Atatürk www.turkishvision.com
Home | Kontakt | Anmelden EnglishEnglish | TürkçeTürkçe | DeutschDeutsch
Home
Schreiben Sie Ihre Meinung hier >>>
Blogs
Aktuell
Anmelden
Registrierung
Passwort anfordern
Seite empfehlen
Kontakt
Email
Über uns
Suche
Wednesday, 13. December 2017
Aktuell

27.06.2007 563
Babacan: Türkiye AB müzakere sürecinde herhangi bir kesinti AB'nin saygınlığına gölge düşürür

Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne üyelik müzakereleri çerçevesinde, bugün Brüksel'de toplanan Hükümetlerarası Konferans'ta İstatistik ve Mali Kontrol başlıklarında müzakereler açıldı.

Türkiye'yi Başmüzakereci Ali Babacan'ın temsil ettiği toplantıya, dönem başkanı Almanya'nın Dışişleri Bakanı Frank-Walter Steinmeier ve Avrupa Komisyonu'nun genişlemeden sorumlu üyesi Olli Rehn de katıldı.

Daha sonra düzenlenen basın toplantısında konuşan Ali Babacan, Ekonomi ve Para Politikası başlığının açılmamasına ilişkin gösterilen teknik gerekçelerin Türkiye'yi tatmin etmediğini söyledi ve bu konuda Portekiz'in dönem başkanlığı sırasında ilerleme sağlanmasını umduğunu dile getirdi.

Babacan, Türkiye'nin AB müzakerelerinde meydana gelebilecek herhangi bir kesintinin Avrupa'nın saygınlığına gölge düşüreceğini ve Orta Doğu ile İslam dünyasında ciddi sonuçlara yol açabileceğini de belirtti.

Fransa, Ekonomi ve Para Politikası başlığının tam üyelikle doğrudan ilgili olduğunu savunarak, bu başlıkta müzakerelerin açılmasına karşı çıkıyordu.

Pazartesi günü, Avrupa Birliği daimi temsilcileri (COREPER) toplantısında, dönem başkanı Almanya'nın açmayı planladığı Ekonomi ve Para Politikası başlığı Fransa'nın itirazı ve veto tehdidi üzerine gündemden çıkarılmıştı.

BBC Avrupa muhabiri, Fransa'nın bu başlığı engellenmesinin, Nicolas Sarkozy'nin cumhurbaşkanlığı kampanyasında Türkiye'nin üyeliğine karşı verdiği vaadlere sadık kaldığını gösterme amacını taşıyan siyasi bir manevra olduğu konusunda kimsenin kuşkusu bulunmadığını söylüyor.

Ekonomi ve Para Politikası başlığı, Türkiye'nin gelecekte Euro'yu para birimi olarak kabul edebilmesinin önünü açtığı için tam üyelikle doğrudan ilişkili görülüyor.

İstatistik ve Mali Kontrol ile birlikte Türkiye'nin şu sırada müzakerelere açılan başlık sayısı üçü buluyor. Bilim ve Araştırma başlığı ise 12 Haziran 2006'da açılarak aynı gün geçici olarak kapatılmıştı.

Öte yandan, bugünkü hükümetlerarası konferansta Avrupa Birliği'nin, iki yıl önce Türkiye ile aynı zamanda üyelik müzakerelerine başlayan Hırvatistan ile 6 başlıkta birden müzakereleri açması da kararlaştırıldı. Bu şekilde, Zagrep ile müzakmereye açılan başlık sayısı 12'yi buluyor.
Türkiye'nin üyelik süreci sürekli engellerle karşılaşırken, Hırvatistan'ın bu hızla gittiği takdirde 2010 yılına kadar Avrupa Birliği'nin 28'inci üyesi olacağı tahmin ediliyor.

Kaynak: www.abhaber.com ... »

27.06.2007 562
TÜSİAD AB Temsilcisi Kaleağası: Fransa AB hukukuna ve değerlerine uymuyor

Uluslararası CNBC televizyon kanalına demeç veren TÜSİAD AB Temsilcisi Bahadır Kaleağası Fransa'yı uyardı:

"Fransa AB hukuna ve değelerine uymayan tutumu ile AB'nin uluslararası saygınlığını zedelemektedir. Türkiye ile müzakereleri yavaşlatmak için hiç bir meşru gerekçe yoktur. Bu bir süreçtir ve tam üyelik hem Türkiye, hem de AB hazır olduğunda gerçekleşecek. Küresel ortam da bu AB'nin Türkiye'ye doğru genilmesini gerekli kılmakta"

Kaynak: www.abhaber.com ... »

27.06.2007 561
Stoiber, Sarkozy'nin Türkiye'nin AB üyelik sürecini frenleme çabalarını övdü

Alman Hıristiyan Sosyal Birlik (CSU) lideri ve Bavyera eyaletinin Başbakanı Edmund Stoiber, Fransız Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy'nin Türkiye'nin AB üyelik sürecini frenleme çabalarını övdü.

