Atatürk www.turkishvision.com
Home | Kontakt | Anmelden EnglishEnglish | TürkçeTürkçe | DeutschDeutsch
Home
Schreiben Sie Ihre Meinung hier >>>
Blogs
Aktuell
Anmelden
Registrierung
Passwort anfordern
Seite empfehlen
Kontakt
Email
Über uns
Suche
Wednesday, 17. January 2018
Aktuell

30.10.2006 40
LOBICILIK NEDIR, NE DEGILDIR?

Bahadir Kaleagasi

Türk sivil tolum kurumlari, partiler, meslek örgütleri ve üniversiteler ne kadar AB düzeyindeki muadil örgütlerde etkin olurlarsa, Türkiye'nin lobi kanallari o kadar etkili olacak. Almanya, Bulgaristan, Belçika, Isveç Avusturya ve Hollanda'daki Türk kökenlilerin etkisi de çok önemli.

Karistirmamak gereken kavramlar var: Lobicilik baska, tanitim baska. Iletisim ise her ikisini de kapsayabilen ve ötesine geçen daha genel bir kavram. Toplumsal tartisma gündeminde bu kavramlarin karistigi bulanik bir alan vardir. Sik duyar, okur, konusuruz:

Anlatamiyoruz kendimizi, tüm dünya bizi yanlis taniyor.

Fransa'da Ermeni lobisi karsisinda zayif kaliyoruz.

Bu lobi isini beceremiyoruz. Halbuki Yahudi, Italyan, Yunan, Arap, Ermeni lobileri çok etkin.

http://www.abhaber.com/haber_sayfasi.asp?id=14195

30.10.2006 39
THE ECONOMIST - BATI TÜRKIYE'YI KAYBEDIYOR MU?

LONDRA, 20/10(BYE)--- The Economist'in 21 Ekim 2006 tarihli sayisinda yukaridaki baslik altinda yayimlanan yazinin çevirisi söyledir:

Türkiye ile Bati arasindaki iliskilerde halihazirda sikinti yasaniyor. Papa, Bizans Imparatorunun, Muhammed hakkindaki olumsuz görüslerini düsüncesizce dile getirdiginde farkina vardigi üzere, Osmanlilarin yükselen Müslüman imparatorlugu ve düsüs yasayan Hiristiyan Bizans arasindaki eski husumet bir gölge gibi hala sahnede. Yani, Türkiye ile Avrupa Birligi ya da Türkiye ile ABD arasindaki iliskilerde tansiyonun yükselmesi sürpriz degil. Ancak endise verici olan, su anda bu iliskilerin eszamanli olarak, simdiye kadar görülmemis sekilde bozulmus olmasi.

Türkiye, ABD ve Avrupa için cografi nedenlerle önem tasiyor: Türkiye'nin batida AB ile doguda da Kafkaslar, Iran, Irak ve Suriye ile siniri bulunuyor. Türkiye ekonomik nedenlerle de önem tasiyor: Hizla büyüyen gayri safi yurtiçi hasilasi ve artan nüfusu Türkiye'yi önemli bir ticaret ve yatirim ortagi haline getiriyor. ABD'den sonra ikinci büyük NATO ordusuna sahip olan Türkiye, askeri açidan da önem tasiyor. Ancak, demokrasinin gelistigi laik bir cumhuriyet olarak emsal teskil eden Müslüman Türkiye'nin, Bati tarafindan kesinlikle cesaretlendirilmesi gerekmektedir.

Türkiye'nin ABD ile iliskileri, 2003 Mart'inda Türk parlamentosunun ABD askerlerinin Irak'a geçisini engellemesinden bu yana gergin. Simdi de Türkler, Irak'in kuzeyindeki Kürt bölgelerinde üslenerek Türkiye'nin güneydogusundaki gerilla ve terör eylemlerine yeniden baslayan Kürt PKK savasçilarini durdurmak için ABD'nin hiçbir sey yapmadigini söyleyerek ABD'yi elestiriyor. Türk kamuoyunda da ABD karsitligi egilimi görülüyor: Türkiye'de geçtigimiz yaz yapilan bir kamuoyu yoklamasi, Iran'a sempati
duyanlarin ABD'ye sempati duyanlardan fazla oldugunu gösteriyor.

