Atatürk www.turkishvision.com
Home | Kontakt | Anmelden EnglishEnglish | TürkçeTürkçe | DeutschDeutsch
Home
Schreiben Sie Ihre Meinung hier >>>
Blogs
Aktuell
Anmelden
Registrierung
Passwort anfordern
Seite empfehlen
Kontakt
Email
Über uns
Suche
Tuesday, 12. December 2017
Aktuell

18.06.2007 413
"Putin enerjide ortaklik istiyor masaya baska sorun getirmeyin"

Rusya Büyükelçisi Ivanovskiy, İstanbul'da Putin'in yaklaşan ziyaretiyle ilgili temaslarda bulundu. Elçi "Putin, enerjide işbirliğini görüşmeye geliyor. İşadamı alacakları gibi konularla gelmeyin" mesajı verdi..

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in Türkiye ziyaretinin kesinleşmesinin ortaya çıkmasından önce İstanbul'da temaslarda bulunan Rusya'nın Ankara Büyükelçisi Vladimir Ivanovskiy'nin "Putin ekonomik konularda enerjiyi ilgilendiren stratejik gündemle geliyor. Türk-Rus enerji ortaklığı istiyoruz. Lütfen karşısına Türk işadamlarının alacak sorunu gibi konularla çıkılmasın" mesajı verdiği öğrenildi. Karadeniz Ekonomik İşbirliği Zirvesi için 25 Haziran'da Türkiye'ye gelecek Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in ziyaretinin kesinleştiğinin açıklanmasından önce Türkiye'de görevli Rus diplomatların ekonomik konulara ilişkin gündem belirleme toplantıları başladı. Putin ve heyetinin Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile yapması planlanan özel görüşmelerin ekonomi ayağı için enerji işbirliğine özellikle dikkat çekiliyor. Edinilen bilgiye göre Rusya Büyükelçisi Ivanovskiy, geçtiğimiz hafta İstanbul'a gelerek çeşitli temaslarda bulundu. İstanbul'da Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) ile de biraraya gelen Ivanovskiy, ziyaretin ekonomi kısmıyla ilgili önemli ipuçları verdi. Beklenildiği gibi enerji konularının önemli bir gündem maddesi olacağını anlatan Ivanovskiy, ziyaretin iki ülke arasında enerjide stratejik ortaklığın önünü açacak bir zemin için kullanılmasının Rus tarafında arzulandığını kaydetti. Orta Asya'nın petrol ve özellikle doğalgaz kaynaklarının Avrupa piyasalarına taşınmasında iki ülkenin ortaklaşa hareket etmesinin önemini vurgulayan Ivanov'un şunları söylediği bildirildi: "Rusya'nın kaynaklarıyla birlikte Orta Asya'nın da doğalgaz kaynaklarını toplarsanız, Avrupa'nın ihtiyacını karşılamayacağını göreceksiniz. Bize göre Azerbaycan, Türkmenistan ve Kazakistan'ın Avrupa'ya kendi başlarına sunabileceği doğalgaz miktarı 5 milyar metreküpü geçemeyecek. Enerjide transit ülke olmak istiyorsunuz, bunu beraber yapmanın yolunu araştıralım. Devlet Başkanı Putin, bu konuya büyük önem veriyor." Putin'in ekonomik gündeminde Avrupa'ya enerji arzında işbirliğinin önemli yer tuttuğunu görüşmesinde vurgulayan Ivanovskiy, Türk - Rus görüşmelerinde sıkça gündeme gelen bazı konuların "es geçilmesinin" resmi kanallara iletilmesini istediği kaydedildi. Buna göre Türk şirketleri ve işadamlarının alacak konuları, gümrük kapıları, nakliyecilerin yaşadığı sorunlar ve inşaat şirketlerinden dolayı sıkça gündeme gelen alacak taleplerinin Putin'in Türkiye ziyaretinde gündeme getirilmesinin arzulanmadığı DEİK'te yapılan görüşmede aktarıldı.

