Atatürk www.turkishvision.com
Home | Kontakt | Anmelden EnglishEnglish | TürkçeTürkçe | DeutschDeutsch
Home
Schreiben Sie Ihre Meinung hier >>>
Blogs
Aktuell
Anmelden
Registrierung
Passwort anfordern
Seite empfehlen
Kontakt
Email
Über uns
Suche
Tuesday, 12. December 2017
Aktuell

12.09.2011 2140
Türkiye dünyanın ikinci büyüyen ülkesi

Türkiye, bu yılın ikinci çeyreğinde dünyanın ikinci, Avrupa'nın en hızlı büyüyen ekonomisi oldu.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Türkiye ekonomisinin bu yılın ikinci çeyreğinde geçen yılın aynı çeyreğine göre yüzde 8.8 büyüdüğünü açıkladı.

A.A muhabirinin AB istatistik kurumu Eurostat, OECD ve ilgili ülkelerin istatistik verilerine dayanarak hazırladığı habere göre, Çin, yılın ikinci çeyreğinde yıllık yüzde 9,5 büyürken, Çin'i yüzde 8,8 ile Türkiye ve yüzde 8,4 büyüme oranıyla Estonya takip etti.

İkinci çeyrekte Hindistan yüzde 7,7, Şili yüzde 6,5, Endonezya yüzde 6,5, Litvanya yüzde 6,2 ve Letonya yüzde 5,7 büyüme kaydetti.

Dünyanın en büyük ekonomisi ABD aynı çeyrekte yüzde 1,5, Avrupa'nın en büyük ekonomisi Almanya ise yüzde 2,8 büyüme sağladı. Fransa ekonomisi ikinci çeyrekte yüzde 1,6, İngiltere ekonomisi yüzde 0,7 ve İtalya ekonomisi yüzde 0,8 büyüdü.

Bu yıl 11 Mart'ta meydana gelen deprem ve tsunami felaketinin ekonomideki olumsuz etkilerini üzerinden atmaya çalışan Japonya ekonomisi ilk çeyrekte olduğu gibi ikinci çeyrekte de daraldı. İlk çeyrekte yüzde 0,7 daralan dünyanın üçüncü büyük ekonomisi Japonya, ikinci çeyrekte de yüzde 0,9 küçüldü.

Avrupa'da durum

Hem geçen yılın son çeyreğinde hem de 2010 yılının tamamında olduğu gibi bu yılın ilk çeyreğinde Avrupa'nın en hızlı büyüyen ekonomisi olan Türkiye, ikinci çeyrekte de bu unvanını korudu.

Avrupa'da Türkiye'den sonra en hızlı büyüyen ülkeler yüzde 8,4 ile Estonya, yüzde 6,2 ile Litvanya, yüzde 5,7 ile Letonya ve yüzde 5,3 ile İsveç oldu.

Bu ülkeleri sırasıyla yüzde 4,5 ile Polonya, yüzde 4,1 ile Avusturya, yüzde 3,5 ile Slovakya, yüzde 2,8 ile Almanya, yüzde 2,7 ile Finlandiya, yüzde 2,5 ile Belçika, yüzde 2,4 ile Çek Cumhuriyeti, yüzde 2 ile Bulgaristan, yüzde 1,9 ile Danimarka, yüzde 1,6 ile Fransa, yüzde 1,5 ile Hollanda, yüzde 1,4 ile Kıbrıs Rum kesimi, yüzde 1,2 ile Macaristan, yüzde 1 ile Slovenya, yüzde 0,8 ile İtalya, yüzde 0,7 ile İngiltere ve İspanya takip etti.

Avrupa Birliği ve Uluslararası Para Fonu'nun (IMF) kurtarma paketlerinden yararlanan, ancak hala borç sorununun üstesinden gelmeye çalışan Yunanistan ve Portekiz ekonomileri ilk çeyrekten sonra ikinci çeyrekte de daraldı.

Yılın ilk çeyreğinde yıllık yüzde 8,1 daralan Yunanistan ekonomisi ikinci çeyrekte de yıllık yüzde 7,3 küçüldü. İlk çeyrekte yıllık yüzde 0,6 küçülen Portekiz ekonomisi, ikinci çeyrekte de yüzde 0,9 daraldı.

