362 bin İsrailli turistin ziyaret ettiği Türkiye'ye, bu yıl 500 binin üzerinde İsraillinin gelmesinin beklendiğini bildirdi.

Rekor yılı olan 2005'in ilk 6 ayında Türkiye'ye 8 milyon 558 bin 25, 2006 yılının ilk 6 ayında ise 7 milyon 876 bin 153 turist gelmişti. Bu rakamlar 2007 yılının ilk 6 ayında 9 milyon 184 bin 324'e yükseldi.

Kaynak: www.sabah.com.tr ... »

14.07.2007 863
IRAK - Korkunç itiraflar

Irak'tan dönen 50 ABD askeri yaptıkları işkenceler Iraklılara bakış açılarını ve işledikleri cinayetleri anlattı: 'Irak'ta onları canlı ele geçirmek yerine öldürmemiz istendi hep. Öldürüp yanlarına silah koyduk...

Irak Savaşı, 4 yıldır sivil can kaybı ve iç çatışmalarla bir insanlık dramı olmayı sürdürüyor... Ebu Garib cezaevindeki işkence fotoğraflarının sarstığı uluslararası kamuoyu bu kez "itiraflarla" sarsılacak. ABD'de yayımlanan Nation dergisi, Irak'ta savaşmış 50 Amerikan askeriyle görüştü. İsim ve görevleri açıkça yayımlanan haberde askerler Iraklı sivillere işkencelerini, kötü muamele ve cinayetleri soğukkanlılıkla anlattı. İşte 600 binden fazla sivilin yaşamını yitirdiği Irak'a "özgürlük getirmek" için giden ABD askerlerinin itirafları:

'KAŞIKLA BEYNİNİ ÇIKARDI'

* Teğmen Bardy van Engelen: Oradaki kanı şudur: Bir Iraklı ölü, yeni bir Iraklı ölüdür. Ne olmuş yani?

* Çavuş Josh Middleton: İngilizce bilmiyor ve esmerlerse, insan olmadıklarına inanırdık. İstediğimizi yapabilirdik yani.

* Çavuş Aidan Delgado: Iraklı mahkûmların cesetleri kamyonda duruyordu. Biri ceset torbasını açıp başına ateş etti. Bir asker, eline kaşık aldı ve adamın beynini çıkardı. Yiyormuş gibi yaparak gülümseyip fotoğraf çektirdi. Üstüne "Bu pislikle resmimi çekin. Seni gerçekten s...tiler değil mi?" dedi. İğrençti.

* Gözcü Joe Hatcher: Yanlışlıkla öldürdüğümüz sivillerin yanlarına Kalaşnikof AK47 silahları bırakıyorduk ki bizimle çatışmaya girip öldükleri sanılsın... Bazen bomba için kazıyormuş gibi göstermek için kürek bile gömdük.

* Çavuş Kelly Dougherty: Konvoya verilen tek emir asla durmamasıdır. Önümüze 3 eşeğiyle yürüyen bir çocuk çıktı. 10 yaşındaydı. Hiç durmadan çocuğu ve 3 eşeğini dümdüz ettik.

'HAMİLE KADINLAR VURULDU'

* Piyade Teğmen Jonathan Morgenstein: Her bir öldürülen siville ilgili olarak soruşturma açamazsınız, çünkü o kadar çok ölüyorlar ki bununla zaman kaybedersiniz.

* Birinci Çavuş Perry Jeffries: Biz Amerikalılar "dur" demek için parmaklarımız yukarı bakar şekilde elimizi kaldırır ve sallarız. Iraklılar içinse bu "merhaba, gel" demek. Biz kontrol noktalarında dur dedikçe onlar bize doğru geliyorlar. Sonra bir bakıyorsunuz ki askerler hamile kadınları vurmaya başlıyor...

* Uzman Çavuş Patrick Resta: Irak'a gelişimizden bu yana "uyarı ateşi" yoktur şeklinde eğitildik. Onları yaralamak veya canlı ele geçirmek yerine öldürmemiz istendi hep.