RUSYA BÜYÜK OYNUYOR

Geçtiğimiz yıl alacak tartışmaları nedeniyle Ukrayna'ya akışı keserek Avrupa'ya doğalgaz arzını ciddi biçimde düşüren Rusya, bu kıtanın önde gelen enerji tedarikçisi olmak için büyük adımlar atıyor. Sovyet döneminde kurduğu altyapı sayesinde Doğu Avrupa'ya boru hatlarıyla doğalgaz ve petrol ulaştırabilen Rusya, son 15 yılda yapılan ek yatırımlarla başta Almanya olmak üzere büyük Avrupa ekonomilerinin göz ardı edemeyeceği enerji tedarikçisi oldu.

Kaynak: www.sabah.com.tr ... »

18.06.2007 412
Çin'in siparisleri Türkiye'ye kayiyor

Türk hazır giyim sektörü, uluslararası büyük alıcıların gözdesi oldu.

Moda ve tasarımda, ürün geliştirmede, kalite ve teknolojide büyük atılım gerçekleştiren Türk hazır giyim sektörü, uluslar arası alıcıların siparişlerini çekiyor. Sektörün korkulu rüyası Çin rekabetini yenen Türk hazır giyim sektörü, dünya ihracatında ikinciliği hedefliyor.

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanvekili ve İstanbul Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği Başkanı Süleyman Orakçıoğlu, yaptığı açıklamada, hazır giyim ihracatının Ocak-Mayıs 2007 döneminde yüzde 14.77, Mayıs ayında da yüzde 18.89 arttığına dikkati çekti.

Bunun en önemli nedeninin Türk firmalarının araştırma geliştirme (AR-GE) ve ÜR-GE başarısı olduğunu belirten Orakçıoğlu, teknik tekstil ve akıllı ürünler kapsamında katma değeri yüksek ürünlerin yanı sıra organik pamuktan iplik üretildiğini, boyama tekniklerinde yüksek know howa sahip olduklarını vurguladı.

Orakçıoğlu, şunları söyledi:

''Şu anda bizim firmalarımız, büyük alıcıların koleksiyon ve moda tasarımı anlamında ÜR-GE laboratuvarı haline geldi. Sipariş vermede tercihleri biz olduk. Türk firmaları sadece üretim kapasitesi, kalitesi ve gücüyle değil organizasyon becerisi, know how ile büyük avantaj haline geldi. Hedefimiz teknik tekstillerde Almanya'nın performansını, tasarım ve markada da İtalya'nın performansını yakalamak.''

Bunun için eğitimin önemini vurgulayan Orakçıoğlu, şu anda Milli Eğitim Bakanlığına bağlı tekstil ve hazır giyim bölümlerinde 50 bin 497 öğrencinin, Yükseköğretim Kuruluna bağlı 25 bin 801 öğrencinin eğitim aldığını bildirdi.

Orakçıoğlu, İTKİB Genç Moda Tasarımcıları Yarışması'nın, dünyada 16 yıldır kesintisiz devam eden tek yarışma olduğuna işaret ederken, ''Bu, tasarımcıların fışkırdığı bir organizasyon haline geldi'' diye konuştu.

''SİPARİŞLER TÜRKİYE'YE KAYIYOR''

Orakçıoğlu, büyük Avrupalı alıcıların artık Çin'i tercih etmediğini belirterek, şunları söyledi:

''Bu bir dönemdi, o dönemde birçok alıcı Çin'i çok cazip üretim alanı olarak gördü, ama burada hayal kırıklığı yaşadı. Çin'den çok yüksek adetli ürünü 3 haftada alamazsınız, koleksiyon yapamazsınız. Türk hazır giyim sektörü ise şu anda alıcıların koleksiyon ve model tasarımı anlamında AR-GE laboratuvarı haline geldi. Lojistik destek sağlıyoruz. Uluslararası büyük markaların, çekim merkezi ve tercihleri biz olduk. Siparişlerini Türkiye'ye kaydırıyorlar, büyük ilgi devam ediyor. Şu anda Türkiye'nin rakibi Çin değil. Kulvarımız aynı değil. Bizim rakibimiz Orta Avrupa, İtalya, Akdeniz ve komşu ülkelerdeki üretim alanları. Bunlar her şeyin en iyisini yapmak için performans gösteriyor. Hiçbirisi tekstil ve hazır giyim üretimi ve ihracatından çıkmıyor. İtalya'nın tekstil ve hazır giyim ihracatı 45 milyar dolar. Dünya moda endüstrisine hakimler.''