Stoiber, "Sarkozy, Türkiye'nin gerçek bir dostudur; diğerlerinin aksine acı gerçekleri söyleme cüretine sahip." yorumunu yaptı.

Birçok Avrupalı politikacının "Türkiye'ye göz kırparken kulislerin arkasında ise bu ülkenin asla AB üyesi olamayacağından dem vurduklarını" ileri süren Stoiber, "Bu, Türkiye karşısında gayri dürüst bir tutum. Sarkozy'nin tavrı ise dürüst ve samimidir" dedi.

Türkiye'nin AB'de yeri olmadığına dair kendi görüşlerini de tekrarlayan Stoiber, "Türkiye ile ekonomi ve parasal politikaları konusunda müzakerelere oturmamak doğru karardır" şeklinde konuştu.

Kaynak: www.abhaber.com ... »

27.06.2007 560
Büyükanıt’tan ‘iki boksör’ benzetmesi

TSK’nın PKK’yla mücadelesini iki boksöre benzeten, “Ben kurallara uyuyorum, o belden aşağı vuruyor” diyen Büyükanıt, daha çok yetki ve Kuzey Irak’a harekat için siyasi direktif isteğini tekrarladı, “PKK’yı bitiririz diyemeyiz ama darbe vurulur ” dedi.

ISPARTA - Genelkurmay Başkanı Org. Yaşar Büyükanıt, Eğirdir Komando Okulu’nda düzenlediği basın toplantısında PKK için Kuzey Irak’a sınırötesi operasyon talebine ve teröre karşı “kitlesel refleks” çağrısına açıklık getirdi.

Terörle mücadelenin, silahlı mücadeleye eş boyutlu olarak terörün bozduğu ekonomik, sosyal-psikolojik boyutlarında da mücadele gerektirdiğini söyleyen Büyükanıt, şöyle dedi:

“Genel kabul görmüş teorik bir kıyaslama var. Bir teröristin dağda gezebilmesi için aşağıda en az 10 insana ihtiyaç vardır. Biz bunlara işbirlikçi diyoruz. Terörle başarıya ulaşmaya engel olan en önemli faktör işbirlikçilerdir. Bir köyün muhtarı, imamı gidip patlayıcı yerleştiriyorsa nasıl terörle mücadele edeceksiniz? Varsaydığımız olaylar, gerçek olaylardır. Terörist ne yiyecek, ne içecek, diğer destek malzemelerini nasıl alacak? Bu işbirlikçiler genellikle yerleşim yerlerindedir. Bu işbirlikçilerin tesirsiz hale getirilmesi lazım.”

İŞBİRLİKÇİLER POLİSİN BÖLGESİNDE

Büyükanıt, teröristlerin yurt dışındaki işbirlikçileri ile ilgili bir soru üzerine, işbirlikçilerle mücadelenin iki yönü bulunduğunu belirterek, işbirlikçilerin genelde kent yerleşim yerlerinde bulunduğunu, buraların da büyük oranda polisin kontrol bölgesinde olduğunu söyledi. Polis teşkilatının olmadığı yerlerde sorumluluğun ve yetkinin Jandarma’da bulunduğunu kaydeden Büyükanıt, işbirlikçilerin yargı önüne çıkarılması konusunda kanuni bir çalışma yapılıp yapılamayacağı sorusu üzerine “Bu çok zor. Bir tabir vardır. ‘Gece silahlı, gündüz külahlı.’ Dediğim gibi köyün muhtarı, köyün imamı mayın yerleştiriyor. Resmen olmuş bir olaydır. Bunda en önemli unsur, istihbarattır” dedi.