* Teğmen Morgenstein: Ailesiyle çatışma hattında kalan bir adamın frenleri patladı. Ateş ettik, adam paramparça oldu...

Kaynak: www.sabah.com.tr ... »

14.07.2007 862
PKK yanlısı Kürt derneğe mektup

Sarkozy, 15 derneğin kurduğu Feyka Kürdistan'a 'kendisine verdikleri destek için teşekkür etti'..
Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliğine karşı çıkan Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy'den, bu kez de terör örgütü PKK'ya destek verdiği iddia edilen bir derneğe teşekkür mektubu... Bu ülke tarihinde ilk odu.

'DERİNDEN TEŞEKKÜR'

Almanya'da PKK yanlısı olarak bilinen 15 derneğin birleşmesiyle kurulan FEYKA-KÜRDİSTAN derneğine mektupta "halklar ve kültürler arasında barışçıl bir diyolog konusunda kararlı olduğunu" belirtti. Sarkozy'nin kabine şefi Gedric Goubet tarafından cumhurbaşkanı adına kaleme alınan mektupta, "Sarkozy, benden güven ve desteğinize derin teşekkürlerini iletmemi istedi. Bu destek Fransa'nın kaderiyle kültürler ve halklar arasındaki barışçıl diyalogu tavizsiz oluşturmasına güç veriyor" denildi. Mektupta, cumhurbaşkanı seçilmesinden sonra FEYKA derneğinin gönderdiği kutlama mesajından Sarkozy'nin "çok etkilendiğini" yazması da dikkat çekti. FEYKA Başkanı Necmettin Demiralp ise "Cumhurbaşkanı Sarkozy ile doğan bu diyalogdan dolayı Kürt sorununa demokratik çözüm için destek bekliyoruz. Mektup bizi çok mutlu etti" diye konuştu.

Kaynak: www.sabah.com.tr ... »

14.07.2007 861
Sezer'den Almanya'ya veto çağrısı

Uğur ERGAN

Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, Merkel Hükümeti'nin Federal Parlamento ve Eyelatler Meclisi'nden geçirdiği Türklere ayrımcılık öngören "Göç yasası"nı imzalamayıp veto etmesi için Almanya Cumhurbaşkanı Horst Köhler'e bir mektup gönderdi.

Sezer mektubunda, iki ülke ve halkları arasındaki köklü ekonomik, siyasi ve kültürel ilişkilerin en önemli unsurunu teşkil eden Almanya’daki 3 milyon Türk kökenli insanın Alman toplumuna uyum sağlamaları için sergilediği ortak çabanın önemine dikkat çekti.

Son zamanlarda yaşanan çok sayıda Türk kökenli vatandaşımızın Alman vatandaşlıklarının iptal edilmesi, Türkçe anadil derslerine Alman tarafınca verilen desteğin kademeli olarak kaldırılması ve nihayet Göç Yasasında yapılan değişiklikler gibi olumsuz gelişmelerin vatandaşlarımız arasında haklı kuşku ve tereddütlere yol açtığını dile getiren Sezer, yasanın yeniden değerlendirilmesi yönünde karar alınması halinde Türkiye'nin gerekli katkıyı sağlamaya hazır olduğunu da belirtti.

Öte yandan Ankara çıkardığı göç yasası nedeniyle Almanya Başkanı Angela Merkel'in dünkü uyum zirvesini boykot eden Türk derneklerini haklı buldu. Türkiye, Almanya'daki göç yasasının Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) ile İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'ne de aykırı olduğunu bildirdi.

GÜL DE UYARDI

Türk Dışişleri yetkilileri, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün Almanya ve Türkiye'de görüştüğü, defalarca telefonla konuştuğu Almanya Dışişleri Bakanı Frank-Walter Steinmeier'i yasayla ilgili uyardığını anımsattılar. Yetkililer, Alman Hükümeti'nin Türk tarafının bu uyarılarını dikkate almamasının üzüntü ve hayretle karşılandığını vurguladılar.