Türkler arasinda Avrupa'ya karsi da daha olumsuz bir bakis hakim olmaya basliyor. 2004'ün Aralik ayinda, Recep Tayyip Erdogan hükümetinin AB ile müzakerelerin baslamasi taahhüdünü almasi, Türkiye çapinda coskulu bir karsilik bulmustu. Ancak müzakereler son derece yavas ilerliyor. Ankara'nin degerlendirmesi, AB'den, anayasal degisiklikler, ekonomide liberalizasyon ve dini konularda daha fazla hosgörü gibi alanlarda çok sayida talep geldigi, ancak karsiliginda çok az sey yapildigi yönünde. Geçtigimiz iki yil içinde Fransa, Almanya ve Avusturya gibi bazi ülke liderleri, Türkiye'nin AB'ye katilimina karsi olduklarini ifade ettiler. Ayrica, AB'nin kuzey Kibris'a uyguladigi etkili ambargo sürmesine karsin, Brüksel, Türkiye liman ve havaalanlarini Kibris Cumhuriyeti'ne (Rum) açarak yükümlülüklerini yerine getirmedigi takdirde, katilim görüsmelerini askiya almakla tehdit ediyor.

Böyle bir ortamda, en basit hareketler bile zarar verici olabilir. Fransiz Ulusal Meclisi tarafindan, 1915'teki Ermeni soykiriminin inkar edilmesini suç sayan bir yasa tasarisinin yasalasma sansi düsük görünüyor. Ancak bu gelisme, soykirimi asla kabul etmeyen Türkiye'de büyük protestolara neden
oldu. Gelecek yil yapilacak genel seçimler öncesinde, ilimli Islamci AKP'nin lideri Erdogan, anlasilabilir sekilde milliyetçi (ve dini) duygulari tesvik ediyor. Ancak Erdogan atesle oynuyor: Radikal Islam yeni zeminler kazaniyor ve Atatürk'ün laik gelenegini korumak misyonu oldugu gerekçesiyle siyasete
müdahale yönünde uzun bir tarihi olan Türk ordusundan homurtular yükseliyor.

Washington, daha itaatkar bir müttefik yaratacaksa askeri müdahaleye sicak bakabilir. Ancak bu, Erdogan idaresinde etkileyici bir gelisme kaydeden Türkiye için çok büyük bir geriye dönüs olacaktir. Erdogan, Türkiye'yi Avrupa Birligi'ne hazirlamak üzere 2003'te belirlenen hedefe dönerek, bu
gelismeyi sürdürmek için elinden geleni yapmalidir. Bu, Avrupalilar için de yeni yükümlülükler gerektirmektedir. AB liderleri Türkiye'nin nihai üyeligine karsi açiklamalar yapmak yerine, sonuçlarina iliskin önyargilardan siyrilarak müzakereleri ilerletmelidirler. AB'nin Finlandiya dönem baskanligi, müzakerelerin bozulmasi tehdidi tasiyan Kibris konusunda bir "tren kazasini" önlemek yönündeki uzlasma arayislari nedeniyle güçlü bir destegi hak etmektedir. Hem Avrupa hem de ABD, eger kaybetme riskinden kaçinmak istiyorlarsa, önümüzdeki birkaç ay içinde Türkiye'ye daha yakin
ilgi göstermek zorundalar.