ASFALT DÖKEN MAYINI BİLİYOR

Şirvan’da mayın patlatıldığını, üç subayın şehit olduğunu anımsatan Büyükanıt, mayının asfalt dökülmeden önce zemine yerleştirildiğini, “bu patlayıcı oraya yerleştirilirken asfaltı dökenin bundan haberinin olmamasının mümkün olmadığını” belirtti. Büyükanıt, konu ile ilgili bir soruşturma başlatıldığını, gözaltına alınanlar bulunduğunu kaydetti. Tunceli’deki karakol baskınında da araba patlatılırken, iki taraftan karakola ateş edildiğini anlatan Büyükanıt, ateş edilen noktalardan birinin karakol yakınındaki köyün kahvehanesinin hemen yanı olduğunu bildirdi. Büyükanıt, bundan daha önemli bir emarenin ise, her gün hayvanlar otlatmaya çıkarılırken o gün koyunların ahırda tutulduğunu belirterek, “Yani, işbirlikçi ile uğraşmak kolay bir şey değildir” dedi.

PSİKOLOJİK HAREKATTA ÇOK YETERSİSİZ

Psikolojik harekatla ilgili bir soruyu yanıtlarken de Büyükanıt, şunları kaydetti:
“Psikolojik harekatta çok yetersiziz. Devlet çapında organize edilip uygulanması gerekir. Şu anda Türkiye Cumhuriyeti’nde bu harekatı planlayıp icra edecek bir kuruluş, kurul yoktur. Eskiden MGK içinde bir daire vardı ancak bunun da ciddi bir şekilde kullanıldığı kanaatinde değilim. Bir şey itiraf etmem lazım, PKK bizden çok daha iyi psikolojik harekat yürütüyor. Çünkü elini kolunu bağlayan yok.”

MANDALLI GAZETE OKUYUCULARINI DÜŞÜNMEK LAZIM

Terörle mücadelede basının fonksiyonunun, tanktan, tüfekten çok daha önemli olduğunu vurgulayan Büyükanıt, “Çünkü, kamuoyunun desteğini almadan bunu yürütemezsiniz. Bazen bilmeden teknik hatalar yapılabiliniyor. Büyük siyah puntolarla, ‘beş asker şehit’ diye yazılıyor. Haberin en dibinde sekiz teröristin de öldürüldüğü yazıyor. Haberin veriliş şekli önemli. Bizdeki çok önemli bir kitleyi, ‘Mandallı gazete okuyucuları’ şeklinde tanımlıyorum. Bunlar sadece başlığı okur. Onları da düşünmek lazım” diye konuştu. Sınırda tampon bölge konusunda da Büyükanıt, “Benim haberim yok” dedi.

BÖLGE KONTROL ALTINDA DEĞİL

Büyükanıt, teröristlerin bölgedeki altyapısının genişleyip genişlemediği sorusunu yanıtlarken, şunları kaydetti:

“Elimizde çok somut veriler yok. Altyapı genişliyor mu, daralıyor mu bilemiyoruz. Ama bizim bölge halkına bakışımız çok önemli. Biz hiçbir zaman bölge halkını potansiyel terörist olarak görmedik. Elbette destekleyen var, ama ‘çok büyük kesimi kontrol altına aldı’ denirse, bu uygun olmaz kanaatindeyim. Orada mikrop kapmamış insanlar, dünyanın en iyi, en vefalı insanlarıdır. ABD’nin Irak ve Afganistan’daki sıkıntıları buradan kaynaklanıyor. Afganistan’da halkın Taliban’a desteğinin arttığını görüyoruz. Terörist ve halkı mutlaka ayırmak lazım. Bölge insanları hepsi pırıl pırıl insanlardır. Ülkelerine bağlıdır.”

Orgeneral Büyükanıt, ekonomik sıkıntıları, terörün başlıca nedenlerinden biri olarak görmediğini belirterek, “Diyarbakır’da devlet eliyle ev sahibi yapılmış ve en çok destek gören mahallelerden teröristlere desteğin sürdüğünü” anlattı. Bir gazetecinin, “Silahların bırakılması, siyasete katılınması çözüm müdür?” sorusunu yanıtlarken ise Büyükanıt “Pazarlık olmaz. Bir tek şey vardır, gelip Türk adaletine teslim olsun. Olay budur” dedi.