İkinci çeyrekte 17 üyeli Euro Bölgesi'nde büyüme yıllık yüzde 1,6 ve 27 üyeli AB'de yüzde 1,7 oldu.

AB istatistik bürosu Eurostat'ın 6 Eylül 2011 tarihli verilerine göre, AB üyesi ülkelerin bu yılın ikinci çeyreğinin geçen yılın ikinci çeyreğiyle karşılaştırıldığında büyüme oranları şöyle:

AB ÜYESİ ÜLKELER DEĞİŞİM (YÜZDE)
----------------- --------------
AVRO BÖLGESİ 1,6
AB (27 ÜLKE) 1,7
BELÇİKA 2,5
BULGARİSTAN 2,0
ÇEK CUMHURİYETİ 2,4
DANİMARKA 1,9
ALMANYA 2,8
ESTONYA 8,4
İRLANDA ...
YUNANİSTAN ...
İSPANYA 0,7
FRANSA 1,6
İTALYA 0,8
KIBRIS RUM KESİMİ 1,4
LETONYA 5,7
LİTVANYA 6,2
LÜKSEMBURG ...
MACARİSTAN 1,2
MALTA ...
HOLLANDA 1,5
AVUSTURYA 4,1
POLONYA 4,5
PORTEKİZ -0,9
ROMANYA 0,3
SLOVENYA 1,0
SLOVAKYA 3,5
FİNLANDİYA 2,7
İSVEÇ 5,3
İNGİLTERE 0,7
EFTA ÜLKELERİ DEĞİŞİM (YÜZDE)
-------------- ---------------
İZLANDA ---
NORVEÇ 0,3
İSVİÇRE 2,53

Çin en hızlı büyüyen ekonomi

Gelişmekte olan ekonomilerin en hızlı büyüyen ekonomisi Çin'in, gayri safi yurtiçi hasılası (GSYH) ikinci çeyrekte yıllık yüzde 9,5 oranında büyüdü. Böylece Çin, ikinci çeyrekte dünyanın en hızlı büyüyen ülkesi unvanına sahip oldu.

Geçen yıl Japonya'yı geçerek dünyanın ikinci büyük ekonomisi olan Çin'in GSYH'si ilk çeyrekte de yüzde 9,7 artmıştı.

Çin geçen yıl yüzde 10,3 büyümüştü.

Asya'da Çin'i, Asya'nın üçüncü büyük ekonomisi Hindistan takip etti. İlk çeyrekte GSYH'si yüzde 7,8 büyüyen Hindistan, ikinci çeyrekte yüzde 7,7 oranında büyüme kaydetti.

Bu iki ülkeden sonra en hızlı büyüyen ekonomiler Şili ve Endonezya oldu.

Yılın ilk çeyreğinde yüzde 9,9 büyüme oranını yakalayan Şili'nin, ikinci çeyrek GSYH büyümesi yıllık yüzde 6,5 olarak kaydedildi.

Güneydoğu Asya ülkesi Endonezya ilk çeyrekte olduğu gibi ikinci çeyrekte de yüzde 6,5 büyüme oranını yakaladı.

Latin Amerika'nın en büyük ekonomisi Brezilya'nın ikinci çeyrek büyümesi yüzde 3,1 olarak kaydedildi. Brezilya bu yıl ilk çeyrekte yüzde 4,1 büyüme sağlamıştı.

Asya'nın dördüncü büyük ekonomisi Güney Kore, ilk çeyrekte yüzde 4,2 büyüdükten sonra ikinci çeyrek büyümesi yüzde 3,4 olarak kaydedildi.

Bu yıl ilk çeyrekte yüzde 4,4 büyüyen Amerika kıtasının önde gelen ekonomilerinden Meksika, ikinci çeyrekte ise yüzde 3,3 büyüdü.

Gelişmekte olan ülkelerden Güney Afrika ikinci çeyrekte yüzde 1,3 büyüdü. Bu ülkenin ilk çeyrek büyümesi yüzde 3,7 olarak kayıtlara geçmişti.

Avustralya ekonomisi de yılın ikinci çeyreğinde yüzde 1,4 büyüdü. Avustralya'nın ilk çeyrekteki büyüme oranı yüzde 1 olmuştu.

G-20 üyesi ülkelerden Rusya'nın GSYH'si ilk çeyrekte yüzde 4,1 büyürken, ikinci çeyrekte bu oran yüzde 3,4 olarak belirlendi.