ÇOK SAYIDA NOTA VERİLDİ

Türkiye'nin birçok kez Berlin Büyükelçiliği aracılığıyla Almanya'ya konuyla ilgili nota verdiğini de bildiren Türk yetkililer, göç yasasanın sadece Türklere yönelik ayrımcılık ve çifte standart içermesine dikkat çektiler.

ULUSLARARASI SÖZLEŞMELERE AYKIRI

Yetkililer, yasadaki aile birleşimini engelleyen maddelerin, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin "evlenme ve aile kurma hakkı"na ilişkin 16. maddesi ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin "Özel Hayatın ve Aile Hayatının Korunması” başlıklı 8. maddesi ve “Evlenme Hakkı” başlıklı 12. maddesine aykırı olduğunu anımsattılar. Yetkililer, bu tutumuyla Federal Hükümet'in uluslararası sözleşmeleri çiğnediğini dile getirdiler.

ENTEGRASYONA DARBE

Almanya'da birçok sağduyu sahibi politikacı ve sivil toplum kuruluşunun yasaya karşı çıktığına da işaret eden Türk makamları, Federal Hükümet'in bu yasayla her iki ülkenin büyük önem verdiği entegrasyon poltikasına ağır bir darbe vurulduğunu da söylediler.

Kaynak: www.hurriyet.com.tr ... »

14.07.2007 860
Gurbetçiler Merkel'e ateş püskürdü

Almanya'da Federal Meclis (Bundestag) ve Federal Eyalet Temsilciler Meclisi (Bundesrat) tarafından kabul edilen sertleştirilmiş Göç Yasası'nı protesto etmek amacıyla bugün Berlin'de düzenlenen 2. Uyum Zirvesine katılmayan Türk kuruluşlarının temsilcileri, Başbakanlık binası önünde gösteri düzenledi.

Gösteriyi desteklemek amacıyla Başbakanlık önüne gelen Sol Parti Milletvekili Hakkı Keskin, A.A muhabirine yaptığı açıklamada, Uyum Zirvesi çerçevesinde, göçmenlerin haklarını daha da sınırlandıran, hatta yok etmeye çalışan yeni bir yasanın gündeme getirildiğini belirterek, şunları söyledi:

"Aile birleşimi kapsamında Türkiye'den gelmeden önce eşlerin Almanca öğrenmeleri isteniyor. Bu, İstanbul, Ankara ya da İzmir gibi büyük şehirler dışında mümkün değil. Bu demek ki, kardeşim siz artık Türkiye'den evlenmeyeceksiniz. Evlenirseniz de buraya gelemezsiniz. Bu, aile birleşimi konusunda temel hakları garanti altına alan anayasanın 6. maddesine aykırıdır. Böylece Alman anayasasına aykırı bir yasa çıkartılıyor. Bunun uyumla hiçbir ilgisi yok."

Kore ya da Japonya'dan getirilecek bir eşin önceden Almanca bilmesinin zorunlu kılınmadığına da dikkati çeken Keskin, bu nedenle Göç Yasası'nın ayrımcı bir yasa olduğunu kaydetti.

Almanya'da yaşayan yabancılar için, uyum kurslarında başarılı olamadıkları takdirde 1000 avro para cezası ödemelerinin de öngörüldüğü bir dizi yeni uygulamanın da getirildiğine işaret eden Keskin, zorbalıkla, dışlamakla ve hakların kısıtlanmasıyla uyumun sağlanmaya çalışıldığını, halbuki uyumun, yabancıları toplumun içine alarak, eşit bireyler olarak kabul ederek, yabancılara kucak açılarak sağlanabileceğini, bu nedenle Türk kuruluşlarının zirveye katılmama kararını desteklediğini sözlerine ekledi.