30.10.2006 38
TÜRKISCHE STUDENTEN HALTEN EHRENMORDE FüR LEGITIM

Die Integrationsministerin Maria Böhmer hält die Zahlen für „erschreckend, geradezu alarmierend“. Und Recht hat sie. Ein gutes Drittel junger Türken sieht nichts Schlimmes am Ehrenmord.
Von Mariam Lau

Berlin - Bis zu 30 Prozent aller türkischen Studenten halten „Ehrenmord“ für eine legitime Reaktion auf eine Verletzung der Familienehre. Schockiert berichtet die türkische Tageszeitung „Hürriyet“, die seit über zwei Jahren eine sehr erfolgreiche Kampagne gegen häusliche Gewalt betreibt, über eine Umfrage des Meinungsforschungsinstituts Metropol. Danach sprechen sich insbesondere in den osttürkischen Universitäten viele Studenten für Ehrenmorde aus.

Artikel aus www.welt.de ... »
Zum Diskussionsforum "Integration der Türken in Deutschland" ... »

30.10.2006 37
THE WALL STREET JOURNAL - TÜRK KAPLANI

NEW YORK, 25/10 (BYE)--- Tiraji günde 2 milyon olan The Wall Street Journal gazetesinin 21 Ekim 2006 tarihli sayisinda, Matthew Kaminski imzasiyla ve yukaridaki baslik altinda yayimlanan Istanbul çikisli makalenin çevirisi söyledir:

Türkiye'nin canli demokrasisi, Islam dünyasinda herkesin gözü önünde belirgin bir sekilde durmaktadir. Ancak ülke, bagimsiz bir özel sektör ve küçülen bir kamu sektörüne sahip Malezya ile büyük bir farklilik gösteren, büyüyen bir pazar ekonomisine sahip olusu ile de tektir. Orta Dogu'nun nasil degistirilmesiyle ilgili tartismalarda pazar ekonomisiyle ilgili reformlar her zaman siyasi partilerin güçlendirilmesi ya da seçimlerdeki özgürlük konularindan sonra ele alinmaktadir. Kürt terörizminden siyasi Islam'in çikisina ve Amerika karsitligindan Avrupa ile gerginliklere kadar uzanan, son günlerde burada sorun olusturan haberler, Türkiye'de yeniden dogan ekonomik gelismeyi gölgeleyemez. 2005 yilinda yüzde 7'lik büyüme gösteren eski ve yeni endüstriler, dört yil üst üste çift haneli büyüme içindedirler; bu yil büyüme yüzde 5 civarinda olacaktir. Öteden beri büyük sorun olan enflasyon kontrol altindadir. 1996 yilindan bu yana Avrupa Birligi ile gümrük birligi içinde olan Türkiye, ihracata yönelik üretimlerinde çok basarili olmustur. Avrupa'daki televizyonlarin yarisindan çogu burada
üretilmektedir. Bu, yatirimcilarin dikkatini çekmistir; Citigroup bu hafta Türkiye'nin ikinci büyük bankasinin yüzde 20'sini 3.1 milyar dolara satin almistir. Avrupa ile aradaki ekonomik fark hala büyük olmasina ragmen, Türkler geçen yil 3.5 milyar dolarlik otomobil ithali ile büyük ölçüde para
da harcamaktadirlar. Bu dönem zarfinda sahsi borçlanma yüzde 120 artmis olup emlak kredileri yüzde 300 artis göstermistir.

Ticaret merkezi Istanbul'daki degisiklik, bir zamanlar çogunlukla kirsal olan muhafazakar Anadolu'nun yeni endüstri zenginleri gibi göze çarpicidir. Simdi kendi isini kurmus olan, Türkiye'nin en büyük endüstriyel grubu Koç'ta 20 yil yöneticilik yapmis olan Nedim Esgin, "simdi kutlama zamanidir" dedi. Bu her zaman böyle olmamistir. Kemal Atatürk'ün Türkiye Cumhuriyeti, eski Arap-Osmanli kolonilerinin yükünü devralarak, hayatina 1923'te hiç endüstriyel altyapiya sahip olmadan ve çok küçük bir ticari sinif ile basladi. Meshur bir Türk ekonomi tarihçisi olan Sevket Pamuk, "Türkiye'yi
farkli kilan, Türkiye'nin özel sektörünü Osmanli dönemi sonrasinda gelistirmis olmasidir" diyor. (Onun genç kardesi Orhan geçen hafta Nobel edebiyat ödülünü kazandi.) Pamuk, "Bu Yakin Dogu'da böyle olmamistir" dedi. Kemalist Türkiye'nin 80 yillik hayati boyunca Pamuk, güçlü bir ticari kesim
olusmasinin "demokrasi için anahtar rolü" oynadigini söyledi. Arap komsulari kamu agirlikli politikalari ve siyasi kurumlari yeglemisler ve Pamuk'a göre, "kamuya ait endüstriler oralarda aile sirketleri haline gelmistir."