G-7 üyesi Kanada ilk çeyrekte yüzde 2,9 ve ikinci çeyrekte yüzde 2,2 büyüme kaydetti.

Kaynak: www.cnnturk.com ... »

12.09.2011 2139
"İsrail'in Türkiyeyi aşağılaması kocaman hata"

The Guardian, başyazısında Başbakan Erdoğan’ın Mısır ziyaretinin çok yakında izleneceğini belirtirken, Türkiye ile Mısır’ın İsrail’e karşı ortak bir cephe oluşturması halinde İsrail’in bölgedeki izolasyonunun çok derinleşeceği uyarısını yaptı.

Hasmane bir Türk-Mısır ittifakının İsrail için stratejik sonuçlarının yıllarca sürebileceğini belirten gazete, "İsrail, Türkiye ile ilişkileri onarmalı ve bunu çabuçak yapmalı" dedi.

" İsraili'n Türkiyeyi aşağılaması kocaman hata"

İsrail’in filo baskını nedeniyle "özür dilemeyi reddederek Türkiye’yi aşağılamasının kocaman bir hata olduğu" yorumları yapılıyor. İngiliz The Guardian gazetesi, başyazısında Başbakan Erdoğan’ın Mısır ziyaretinin çok yakında izleneceğini belirtirken, Türkiye ile Mısır’ın İsrail’e karşı ortak bir cephe oluşturması halinde İsrail’in bölgedeki izolasyonunun çok derinleşeceği uyarısını yaptı. Gazete, İsrail’in, hızla Türkiye ile ilişkileri onarması gereğinin altını çizdi.

İngiliz The Guardian gazetesi, "Türk-Mısır İttifakı: İsrail, Bölgesel İzolasyonla Karşı Karşıya" başlığını kullandığı başyazısında "Türk Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Mısır ziyareti, tüm ziyaretlerden fazla dikkatle izlenecek" dedi. Gazete ziyaretin, İsrail’in Mısırlı askerleri öldürmesi nedeniyle "aşağılanmış" hisseden binlerce Mısırlının, Kahire’deki İsrail büyükelçiliğine fırtına gibi girmesinden sadece üç gün sonra gerçekleşeceğine dikkat çekti.

Başbakan Erdoğan’ın, Mısır’a, "vatandaşları da Gazze filosunda İsrailli askerlerce de öldürülen bir bölgesel güç ve NATO üyesi ülkenin desteğini" götüreceğini belirten Guardian, "Eğer devrim sonrası Mısır ile ekonomik açıdan yükselen Türkiye, eski ortak müttefiklerine karşı ortak bir cephe kurarsa ki tüm işaretler bu yönde, o zaman İsrail’in bölgedeki izolasyon çok derinleşecek" yorumunu yaptı.

-"Hasmane bir Türk-Mısır ittifakının sonuçları çok daha ağır olacak"

Guardian, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun "gerçek bir tercih" yapma durumunda olduğunu belirterek, "Mavi Marmara’daki ölümler için özür dilemeyi reddederek Türkiye’yi aşağılamayı kocaman bir hata olduğunu anlamalı" dedi. Başyazısında şöyle devam edildi: "Hasmane bir Türk-Mısır ittifakının İsrail için stratejik sonuçları, yıllarca sürebilir ve sadece birkaç gün süren, BM Palmer Raporundaki taktik zaferin avantajlarından çok daha ağır basacak. İsrail, Türkiye ile ilişkileri onarmalı ve bunu çabucak yapmalı. Bu yakınlaşmanın bedeli, son birkaç hafta artmış olsa da hala ödenmesine değer." Başyazasında Netanyahu’nun, karşı karşıya bulunduğu seçeneklerin belli olduğu vurgulanırken, "Ya yeni bir savaş için hazırlıkları yapacak (ki Avigdor Lieberman’ın Türkiye’ye yanıtı, İsrail’in PKK’yı silahlandırması oldu) ya da İsrail’in hasmane ve daha zayıf komşularına iradesini empoze edemeyeceğini kabul edecek. Bir kere, komşuları giderek güçleniyor" denilerek, komşulara saygı gösterilmesi gereğinin altı çizildi.