Zirveye katılmayan Türk kuruluşlar adına Türk gazetecilere açıklamalarda bulunan Almanya Türk Toplumu (TGD) Genel Başkanı Kenan Kolat da "Diyalog kapısını bu yasa kapatmıştır. Biz diyalogdan yanayız. Türk toplumunun dışlanmasını ya da zarar görmesini istemiyoruz, ancak bir yerde 'dur' denilmesi gerekiyordu. Türk toplumu bu tutumuyla onurlu bir direniş göstermiştir" dedi.

Bunun tüm Türk kuruluşlarının başarısı olduğunu, Göç Yasası'ndaki değişikliklerin de bir başlangıç olduğunu, Vatandaşlık Yasası'nda da sadece anne ve babası Almanya'da doğan yabancıların doğrudan Alman vatandaşlığına geçebilmeleri gibi değişikliklerin yapılmasının planlandığını ifade eden Kolat, "Bundan sonra Almanya'da Türklere rağmen politika yapılmayacak. Bu Türk toplumu için bir milattır. Bundan sonra birlikte ayakta duracağız" diye konuştu.

Kolat, bu eylemi Uyum zirvesi için değil, Türk toplumu için yaptıklarını, Türklere karşı bu tür girişimleri gelecekte de önleyebilmek için Türklerin eğitimine nasıl daha fazla katkı sağlayabileceklerini de düşünmek durumunda olduklarını kaydetti.

Alman meclisinin İçişleri Komisyonu Başkanı Sebastian Edathy'nin de Göç Yasası'nın anayasaya aykırı olduğuna inandığını belirten Kolat, bu nedenle Anayasa Mahkemesine şikayette bulunulduğu takdirde yasanın mahkemeden döneceğine emin olduklarını, bu konuda para sorunu bulunmadığını, Cumhurbaşkanı Horst Köhler'in, kendi isteklerini reddederek yasayı imzalaması durumunda Anayasa Mahkemesine başvuruda bulunacaklarını bildirdi.

Alman basınının, eylemlerini nasıl karşıladığı şeklindeki soruya karşılık da Kolat, Alman basınının kendileri için önce "diyalogdan kaçtıkları" şeklinde haberler yayımladıklarını, ancak son haberlerin, anlaşıldıklarını gösterdiğini söyledi.

Kolat, Alman basınına yaptığı açıklamada da Almanya'ya gelecek yabancıların Almanca öğrenmelerine karşı olmadıklarını, hatta kendilerinin bu hizmeti Türkiye'de verebilecekleri önerisinde bulunduklarını belirterek, ancak bunun zorunlu kılınmasına karşı olduklarını, zorla uyumun sağlanamayacağını ifade etti.

"Zirveye katılmayarak kendilerini dışlamalarının akılcı olup olmadığı" şeklindeki soruya karşılık da Kolat, bunun tepkilerini dile getirmek için bir kereye mahsus bir eylem olduğunu, kendilerinin diyaloğu sürekli bir şekilde kesmek istemediklerini ve her zaman yeniden görüşmelere hazır olduklarını kaydetti.

Kolat, zirveden sonra da görüşmeler yapabileceklerini ve uyum sürecine katkı sağlamayı da sürdüreceklerini sözlerine ekledi.

Türk kuruluşlarının eylemine, "Uyum, dışlamak yerine katılım sağlamaktır" yazılı pankartlarla destek veren Alman Sendikalar Birliği'nin (DGB) Yönetim Kurulu üyesi Annelie Buntenbach da gazetecilere yaptığı açıklamada, Türk kuruluşlarının endişelerini anlayışla karşıladıklarını, ancak farklı bir karar aldıklarını, zirveye katılarak bu yöndeki eleştirileri dile getireceklerini söyledi.

Birlik 90/Yeşiller Partili Federal Meclis üyesi Hans-Christian Ströbele de Alman özel televizyonu N24'e yaptığı açıklamada, Türk kuruluşlarının protestosunu destekleyerek, Göç Yasası'nın Uyum Zirvesinden kısa bir süre önce kabul edilmesinin zirvenin imajına zarar verdiğini söyledi.