''ÖNÜMÜZDEKİ EN BÜYÜK ENGEL AŞIRI DEĞERLİ YTL''

Türk hazır giyim sektörü olarak zorlandıkları tek şeyin ekonomi politikaları olduğunu belirten Orakçıoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Bunların hepsini yaparken çok zor bir dönem var; ekonomi politikaları hiçbir dönemde bizi bu kadar zorlamamıştı. Uygulanan ekonomi politikaları nedeniyle şu anda döviz kuru ve aşırı değerli YTL önümüzde bariyer gibi. Türk hazır giyim ve tekstil sektörü olarak yaptığımız şeyler tüm dünyanın dikkatini çekiyor ve dünyanın lider, büyük oyuncularından birisi olduğumuzu artık herkes kabul ediyor. Ama, buradaki en büyük sorumuz ne Uzakdoğu, ne Çin. Önümüzdeki en büyük engel aşırı değerli YTL. Uygulanan kur politikası istikrarlı değil işimizi son derece zorlaştırıyor.''

Türk hazır giyim ve tekstil sektörünün üstüne düşen ''ev ödevini'' çok iyi yaptığını ifade eden Orakçıoğlu, sektör ile dost ve üretimi destekleyen bir ekonomi politikası istedi. Orakçıoğlu, ''Sektör en zor döneminde bunu yaptıysa, üretimi destekleyen bir politika olursa, potansiyeli ile çığır açar'' diye konuştu.

''TÜRK HAZIR GİYİM SEKTÖRÜNÜN BAŞARISI KISKANDIRIYOR''

TİM Başkanvekili Orakçıoğlu, bu yılın beş ayında hazır giyim sektörünün 6.2 milyar dolar ve tekstil sektörünün 2.6 milyar dolar ihracat yaptığını anımsatırken, 2007 yılı sonu ihracat hedeflerinin 21-22 milyar dolar olduğunu söyledi. Türk hazır giyim sektörünün dünya ihracatında Çin ve İtalya'dan sonra 3. ve tekstil sektöründe 6. sırada geldiğine işaret eden Orakçıoğlu, ihracatta üst sıraya çıkmayı hedeflediklerini belirtti. Süleyman Orakçıoğlu, ''Bugün birçok uluslararası organizasyonlara ev sahipliği yapıyoruz. Dünya moda basını ve sektörün karar vericileri (sizdeki gelişmeyi kıskanıyoruz, tüm dünyanın dikkatini çekiyorsunuz, çok iyi gidiyorsunuz, bu enerjinizi iyi kullanın) diyor. Bariyeri aşarsak (aşırı değerli YTL), ihracatta İtalya'yı geçebiliriz'' diye konuştu.

Weiter zum Artikel aus www.sabah.com.tr ... »

18.06.2007 411
ASAM Baskani Faruk Logoglu: Operasyon kisa ve havadan olacak

ASAM Başkanı Faruk Loğoğlu'na göre Türkiye operasyona karar verirse ABD fiziken karşı çıkmayacak. Harekât kısa süreli ve daha çok da havadan olacak.

Türkiye, Kuzey Irak'a asker sokup sokmamayı konuşuyor sürekli. Bizim Kuzey Irak'a girmemiz uluslararası politika açısından nasıl sonuçlar verir?

Uluslararası politika açısından olumsuz sonuçlar verir büyük bir ihtimalle. Çünkü bugün artık haklı neden ve gerekçelerle de olsa, bir ülkenin diğer bir ülkeye operasyon düzenlemesi, hele gidilecek adres Irak ise, operasyonu yapan da Türkiye ise, bu olumsuzluklar, yanlış algılamalar daha da artar.

Niye?

Irak zaten yeterince karışık. Türkiye'nin Kuzey Irak'a bir operasyonuna, Irak'taki Kürtler, Bağdat hükümeti, Avrupa Birliği ve ABD olumlu bakmadıklarını çeşitli vesilelerle beyan ettiler. Arap ülkeleri de bu operasyona olumlu bakmaz. Türkiye böyle bir operasyonu, kendi ulusal güvenliği için PKK teröristlerine ve teröre karşı yapacaktır ama bunun uluslararası ortamda, medyada yansıtılış ve algılanış biçimi, Türklerin Irak'ta Kürtlere karşı bir harekâta giriştiği yönünde olacaktır. Kürtlerin özerk yönetimini engellemek için yapıldığı şeklinde takdim edilecek ve öyle algılanacaktır.