Kaynak: www.cnnturk.com ... »

09.09.2011 2138
Türkei und Israel - Die neue Front in Nahost

Aktivisten an Bord der "Mavi Marmara" am 30. Mai dieses Jahres. © Erhan Sevenler/dpa
Verletzter Stolz, keine Vernunft: Israel und die Türkei zerstören ihre einst gute Beziehung. Schuld am Zerwürfnis wegen Gaza haben beide Seiten.

Ein Kommentar

Dies ist kein kleiner überflüssiger Streit, der bald vorbei sein wird. Die Türkei und Israel: Zwei einst befreundete Länder im Nahen Osten nehmen Kampfhaltung ein. Zwei enge Verbündete der USA versinken im Dauerstreit. Nahostpolitik wird schwerer werden für Amerika und Europa. Der Nahe Osten wird unangenehmer für die Türkei und für Israel. Die Türkei schränkt ihren Manövrierraum in der Region ein, Israel könnte einen historischen Fehler begehen.

Schuld am Zerwürfnis haben beide Seiten. Israel lehnt jede Entschuldigung für die Erschießung von neun türkischen Aktivisten auf einem Schiff vor Gaza im Sommer 2010 ab. Die Türkei warf nun den israelischen Botschafter raus und kappte die Militärzusammenarbeit. Beide haben sich da hinein gesteigert. Keiner hat den Mut, zu Hause herbe Kritik für einen Kompromiss einzustecken. Niemand stellt die Vernunft über den verletzten Stolz.

Der neue Gegensatz zwischen Israel und der Türkei wird sich zu den ohnehin schon zahlreichen Nahost-Konflikten addieren. In den Vereinten Nationen, am Nahost-Verhandlungstisch, in den EU-Außenbeziehungen, in der Mittelmeerunion – überall wird er seinen Schatten werfen. Der türkische Premier Tayyip Erdoğan droht den Israelis mit Sanktionen. Er will die Blockade des Gaza-Streifens durch Israel vor internationale Gerichte bringen. Er will demnächst Gaza besuchen und damit Israels Feinde, die militante Hamas. Israels Regierung denkt über die Ausweisung türkischer Arbeiter aus Israel nach. "Entschuldigung für neun tote Türken? Niemals!" Mitten im arabischen Frühling entsteht hier eine neue Front in Nahost.

Warum?

Weil beide die einzigen Demokratien in Nahost sind, lautet die erste Erklärung. Die von pensionierten Diplomaten verherrlichten neunziger Jahre, als israelische Piloten über Anatolien übten, wie man aufständische Palästinenser in Schach hält, sind vorbei. Damals war Außenpolitik in der Türkei eine Sache des Militärs und einer kleinen, gegen das Volk abgesicherten Elite.

Seither hat sich viel geändert. Erdoğan, dreifacher Wahlsieger in neun Jahren, entmachtet das Militär und hat ein sicheres Gespür für die Stimmung im Volk. Anfangs hatte der Premier sogar noch ein gutes Verhältnis zu Israel. Doch Krieg und Wahlen brachten die Wende. Im Gaza-Krieg Anfang 2009 wurde er mit harscher Israel-Kritik zum Helden der türkischen und arabischen Straße.

Die neue Front in Nahost - Für Israel wird der Streit teuer

Hier kommt die zweite Erklärung: die rücksichtslose Zuspitzung durch Wahltaktiker und Populisten. Jeder für Erdoğan wichtigen Abstimmung in der Türkei ging nicht zufällig Zoff mit Israel voraus. Systematisch gießt er Öl ins Feuer. Auf seiner Nahost-Reise Anfang kommender Woche will er sich von den Arabern feiern lassen. Umgekehrt zielt Netanjahu mit einer "Keinen-Schritt-zurück"-Politik auf die nationalistischen Wähler seiner Rechtskoalition. Egal ob gegenüber Barack Obama, gutwilligen Palästinensern in der Fatah oder eben den Türken. Israel gibt nicht nach, koste es, was es wolle. So gewinnt er Wahlen und kittet die Koalition.

Was kostet der Ego-Trip? Die Türkei kann ihre "Null-Problem-Politik" mit den Nachbarn vergessen. Sie wird auf Touristen aus Israel verzichten müssen, sie wird sich auf manche unangenehme Entscheidung im US-Kongress einstellen dürfen, wo Israel viel Einfluss hat. Erdoğan festigt nicht nur dort seinen Ruf als streitsüchtiger Außenpolitiker.