DIŞ DESTEĞİN KESİLMESİ POLİTİKTİR

Dış desteği olmayan terör örgütlerinin asla yaşama şansı olmadığını da vurgulayan Büyükanıt, PKK’nın büyük boyutta dış desteği olduğunu vurguladı. Büyükanıt, “Dış desteğin kesilmesi tabii ki politiktir. Askerin yapabileceği bir iş değildir. Bunun üzerinde hassasiyetle durulması gerektiğine inanıyorum” dedi.

Orgeneral Büyükanıt, Genelkurmay tarafından yayınlanan bildiride “teröre karşı toplumsal refleksin gösterilmesi gerektiğini” ifade ettiklerini de hatırlatarak, yanlış anlaşılabileceği gerekçesiyle “refleks” parametrelerini de açıkladı. Büyükanıt, demokratik usullere uygun, şiddetten uzak, yasalara saygılı, siyasi amaçları olmayan, teröre karşı duyulan üzüntünün, nefretin belirtilmesi yönünde olması gerektiğini kaydetti, “Yoksa Silahlı Kuvvetlerin, toplumsal çatışma gibi bir niyeti asla olmaz” dedi.

İKİ BOKSÖRÜN MÜCADELESİ GİBİ

Terörle mücadele siyasi kararlılığın istenilen seviyede olup olmadığı yönündeki soru üzerine, bunu teraziye koyup tartma imkanına sahip olmadığını söyleyen Büyükanıt, şu anda Silahlı Kuvvetlerin üzerine düşen görevi yapmaya çalıştığını, bazı sıkıntıların olabileceğini ifade etti. Büyükanıt şöyle konuştu:

“Bu sıkıntıların bir kısmı, şikayet etmek için söylemiyorum. Biz terörle mücadelemizi legal zeminde yapmak zorundayız. Ben bu mücadeleyi şuna benzetiyorum. İki boksör ringe çıkıyor. Hakem önce birinci boksöre, ‘Belden aşağı vurmayacaksın, kafa atmayacaksın dur deyince duracaksın’ diyor. Birinci boksör, ‘Peki’ diyor. Köşesine gidiyor. İkinci boksöre de aynı şeyleri söylüyor. Boksör diyor ki ‘Yo, ben kafa da atarım tekme de atarım. Her şeyi yaparım’ terörle mücadele böyle bir şey. Terörist kurallara uymaz. Şiddetten başka bir şey bilmiyor. Buna rağmen TSK mücadelesini yasal zeminde yürütmek zorunda. Yasal zeminde yürütürken zaman zaman da sıkıntılarımız oluyor.”

PKK’YI BİTİREMESEK DE DARBE VURURUZ

Polis Vazife ve Selahiyetleri Kanunu’nda yapılan değişikliğe göre biri adli, diğeri şüphe üzerine iki tür arama olduğunu hatırlatan Büyükanıt, istihbarat üzerine yol kontrolü yaptıklarını, ancak durdurdukları aracı, örneğin kamyonu arayamadıklarını anlattı. Büyükanıt, “Kanun gereği araca sadece bakabiliyorsunuz. İç kısımlarını arama hakkınız yok. Peki silahı arabanın bagajına saklamışsa nasıl bulacaksınız? Bunu yapamıyorsunuz. Böyle sıkıntılarımız var. Bu sıkıntıları gerekli kurullarda çok açık olarak ifade ediyoruz” dedi.

Org. Büyükanıt, bir soru üzerine, 12 Nisan’da açıkladığı PKK’yla mücadele için Kuzey Irak’a sınırötesi operasyona ihtiyaç olduğu ve bundan fayda sağlanacağı yönündeki düşüncesinde ısrarlı olduklarını belirtti. Büyükanıt, “Hiçbir şey bir kereyle bitmez. Şunu biz iddia edemeyiz, Kuzey Irak’a girip PKK’yı bitiririz diyemezsiniz. Ama ne yaparsınız? Bundan önce yaptığımız gibi darbe vurursunuz. Bu da çok büyük fayda sağlar. Ama dediğim gibi, terörü tüm boyutlarıyla ele aldığımız zaman, bu süreç içinde etkisiz hale getirmek de mümkündür. Bu, ilgili ortamlarda izah edilmiştir” dedi.