Bizim Kuzey Irak'a girmemize Amerika nasıl tepki verir peki?

Genel algılama, ABD'nin Türkiye'nin Kuzey Irak'a askeri operasyonuna karşı çıkacağı, hatta buna engel olabileceği yönünde. Oysa bana göre, Türkiye'nin Kuzey Irak'a operasyonuna en az karşı çıkacak ülke ABD olacaktır. Amerika bize, 'Niye böyle yaptın' diye belki biraz homurdanacaktır ama Türkiye'ye karşı ciddi bir karşı duruş durumuna girmeyecektir.

Neye dayanarak söylüyorsunuz bunu? ABD Dışişleri Bakanı daha yeni 'Türkiye ile çalışmaya hazırız. Ancak o sınırda kuvvetli ve tek taraflı bir hareket kimseye yarar sağlamaz' dedi. Türkiye Kuzey Irak'a operasyon yapmasın mesajı değil mi bu sizce?

Evet öyle ama, ABD'den 'Türkiye operasyon yapsın' mesajını beklememiz de çok yanlış olur. Elbette 'Türkiye operasyon yapsın' demeyecek. Ama Kuzey Irak'ta bir PKK varlığı var. Türkiye inciniyor. Bu durum Türkiye'ye zarar veriyor. Her gün Türk ulusu şehit cenazelerinde ayağa kalkıyor. Türkiye ABD'den bu konuda bir şeyler yapmasını istiyor. ABD, 'Konuşalım' diyor. Sonra 'Özel koordinatör atayalım. Onlar konuşsun' diyor. 'Irak hükümetiyle konuşun' diyor. Türkiye bunların hepsini yaptı. Türkiye bir ara bu konuları Barzani ve Talabani'yle de konuşuyordu ama sonuç çıkmadı. Ben Türkiye operasyon yapsın demiyorum... Ama eğer bıçak kemiğe dayandığında Türkiye bu yola gider ise, ABD buna fiziken karşı koymayacak. Türkiye'ye yaptırım uygulamaya bana göre kalkmayacak, kalkamayacak. Çünkü Amerika'nın, sadece Irak bağlamında değil, birçok açılardan hâlâ Türkiye'ye ihtiyacı var. Önemli olan böyle bir operasyonun haftalarca, on günlerce sürmemesi...

Amerika'nın hangi düzeyde, ne tür bir operasyona izin vereceğini düşünüyorsunuz peki?

Bu operasyon çok kısa süreli ve daha çok bir hava operasyonu olacak. Bir veya iki gün sürecek. Orada zaten sınırlı bir askeri mevcudiyetimiz var. Sınırlı bir harekâttan bahsediyorum.

Amerika, Türk piyadesinin Kuzey Irak'a girmesine izin verecek mi?

Bu sorunun yanıtı iki anlamda yine 'evet'. İzin verecektir. Birincisi, bu izne tabi değil. İkincisi, Türk askerine orada karşı çıkabilecek bir Amerikan gücü şu anda yok.

Amerika, Türkiye'ye karşı peşmergeyi destekleyemez mi?

Eğer peşmerge karşı koyarsa, o zaman durum bambaşka alana taşınır. ABD, peşmergeye, 'Türk askerini sen engelle' dediği takdirde, o zaman Türkiye'nin Kuzey Irak'taki Kürt gruplarına karşı savaşma hakkı da doğar. Askerimize bir direniş olursa, Türkiye buna karşılık verir.

Merkezi Irak hükümetiyle ve Kuzey Irak'taki Kürt yönetimiyle anlaşma sağlanmadan yapılacak tek taraflı sınırlı bir harekâttan söz ediyorsunuz. Bir başka egemen devletin sınırlarından içeri rızası olmadan askerle girmek, savaş anlamına gelmiyor mu?