Doch richtig teuer wird es für Israel. Seine Wirtschaft verliert den größten und reichsten Markt in Nahmittelost. Seine Soldaten verlieren die einzige große Manöverfläche der Region. Seine Politiker und Diplomaten verlieren einen entscheidenden Partner. Die Türkei ist Vorbild vieler muslimischer Demokraten, Schaltstelle in Nahost, Zufluchtsort für verfolgte Araber, Wirtschaftsmotor und wachsender Konkurrent für Irans Hegemoniestreben. Ausgerechnet in dem Moment, in dem die Türkei zum vielleicht einflussreichsten Staat der Region heranwächst, überwirft sich Israel mit diesem Land.

Doch damit nicht genug. Mit Ägypten, dem arabischen Friedenspartner von Camp David, steuert Netanjahu auf ein ähnliches Problem zu. Die Erschießung ägyptischer Soldaten nach einem Terroranschlag gegen Israel war ihm auch keine echte offizielle Entschuldigung wert. Kairo zürnt. Tayyip Erdoğan wird in Ägypten bald Erfahrungen austauschen, bevor er möglicherweise weiter nach Gaza fährt. Benjamin Netanjahu ruiniert derweil das israelische Netzwerk Nahost, das sieben Premiers vor ihm seit Camp David 1977 aufgebaut haben.

Quelle: www.zeit.de ... »

09.09.2011 2137
WSJ: Türkiye dış politikada daha sert bir çizgi izlemeye başladı

ABD'nin önemli gazetelerinden Wall Street Journal (WSJ), ''Türkiye'nin Ortadoğu'da ve Kuzey Afrika'da en önemli güç olma yönündeki amacını yerine getirme yönünde dış politikada daha sert bir çizgi izlemeye başladığını'' iddia etti.

Gazete bu iddiaya karşılık Başbakanlık Başdanışmanı İbrahim Kalın'ın ise Türkiye'nin ''akıllı güç'' kullandığını söylediğini aktardı.

Gazetenin İstanbul mahreçli haberinde, Türkiye'nin dış politikada ''komşularla sıfır problem politikası'' yerine daha sert bir politika izlemeye başladığına yönelik bazı işaretler bulunduğu yorumu yapıldı.

Gazete, siyasi analistlere ve diplomatlara göre, Türkiye'nin dış politikasındaki bu yönde bir kaymanın İsrail ile ihtilafı tetikleyebileceğini ve ABD'nin bölgedeki en yakın iki müttefikinden birini seçme zorunda bırakabileceğini yazarken Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın başdanışmanı İbrahim Kalın'ın konuya ilişkin görüşlerine de yer verdi. Gazetenin kendisiyle telefonda yapılan mülakatta, Türkiye'nin ''yumuşak güçten sert güce geçmediğini, ancak gerekli olursa güç kullanmaya da yönelebilen akıllı güç kullandığını'' söyleyen Kalın'ın, ''Türkiye'nin yumuşak gücü hala orada'' dediği kaydedildi.

Erdoğan'ın haftaya Mısır, Tunus ve Libya'ya gideceği anımsatılan gazete haberinde, Arap Baharı'nın, Türkiye'yi, komşularla sıfır problem anlayışına dayalı dış politikasını yeniden gözden geçirmeye zorladığı yorumu da yapıldı. Buna karşılık Türk yetkililerin Arap Baharı'nın Türkiye'nin Müslüman demokrasi modeli olarak ülkenin gücünü bir kez daha gösterdiğini, bu kapsamda sıfır sorun politikasının Arap Baharı ile uyumlu olduğunu, çünkü politikanın değerlerinin Arap protestocularla aynı olduğunu söyledikleri belirtildi. Türk yetkililerin bu kapsamda ülkenin elindeki avantajların Erdoğan'ın haftaya yapacağı bölge ziyaretinde gösterileceğini söylediklerini de yazan gazete, İbrahim Kalın'ın ''Biz hiçbir zaman emperyal niyetlerimizin olmadığını çok açık söyledik, ancak bu noktada Araplar'dan talep var'' dediğini de aktardı. Haberde Başbakan Erdoğan'ın önümüzdeki Pazartesi günü Kahire Üniversitesinde Türkiye'nin bölgenin geleceğine yönelik vizyonunu ortaya koyacağını da bildiren Kalın'ın bu vizyonun ''işgale, otoriteryalizme ve diktatörlüğe dayanmadığını'' söylediği de kaydedildi.