Yolsuzluk ve kötü yönetim, 20 yil içinde vuku bulan üç askeri darbe ve mali krizler -son olarak bes yil önce- Türk demokrasisi ve kapitalizminin tam anlamiyla olgunlasmasina engel olmustur. 2001 yilina kadar Türkiye, 20 yil boyunca yillik enflasyon orani yüzde 50 ya da daha fazla olan tek ülke
unvanini tasimistir. Ancak 2001 yilindaki büyük kriz o zamanki hükümeti bankalari temizlemeye ve bütçe açiginin üzerine gitmeye zorlamistir. Bir yil sonra, disarida kökü Islami harekete dayali olarak taninan Recep Tayyip Erdogan bir baska istikrarsiz gidisata son vererek, AK Parti ile Parlamentonun kontrolünü ele geçirmistir.

Islam'in gelismeyi engelleyip engellemedigi konusunda Erdogan bir tek sey söylemektedir: Bu "Islamci" hükümet ekonomi konusunda pazar kurallarina göre hareket etmistir. Bütçe açiginin 2001'deki seviyesi yüzde 16'dan yüzde 1'e inmistir; milli hasilaya göre borç orani bes yil önceki yüzde 110'a göre yüzde 60'tir. Enflasyon yüzde 10'lardadir. Sicak para bu yaz kaçtiktan ve lira yüzde 22 deger kaybettikten sonra Türkiye bu küçük firtinayi da atlatmistir. Islamcilar telefon sirketlerini, petro kimya tesislerini ve çelik üreten sirketleri özellestirerek ve yabanci yatirim için engelleri azaltarak özellestirmede en fazla ilerlemeyi en az muhalefetle yapmislardir. Osmanli zamanlarina kadar uzanan kamuya ait büyük toprak parçalari da gündemdedir.

Erdogan, Istanbul Belediye Baskani iken, sehrin ticari kesimi ile yakin iliski içinde olmus ve onlarin güvenini kazanmistir. Kendisi de normalde bir Türk politikacisinin olmadigi gibi dagitim sirketine sahip bir isadamiydi. Esgin, "göreve, üç serbest ticaret fikri ile gelmistir" diyor. Esgin'e göre, "Bu ekonomik açidan Türkiye'nin en liberal hükümeti haline gelmistir." Seçmenler yeni gelen zenginlikten hosnuttur. Deutsche Bank'tan Murat Gülkan, "Seçimler artik ideoloji üzerine degil ekonomi üzerinedir" demektedir.

Iyi günler daha zengin bir sivil toplum içindir. Hugh Pope, 1980-1983 yillari arasinda basta olan son askeri rejimden bu yana, Koç ve Sabanci gibi zengin aileler tarafindan 27 özel üniversite açildigina dikkat çekmektedir. Sabanci Üniversitesi geçen yil Istanbul'da ilk defa meshur Picasso sergisini
açmistir; onu bu yaz Rodin takip etmistir. Dernekler ve lobiler mantar gibi yerden bitmektedirler; çesitli çikar gruplarinin sesini duyurmaktadirlar ve muhalefet partilerinin zayif olduklari bir sirada iktidardaki Islamcilara karsi dahi denge olusturmaktadirlar. Türk demokrasisi hiç böylesine güçlü
olmamistir.