İlla bir savaş anlamına gelir diye bakmak doğru değil. Saddam döneminde aramızda bir mutabakat vardı ve biz o çerçevede Irak'a giriyorduk. Uçuşa yasak bölge Türkiye'den desteklendiği için, ABD ve İngiltere de bu mutabakatın arkasındaydı. Şimdi Irak'ta durum farklı. Bugün Türkiye'nin K. Irak'a operasyon yapma hakkı şuradan doğuyor. Orada yuvalanmış bir terör örgütü var. Bu örgüt Barzani, Talabani tarafından destekleniyor, PKK'nın hareketlerine izin veriliyor. K. Irak'ta yuvalanmış PKK unsurları Türkiye'nin ulusal güvenliğine doğrudan bir tehdit teşkil ediyor. Ulusal güvenliğe yönelik bu tehdit, Türkiye'nin meşru savunma hakkını doğuruyor. Bu da, Birleşmiş Milletler Yasası'nın 51'inci maddesidir.

Türkiye BM yasasına dayanarak mı operasyon yapacak?

Burada tutunacağımız bir kulp var. Fakat bunu herkes kabul etmeyecek. Ayrıca biz bunu ASAM olarak da belirttik. 'Bu hakka sahip olmak, böyle bir operasyona girişmek için gerekli bir sebep olabilir ama yeterli bir sebep değil' dedik. Yani Türkiye böyle bir operasyon yaptığı takdirde, bunu uluslararası hukukun içine yerleştirme yolu, savları ve argümanları elinde var. Ama tabii böyle bir operasyonun siyasi, diplomatik, ekonomik başka türlü sonuçlarına da bakmak gerekir.

Siz Kuzey Irak operasyonu konusunda Türkiye'nin Amerika ile gizli bir pazarlık yaptığını mı düşünüyorsunuz?

Böyle bir gizli pazarlık yapılmadıysa da yapılması gerekir diyorum ben. Amerika, Türkiye'nin Irak'a operasyon konusunu Barzani'yle görüşmesi gerektiğini söyledi. Ben de öyle düşünüyorum. Barzani'yle görüşülmeli.

Genelkurmay Başkanı Barzani'yle görüşülmesine karşı çıktı. Nitekim Başbakan Erdoğan da görüşülmeyeceğini açıkladı. Barzani'yle görüşmeyerek yanlış mı yapıyor?

Barzaniyle görüşülmemesi yapılan yanlışlardan sadece bir tanesi. Daha büyük yanlışlar var. Bugün 'terörle mücadele' deyince, aklımıza sadece işin ilk tabakası geliyor. O ilk tabaka da, Türk askerinin sahada teröristlere karşı verdiği fiili mücadele. Bu konuda hiçbir sıkıntı yok. Askerler bu konuda ne gerekiyorsa yapıyorlar. Bugün bütün yük ve sorumluluk askerin sırtına bırakılmış durumda. Sanki sahada teröristleri sildiğiniz takdirde, bu terör bitecek. Hayır bitmeyecek.

Niye?

Terörle mücadele için daha geniş bir stratejik anlayış lazım. Ama hepimiz 'terörizmi', terörist unsurların ortadan kaldırılmasıyla başlayan ve onunla sınırlı olan bir konu olarak algılıyoruz. Terörizmin dibine inemiyoruz. Terörü kim besliyor? Yerel halkın terörist unsurlarla ilişkisi ne? Bu ilişki niçin böyle? Bunları hakkıyla değerlendirmiyoruz. Hükümetin terörizmle mücadele stratejisi yok. Biz sahadaki 500 teröristi ikiye indirebiliriz. Ama o iki terörist iki gün sonra dört oluyor, altı oluyor. PKK terörü bitmiyor. Dolayısıyla bunun kurutulma yeri askeri mücadele değil. Daha geniş bir çerçeve lazım. Soruna siyasi, ekonomik, sosyal bütünlük içinde bakmak lazım. En sonunda da temel çare demokrasi zaten.

Türkiye'de bir askeri müdahaleden çok sık bahsedilmeye başlandı. Eğer Türkiye demokrasi dışına çıkarsa Amerika'nın tavrı ne olur?