SİYASİ HEDEFİ BİLMEMİZ GEREKİR

Son dönemde bu konuda Hükümet’le üç toplantı yapıldığını, bu toplantılarda bu konuların detaylarıyla görüşüldüğünü belirten Büyükanıt, şöyle devam etti:

“Hudut ötesi yapılacak her harekatın bir siyasi hedefi vardır. Askeri hedef bunun altında kalır. Askeri hedef bu siyasi hedefi ele geçirmek için yapılan bir mücadeledir. Bu mücadeleyi yapacak kuvvetimizi saptarken, siyasi hedefin bilinmesine ihtiyaç var. Ben örnek olarak o toplantıda da aynısını söyledim. Şimdi Kuzey Irak’a PKK ile mücadele için gitmek başka şey. Mesela bunu yaparken bir saldırıya uğradınız, Kürt gruplar tarafından. o ihtimali dikkate aldığım takdirde kuvvet ihtiyacını tespit etmek başka şey. Dolayısıyla bu siyasi hedef elde edilmek istenen amaç belli olursa. O zaman TSK o hedefi ele geçirecek şekilde bir kuvvet oluşturur. Resmen de bu işi bu kadar kuvvetle yapmak istiyorum, der. Bunun normal planlama işi bu.” Hükümet’ten bu konuda istedikleri kararı alamadıkları, Başbakan’ın “Seçimden sonra” dediği yönündeki yorumların hatırlatılması üzerine ise, “O ikinci yorumunuza katılmam mümkün değil” diyen Büyükanıt, “Bazı şeyleri aleni konuşmak mümkün değil” diye ekledi.

KIBRIS’TA “GİT, ELE GEÇİR” DEDİLER

Büyükanıt, “Bir siyasi direktif üzerine çalışılıyor mu?” sorusuna karşılık da “Çalışılıyor, direktif demedim, katiyen demedim. Belki hazırlanıyor, onu da bilmiyorum” dedi. Askeri planlamanın bir direktifle başlaması, bu direktifte hedefin, amacın bulunması gerektiğini kaydeden Orgeneral Büyükanıt, “1974’te Silahlı Kuvvetler’e ‘Kıbrıs’a git şu hatta kadar ele geçir’ denilmiştir. Onun üzerine askeri planlamacılar oturur plan yapar. Şu anda da bazı şeyler üzerinde çalışıldığını ifade etmek istiyorum” diye konuştu.

Kaynak: www.ntvmsnbc.com ... »

27.06.2007 559
Iraklı Türkmenler: Referanduma katılmamız imkansız

Iraklı Türkmenlerin yıl sonunda yapılması planlanan Kerkük referandumu ile ilgili rahatsızlığı sürüyor. Irak Türkmen Cephesi Başkanı Sadettin Ergeç, referanduma katılmalarının mümkün olmadığını söyledi.

ABD'nin başkenti Washington'da temaslarda bulunan Ergeç, kente siyasi amaçlı 600 binden fazla göç olduğunu söyledi.

Göçlerin Kerkük'teki demografik yapıyı bozmaya yönelik olduğunu vurgulayan Ergeç, referandumu ve Kerkük'te yapılması öngörülen nüfus sayımını reddettiklerini söyledi.

Ergeç, Kerkük civarındaki Türkmen arazilerinin yüzde 90'ının ellerinden alındığını ileri sürdü ve Kerkük'teki Türkmen nüfusu için bir rakam vermenin yanlış olacağını belirtti.

1 Mart tezkeresinin de değinen Ergeç, tezkerenin kabul edilmemesinin Türkmenler'in saf dışı edilmesinde rolü olduğunu savundu.

Ergeç, Kuzey Irak'a yönelik olası bir sınır ötesi operasyonu da değerlendirdi ve "Biz burada Türkmenlerin meseleleriyle ilgileniyoruz. Yaparsa, yapanlara sormak lazım" dedi.

Kaynak: www.cnnturk.com ... »
Ergebnisseiten: 1-10  11-20  21-30  31-40  41-50  51-60  61-70  71-80  81-90  91-100  101-110  111-120  121-130  131-140  141-150  151-160  161-170  171-180  181-190  191-200  201-210  211-220  221-230  231-240  241-250  251-260  261-270  271-280  281-290  291-300  301-310  311-320  321-330  331-340  341-350  351-360  361-370  <<  [371]  372  373  374  375  376  377  378  379  380  >>  381-390  391-400  401-410  411-420  421-430  431-440  441-450  451-460  461-470  471-480  481-482  
Gehe zum Eintrag Nr.  
Top
Mustafa Kemal Atatürk
... is turkish vision!
Home | Kontakt | Anmelden
Besucher: 13747475 (Heute: 251)