Modern Türkiye açisindan olaganüstü olup da, bu hükümetin tamamiyla Orta Dogulu olan farkli bir baska yani da vardir. Erdogan'in, kamuya ait binalarda basörtülü kadinlara olan yasagin kaldirilmasi gibi istekleri, Islami planlarini içermektedir. Artik Amerikan ittifakini her seyden üstün görmeyen onun dis politikasi, Atatürk'ün tamamiyla laik ve Batili egilimini bozmaktadir.

Erdogan'in muhafazakar sosyal politikalari seçmenlerin büyük bir kismina hitap ederken, Avrupalilasmis çogu Türkü, özgürlükleri konusunda kaygilandirmaktadir. Kemalist laik düzenin geleneksel koruyucusu olan ordunun yeniden müdahale ederek bu demokratik deneye son vermesi olasilik disi degildir. Avrupa Türk reformlari için bir dayanak olmustur ve üyelik görüsmelerini durduran son haftalardaki AB ile son gerginlikler yeniden bu riski ortaya atmaktadir.

Ancak ekonomik çogulculuk, birbirinden ayirt edilemeyecek bir sekilde siyasi çogulculugun ve özgürlüklerin bir parçasi haline gelmistir. Türkiye'nin komsulari ve Amerika'da demokrasiyi ön plana çikaranlar, lütfen bunu kayda geçin.

Zum Diskussionsforum "EU-Beitritt der Türkei" ... »

30.10.2006 36
TüRKISCHE GEMEINDE BEGRüßT WIEDERAUFNAHME DER UMSTRITTENEN INSZENIERUNG DER MOZART-OPER "IDOMENEO"

Berlin - Der Bundesvorsitzende der Türkischen Gemeinde in Deutschland (TGD), Kenan Kolat, begrüßt die Wiederaufnahme der umstrittenen Inszenierung der Mozart-Or "Idomeneo" an der Deutschen Oper Berlin. Bei der Inszenierung von Regisseur Hans Neuenfels gehe es um Kunst, und diese dürfe sich nicht von Politik oder Religion beeinflussen lassen, sagte Kolat am Freitag der Nachrichtenagentur ddp in Berlin. Über Geschmack lasse sich zwar streiten, es sei aber die Entscheidung eines jeden Einzelnen, ob er hingehe oder nicht.

Man müsse nun sehen, ob alle Teilnehmer der Islamkonferenz die Aufführung wie angekündigt besuchten, sagte Kolat. Bislang habe sich nur der Islamrat kritisch hierzu geäußert. Falls Bundesinnenminister Wolfgang Schäuble (CDU) eine entsprechende Einladung nicht ausspreche, wolle er sie übernehmen, fügte der TGD-Vorsitzende hinzu.

Kolat betonte, er habe die Absetzung des Stückes ohnehin nicht nachvollziehen können. Es hätten keine Erkenntnisse darüber vorgelegen, dass irgendeine Organisation oder Gruppierung gegen die Inszenierung mobilisiert habe. Er sehe auch heute kein Potenzial für entsprechende Proteste. (ddp)

Artikel aus www.ksta.de ... »
Zum Diskussionsforum "Ist der Kampf der Kulturen akut und unvermeidbar?" ... »
Ergebnisseiten: 1-10  11-20  21-30  31-40  41-50  51-60  61-70  71-80  81-90  91-100  101-110  111-120  121-130  131-140  141-150  151-160  161-170  171-180  181-190  191-200  201-210  211-220  221-230  231-240  241-250  251-260  261-270  271-280  281-290  291-300  301-310  311-320  321-330  331-340  341-350  351-360  361-370  371-380  381-390  391-400  401-410  411-420  421-430  431-440  441-450  451-460  461-470  <<  471  472  473  474  [475]  476  477  478  479  480  >>  481-482  
Gehe zum Eintrag Nr.  
Top
Mustafa Kemal Atatürk
... is turkish vision!
Home | Kontakt | Anmelden
Besucher: 13961638 (Heute: 2574)