Başbakan Erdoğan'ın Ortadoğu'nun en popüler lideri olduğunu yapılan kamuoyu yoklamalarının gösterdiğini yazan gazete, Amerika'nın Leigh Üniversitesinde uluslararası ilişkiler profesörü olan Henri Barkey'in de, ''Türkiye'nin bölgesel liderlik için uğraştığını, ABD'yi bölgedeki en yakın iki müttefikinden birini seçmeye zorladığını, bu anlamda Türkiye'nin büyük oynadığını, ama kendinden de son derece emin olduğunu'' söylediğini de aktardı.

Kaynak: www.zaman.com.tr ... »

09.09.2011 2136
Streit zwischen Israel und Türkei - Kriegerisches Pingpong

Das Verhalten des türkischen Premier Tayyip Erdogan im Streit um die Gaza-Hilfsflotte wird auch zur Belastung für die Regierungen Europas und der USA. (© dpa)
Ein Kommentar von Kai Strittmatter, Istanbul

Weil Israel sich im Streit um die Gaza-Flotte stur stellt, droht der türkische Premier Erdogan mit militärischen Maßnahmen - Israels Außenminister Lieberman provoziert ungerührt weiter. Nur wer von blinder Selbstgerechtigkeit erfüllt ist, kann solches Zündeln für klug halten. Israel sollte sich besser entschuldigen - und die Türkei sich mäßigen.

Es gehörte lange zum guten Ton unter manchen Türkei-Beobachtern, die türkische "Null Problem"-Politik gegenüber den Nachbarstaaten als naiv zu belächeln. Nun kann man dieser Politik nachtrauern, da Premier Tayyip Erdogan auf Kanonenboote setzt.

Als ob der Nahe Osten nicht geplagt genug wäre - mit einem Mal sind da Probleme, wo eben noch gar keine waren. Und das wird auch zur Belastung für die Regierungen Europas und der USA. Bald könnten sie gezwungen sein, sich zu entscheiden, zu welchem ihrer beiden Partner sie halten wollen: zu Israel oder zur Türkei.

Nein, sagte ein Berater Erdogans, die Drohung, Kriegsschiffe Richtung Gaza und Zypern zu schicken, heiße nicht, dass die Türkei nun "soft power" durch "hard power" ersetze. Das sei vielmehr "smart power". Es gehört blinde Selbstgerechtigkeit dazu, um solches Zündeln für klug zu halten. Ja, Israels Soldaten haben neun Türken getötet, und eine Entschuldigung Israels dafür wäre das mindeste. Aber allmählich verliert Erdogan das Maß.

Auf israelischer Seite hat er seinen Gegenpart in Außenminister Avigdor Lieberman. Der Falke Liebermann ist mitverantwortlich für die Eskalation: Er sorgte dafür, dass die Entschuldigung bis heute ausblieb. Und jetzt lässt er "als Idee" streuen, Israel könne in Zukunft den kurdischen PKK-Rebellen unter die Arme greifen. Brandstifter hier wie dort.

Von außen beobachtet man das kriegerische Pingpong einigermaßen fassungslos: Können Staatsmänner so töricht, so gegen das Interesse ihrer Länder handeln? Die Antwort ist wohl: Sie können. Noch ist es nur ein Krieg der Worte. Der Westen muss jetzt auf beide Seiten einwirken. Israel muss sich entschuldigen. Und die Türkei sich mäßigen.

Quelle: www.sueddeutsche.de ... »
Ergebnisseiten: 1-10  11-20  21-30  31-40  41-50  51-60  <<  [61]  62  63  64  65  66  67  68  69  70  >>  71-80  81-90  91-100  101-110  111-120  121-130  131-140  141-150  151-160  161-170  171-180  181-190  191-200  201-210  211-220  221-230  231-240  241-250  251-260  261-270  271-280  281-290  291-300  301-310  311-320  321-330  331-340  341-350  351-360  361-370  371-380  381-390  391-400  401-410  411-420  421-430  431-440  441-450  451-460  461-470  471-480  481-482  
Gehe zum Eintrag Nr.  
Top
Mustafa Kemal Atatürk
... is turkish vision!
Home | Kontakt | Anmelden
Besucher: 13741830 (Heute: 6284)