Türkiye'de bir askeri darbe, müdahale olmaz. Ama sizin faraziyenizden hareket edersek, Türkiye bir askeri darbe noktasına gelir ise, herkes tavrını buna göre alır. ABD de kendi ulusal çıkarları açısından davranacaktır, Türkiye'de oluşan yeni tabloyla işbirliği imkânlarını yeni baştan arayacaktır. Ama bugünkü koşullarda ne ABD, ne AB, Türkiye'de bir askeri darbe olmasını, demokrasinin kesilmesini ister.

Türkiye'nin Rusya, Çin ve İran'la ittifakından söz ediliyor. Kemal Derviş de BRIC ülkelerine katılmaktan bahsediyor. Türkiye bu kamplara girebilir mi?

Ben bunları, fuzuli ve gerçekdışı düşünce egzersizleri olarak görüyorum. AB'den koptuğumuz takdirde bile Türkiye'nin yüzü yine AB'ye, Batı'ya dönük olmalıdır. Elbette Rusya'yla, Çin'le, İslam dünyasıyla, Arap ülkeleriyle, komşularımızla ilişkilerimiz olacak ama Türkiye'de cumhuriyetin temel ilkelerini, laik yapıyı, 150 yıldır sürdürdüğü Batılılaşma sürecini devam ettirmek istiyorsak, köklerimiz Atlantik camiasının içinde olmalıdır.

Kuzey Irak'a ve PKK'ya dönersek... Amerika'nın PKK'yla gizli ilişkileri var mı sizce?
Hayır. Temasları olabilir ama PKK'yla düzenli bir diyaloğu olduğunu kesinlikle düşünemiyorum. Çünkü Amerika'nın son yıllardaki en kötü yönetimi olan Bush yönetimi bile, terörizmle mücadele konusunda bu kadar bağırıp çağırırken, kendi halkına mesajlar verirken, terörist ilan ettiği bir örgütle gizli bir sürekli diyalog içinde olmasını hiç kimseye anlatamaz bu ilişki ortaya çıktığında.

Amerika'nın PKK'yı İran'a karşı kullandığı söyleniyor. Bu gerçek değil mi?

ABD, İran'a karşı çeşitli unsurları kullanmaya çalışıyor olabilir. İran'da PEJAK var. Bu, PKK'nın İran versiyonu. Eğer Amerika PEJAK'ı kulanıyorsa, hata yapıyor demektir. ABD'nin terörizm konusunda katıksız bir tutum içinde olması ve nerede terörist örgüt varsa ona karşı çıkması lazım çünkü.

Türk askerinin Kuzey Irak'a girmesi halinde Amerikan birlikleri Türk ordusuyla çatışır mı?

Hayır. Çünkü bunu göze aldığı takdirde, mesele sadece Türkiye-ABD meselesi olmaktan çıkar. İşin içine NATO girer ve NATO, bir anda çökmüş olur. ABD'nin, Türkiye ile çatışması için NATO'nun çökmesini göze alması gerekir. NATO kurulduğundan beri iki NATO üyesi ülke birbiriyle çatışmadı. Yunanistan ve Türkiye çatışma noktasına geldiler ama çatışmadılar.

Amerika'nın himayesinde bulunan Barzani de arada sırada çok kışkırtıcı demeçler veriyor. Niye böyle demeçler veriyor?

Irak'taki Kürtler, bağımsız bir Kürt devleti kurmak bakımından ilk defa bütün rüzgârların arkalarında olduğu bir ortamı yakaladıklarını düşünüyorlar. ABD'nin yanlarında olduğunu, Avrupa'nın Kürtlerin bu umutlarına olumlu baktığını düşünüyorlar. Bütün bunları dikkate aldığınızda Barzani, Türkiye'ye yönelik bu tarz açıklamalar yapıyor. Ama şu var. 'Barzani Kürtler için beslediği umutları beslemesin' demeye kimsenin hakkı yok. İstediği şeyi besleyebilir.

Bağımsız Kürt devleti arzusunu mu besleyebilir?

Besleyebilir. Bir ideal olarak onu besleyebilir. Ama bağımsız Kürt devletinin olabilmesi için Irak'ın parçalanması gerekir. Bu da bütün Irak halkı, bölge ülkeleri ve bölgenin geleceği için çok olumsuz sonuçlar doğurur. Onaylanan Irak anayasasına göre bugün Irak'ta federal bir sistem kuruldu. Biz, 'Irak federal olarak kalsın. Irak Kürtlerinin geleceği, emniyeti, refahı tek bir Irak içinde daha sağlam bir zemine oturur' diyoruz.