Yasanın zorunlu evliliklerin önlenmesi amacıyla değiştirildiği şeklindeki görüşlere de katılmayan Ströbele, Türk kuruluşlarının da zorunlu evliliklere karşı olduklarını, Almanya'ya gelmeden önce Almanca öğrenilmesinin zorunlu evlilikleri önlemeyeceğini belirtti.

Almanca öğrenilmesinin şart olduğunu, ancak Türkiye'nin birçok yerinde bunun için imkan olmadığını ifade eden Ströbele, yasanın Anayasa Mahkemesinden döneceğine inandığını kaydetti.

-DEVLET BAKANI BÖHMER'DEN ELEŞTİRİ-

Alman hükümetinin göç ve uyumdan sorumlu Devlet Bakanı Maria Böhmer ise Türk kuruluşlarının Uyum Zirvesini boykot etme kararını eleştirdi.

Böhmer, Die Welt gazetesine yaptığı açıklamada, "Hem üslup hem içerik olarak abartılı bir tavır. Türk dernekleri sergiledikleri bu tabloyla kendi saygınlıklarını zedeliyorlar. Bu benim için bir yıldan bu yana çok iyi şekilde sürdürdüğümüz ortak çalışmanın kesilmesi anlamına geliyor" dedi.

Göçmen derneklerin geçmişte haklı olarak masada eşit şekilde bulunmamalarını eleştirdiklerini ifade eden Böhmer, "Ancak Başbakan, 'biz artık göçmenler hakkında değil, göçmenlerle görüşüyoruz' diyerek bu durumu düzeltti" diye konuştu.

Kuzey Ren Vestfalya Eyaleti Uyum Bakanı Armin Laschet de ARD televizyonuna yaptığı açıklamada, sertleştirilen Göç Yasası'nı eleştirdi.

Laschet, sertleştirilen yasanın "Türk karşıtı bir yasa" olmadığını belirterek, "Bu yasanın amacı, evlenerek Almanya'ya gelen kadınları güçlendirmektir" dedi.

Göç uzmanı Dieter Oberndörfer ise Türk kuruluşlarının Uyum Zirvesini protesto etmelerinin ciddiye alınması gerektiğini belirterek, "Evlenerek Almanya'ya gelme yaşının 18'den 16'ya indirilmesi, evlenerek gelecek kişilerin Almanya'ya gelmeden önce Almanca öğrenmelerinin sağlanması, dışlayıcı ve hukuki olmayan bir taleptir. AB ülkesi vatandaşlarına böyle bir uygulama asla yapılamazdı" dedi.

Protestan Kilisesi temsilcisi Stephan Reimers ise Türk kuruluşlarının tepkisini anlayışla karşıladıklarını, ancak zirvenin boykot edilmesini olumlu karşılamadıklarını söyledi.

TGD'nin yanı sıra Diyanet İşleri Türk İslam Birliği (DİTİB), Türk Vatandaşları Konseyi (RTS) ve Almanya Türk Veliler Birliği Federasyonu (FÖTED) tarafından boykot edilen ve Almanya Başbakanı Angela Merkel'in başkanlığında başlayan zirve sonrasında basın toplantısı düzenlenecek.

Kaynak: www.zaman.com.tr ... »
Ergebnisseiten: 1-10  11-20  21-30  31-40  41-50  51-60  61-70  71-80  81-90  91-100  101-110  111-120  121-130  131-140  141-150  151-160  161-170  171-180  181-190  191-200  201-210  211-220  221-230  231-240  241-250  251-260  261-270  271-280  281-290  291-300  301-310  <<  [311]  312  313  314  315  316  317  318  319  320  >>  321-330  331-340  341-350  351-360  361-370  371-380  381-390  391-400  401-410  411-420  421-430  431-440  441-450  451-460  461-470  471-480  481-482  
Gehe zum Eintrag Nr.  
Top
Mustafa Kemal Atatürk
... is turkish vision!
Home | Kontakt | Anmelden
Besucher: 13737882 (Heute: 2336)