Amerika, 1 Mart tezkeresinin intikamını almak için Türkiye'yi Kuzey Irak'ta bir tuzağa çekmek isteyebilir mi?

Böyle bir operasyon çok ciddi olumsuz sonuçlar yaratacaktır. Amerika, AB, Araplar, BM Güvenlik Konseyi karşı çıkacaktır. Sorunuza gelince... ABD'nin gündeminde 1 Mart tezkeresinin intikamını almak gibi bir gündem maddesi olduğunu düşünmüyorum. Amerikan yönetiminin Türkiye'ye bakış açısı, 'Irak'ta işbirliğine devam edelim. Afganistan'da birlikte hareket edelim. Enerji konularında birlikte olalım' diyen bir Amerikan yönetimi var. Ama şu soruyu sorarsanız anlarım. Aslında Kuzey Irak'a bir operasyon Türkiye için bir tuzak mı' diye sorarsanız, o tartışılabilir.

Peki tuzak mıdır?

Bu, hükümetin yapması gereken çok ince ve zor bir tartı meselesi. Hükümet, terazinin bir kefesine operasyonun askeri ve güvenlik açısından yararlarını, terör örgütü üzerindeki etkilerini, kaç teröristin yok edileceğini koyacak. Terazinin öbür kefesine de operasyonun siyasi, ekonomik ve sosyal sonuçlarını koyacak. Geçmişte yapılan sınırlı hava operasyonları ve geniş kapsamlı kara destekli operasyonlarda gördük ki, bu operasyonlar yarar sağlıyor ama bu yararlar sınırlı ve geçici oluyor. Bugün yapıldığı takdirde yine sınırlı bir yarar sağlar ama zararları, olumsuz sonuçları daha fazla olur.

Amerika istese PKK'yı durdurabilir mi?

Hayır durduramaz. O, Türkiye'nin işidir. ABD'nin Irak'ta yapabileceği iki temel iş var. Birincisi, Kuzey Irak'taki önde gelen PKK liderlerini Türkiye'ye teslim etmek. Bunun hukuki zemini, gerekçesi hazır. Bunlar İnterpol tarafından hazırlanan kırmızı bültenlerle aranan şahıslar. Bunların dosyaları, isimleri, ayrıntılı bilgileri Irak hükümetine ve ABD'ye verildi. İkincisi, Mahmur kampının kapatılması.
ABD bunları yapabilir. Yapmamasını, ABD'nin basiretsizliği, beceriksizliği ve yetersizliği olarak görüyorum.

Peki Kuzey Irak'a girerek PKK terörünü bitirebilir miyiz?

Hayır. Sadece sınırlı, geçici bazı sonuçlara ulaşabiliriz. Böyle bir operasyon yapıldığında, oradaki teröristler büyük ölçüde zaten başka yerlere gitmiş olacaklar. Terörizmle mücadele böyle büyük operasyonlarla olmuyor. Terörizmle mücadele daha kapsamlı bir şey. Askeri anlamda en etkili mücadele, özel harekât birlikleri tarafından yapılmasıdır. En etkili yol, mücadelenin teröristler gibi yaşayan, hareket eden birliklerince yapılmasıdır. Başbakan'ın geçen hafta topladığı güvenlik zirvesinde Irak'ın içinde bir tampon bölge kurulması kararı alındığı ileri sürülüyor.

Tampon bölge fikri geçmişte de telaffuz edildi. Olabilme şansı sıfırdır. Tampon bölgeye Irak hükümeti, kuzeydeki Kürt gruplar karşı çıkacaktır. ABD de muhtemelen hayır diyecektir.

Amerika, aramızda 1 Mart tezkeresi anlaşmazlığı olmasa başka türlü bir politika izler miydi?

Bugünkünden daha yakın, daha rahat bir ilişki içinde olurduk. Türkiye çok önemli bir fırsatı kaçırdı tezkereyi onaylamamakla. Tezkere geçmiş olsaydı... Türkiye'nin mevcudiyeti nedeniyle ABD, Irak konusunda yaptığı hataların önemli kısmını belki yapmayacaktı. Irak bugün daha iyi bir durumda olabilecekti. Ayrıca Türkiye Kerkük'te belki bu kadar sıkıntı çekmeyecekti. K. Irak'taki Kürt oluşumu da muhtemelen yine aynı doğrultuda gelişecekti ama bu kadar hoyrat, keskin olmayacaktı. Belki daha yavaş gelişecekti, sözlerine daha fazla dikkat edeceklerdi. PKK konusu ise bugünkü konumunda olmayacaktı. Tezkere keşke geçseydi...

Kaynak: www.hurriyet.com.tr ... »

18.06.2007 410
Çevreci Beko'ya Almanya ödül verdi

Beko, ürettiği 'WMD 57162' model çamaşır makinesiyle Avrupa çapında düzenlenen '2007 Plus X Yarışması'nda 'ekoloji' kategorisinde birincilik ödülünü kazandı. Arçelik'ten yapılan açıklamada, Almanya'nın Düsseldorf kentinde yapılan törenle 'beyaz eşya dalında yenilikçilik', 'ekoloji', 'kullanım kolaylığı' ve 'tasarım' olmak üzere 4 kategoride verilen 8 ödülden ekoloji dalındaki ödüle Beko'nun layık görüldüğü bildirildi. Ödüllü çamaşır makinesi. 7 kilogram çamaşırı 30 dakikada, 2 kilogramı da 14 dakikada yıkayabiliyor. Makine çamaşırın cinsine göre de suyunu ayarlayabiliyor.

Kaynak: www.sabah.com.tr ... »

18.06.2007 409
AB halki Türkiye'nin üyeligine karsi

Avrupa Birliği halkı arasında Türkiye’nin AB üyeliği karşıtlığının ne denli yaygın olduğu bir kez daha teyit edildi. Beş büyük AB ülkesinde gerçekleştirilen ankete göre, Türkiye’nin AB üyeliğine karşı çıkanların oranı, Fransa’da yüzde 71’i, Almanya’da ise yüzde 66’yı buldu.

Financial Times gazetesi ile Haris Interactive tarafından 31 Mayıs ile 12 Haziran tarihleri arasında Almanya, İngiltere, Fransa, İtalya ve İspanya’da 6 bin 169 yetişkinin katılımıyla gerçekleştirilen anket, Türkiye karşıtlığı boyutunu ortaya koydu.

Ankete göre, AB kamuoyunda birliğin genişlemesine olan destek, kırılganlığını koruyor. Söz konusu beş ülkenin hiçbirinde genişleme fikrine “evet" denmiyor.

Bu arada, Türkiye’nin AB üyeliği karşıtlığının daha da belirgin olduğu belirlendi. Türkiye’nin AB’ye katılmasına karşı çıkanların oranı, Fransa’da yüzde 71’i, Almanya’da ise yüzde 66’yı buldu. Destek verenlerin oranı ise bu ülkelerin hiç birinde yüzde 40’ı aşmadı.

Kaynak: www.milliyet.com.tr ... »

--------------------------------------------------

Zum Diskussionsforum "EU-Beitritt der Türkei" ... »
Zum Diskussionsforum "Ist in der westlichen Welt ein Platz für die Türkei?" ... »
Zum Diskussionsforum "Ist der Kampf der Kulturen akut und unvermeidbar?" ... »
Zum Diskussionsforum "Wie sehen und erleben Nichtmuslime die islamische Religion?" ... »
Ergebnisseiten: 1-10  11-20  21-30  31-40  41-50  51-60  61-70  71-80  81-90  91-100  101-110  111-120  121-130  131-140  141-150  151-160  161-170  171-180  181-190  191-200  201-210  211-220  221-230  231-240  241-250  251-260  261-270  271-280  281-290  291-300  301-310  311-320  321-330  331-340  341-350  351-360  361-370  371-380  381-390  391-400  <<  [401]  402  403  404  405  406  407  408  409  410  >>  411-420  421-430  431-440  441-450  451-460  461-470  471-480  481-482  
Gehe zum Eintrag Nr.  
Top
Mustafa Kemal Atatürk
... is turkish vision!
Home | Kontakt | Anmelden
Besucher: 13745278 (Heute: 9732)