Atatürk www.turkishvision.com
Home | Kontakt | Anmelden EnglishEnglish | TürkçeTürkçe | DeutschDeutsch
Home
Schreiben Sie Ihre Meinung hier >>>
Blogs
Aktuell
Anmelden
Registrierung
Passwort anfordern
Seite empfehlen
Kontakt
Email
Über uns
Suche
Friday, 23. February 2018
Aktuell

17.02.2011 2035
Laik Fransa ‘Hristiyan Avrupa’ diyor

Fransa'nın Avrupa İşleri bakanı Laurent Wauquiez, Avrupa konusunu Fransızların gözünde yeniden popüler kılmak amacıyla, ‘Avrupalı’ kimliğini ulusal çapta tartışmaya açacaklarını duyurdu.

KAYHAN KARACA
16 Şubat. 2011 Çarşamba

STRASBOURG - Fransa'da gelecek yıl düzenlenecek Cumhurbaşkanlığı seçimine hazırlanan hükümet, Avrupa konusunu ülkede yükelişte olan aşırı sağın tekeline bırakmamak amacıyla Avrupalı kimliğini tartışmaya açıyor. Girişim Avrupa İşleri'nden sorumlu bakan Laurent Wauquiez tarafından Paris Dış Basın Merkezi'nde düzenlenen bir toplantıda duyuruldu.

Wauquiez'nin basın toplantısında en dikkat çeken konu, ‘laik’ Fransa'nın Avrupa'nın Hıristiyan kökleri temasını yeniden işleyeceğini ilan etmesi oldu. Fransa, eski Cumhurbaşkanı Jacques Chirac döneminde referandumla reddettiği Avrupa Anayasası'nın giriş bölümüne Avrupa'nın Hıristiyan kökleriyle ilgili ibare konmasına karşı çıkmıştı. Bu tavrın Avrupa Anayasası'nın 2005 yılında reddedilmesinde pay sahibi olduğunu savunan Wauquiez, "Avrupa'nın Hıristiyan köklerinin varlığına ve Hıristiyanlaştırma hareketinin Avrupa'nın inşasında öncü rol oynadığına kim karşı çıkabilir? Ne adına bu tarihi olguyu kabullenmekte kompleksli davranacağım?" ifadelerini kullandı.

Fransız bakan Avrupa ve Hıristiyanlık arasında ilk kez ideolojik ve kültürel bir bağ kurmuyor. Geçen yıl Kasım ayında Avrupa İşleri'nden sorumlu bakanlığa getirilen Laurent Wauquiez, son olarak Avrupa Komisyonu'nun 2011 yılı için hazırlattığı bazı ajandalarda Hıristiyan bayramlarının belirtilmemesine sert tepki göstermiş ve "Çanlar Avrupası kendini inkar ediyor" demişti.

‘OSMANLI-TÜRK MEDENİYETİNE KARŞI...’

Wauquiez, Macaristan'ın AB dönem başkanlığı öncesinde Aralık ayında Budapeşte'ye düzenlediği ziyaret sırasında ise Avrupa'nın "Osmanlı-Türk medeniyetine karşı Macar topraklarında inşa edilmeye başlandığını" savunmuştu. Fransız bakan, söz konusu ziyaret sırasında Macar mevkidaşıyla düzenlediği ortak basın toplantısında, "Avrupa'nın, diyalog içinde ve Türk medeniyetine karşı inşa edildiği ve kimliğinin oluştuğu bir yer varsa o da Macar topraklarıdır. Osmanlı medeniyeti büyük bir medeniyettir ama Avrupa medeniyeti değildir. Türkiye'nin yerinin Avrupa medeniyetleri ile Orta Doğu arasında bağ kuran bir medeniyet olduğunu düşünüyorum" ifadelerini kullanmıştı.

35 yaşındaki Avrupa İşleri bakanı Wauquiez, 14 Kasım'daki kabine değişikliğiyle yeni görevine getirilmişti. Cumhurbaşkanı Sarkozy'ye yakınlığıyla bilinen Wauquiez, 2007-2008 yıllarında hükümet sözcülüğü yapmış, 2008-2010 yılları arasında ise İstihdamdan sorumlu yardımcı bakanlık görevinde bulunmuştu. Başta Mısır olmak üzere Arap dünyasını yakından tanıyan Wauquiez, Arapça da konuşuyor.

Kaynak: www.ntvmsnbc.com ... »

17.02.2011 2034
Hollanda mahkemesinden vize müjdesi

Türk vatandaşlarının Almanya'dan sonra Hollanda'ya da vizesiz girebileceği ve oturum izni almadan 3 ay bu ülkede kalabileceği yönünde bir mahkeme kararı alındı.

Hollanda'da çok heyetli Haarlem Mahkemesi, Türk vatandaşlarının bu ülkeye vizesiz girebileceği ve oturum izni almadan en fazla üç ay burada kalabilecekleri yönünde karar verdi. Vizesiz Hollanda'ya girmek isterken Schiphol Havaalanından geri döndürülen Türk iş adamı Cahit Yılmaz'ın iki sene önce açtığı davayı görüşen mahkeme, verdiği kararda, Türkiye ile AB arasında 1963'te imzalanan Ankara Anlaşması ve ona istinaden 1973 tarihli katma protokolün 41. maddesini kaynak gösterdi.

Yılmaz'ın avukatı Ejder Köse, 14 Şubatta alınan kararın bugünden itibaren yürürlüğe girdiğini belirterek, “Karar emsal teşkil ediyor. Türkler seyahat amaçlı artık vizesiz Hollanda'ya gelebilirler” dedi. Hollanda Adalet Bakanlığı ve Dışişleri Bakanlığının büyük ihtimalle temyiz haklarını kullanacaklarını ileri süren Köse, “Ancak temyiz sonucu alınana kadar bile bu karar geçerlidir” diye konuştu.

ANLAŞMAYA ATIF YAPILDI

Geçmişte Türkiye ile AB arasında imzalanan anlaşmaların Türk vatandaşlarına geniş haklar tanıdığını ve bu çerçevede temyizden de olumlu sonuç alınacağına inandığını kaydeden Köse, şöyle devam konuştu:


“Son olarak 28 Ocak 2011'de Hollanda Dışişleri ve Entegrasyon Bakanları bu konuyla ilgili olarak meclise bir mektup sunmuştu. Mektupta, Türkiye ile Hollanda ve Avrupa Konseyi arasında yapılan anlaşmalara atıfta bulunularak, 1968 ile 1980 arasında bütün Türk vatandaşlarına vize muafiyeti olduğu geçiyor. O nedenle temyiz davasının sonucundan da lehimize bir karar çıkacağına dair en ufak bir şüphem yok.”

Daha önce Almanya'daki bazı mahkemelerden de benzer sonuçların alındığına işaret eden Köse, “mahkemenin verdiği bu kararın Türkiye'deki Hollanda Büyükelçiliği ve Başkonsolosluğu önündeki vize çilesinin bitmesi anlamına geldiğini” söyledi. Köse, “Yarın birisi vizesiz kalkıp gelse Hollanda bunu kabul eder mi” yönündeki bir soruyu, “Kabul etmek zorunda mı, evet. Ama eder mi, çok büyük ihtimalle hayır. O esnada söz konusu kişi yıldırım mahkemesine başvurarak 24 saat içinde hakimin vereceği kararla ülkeye giriş yapabilir” diye yanıtladı.

(AA)

Kaynak: www.radikal.com.tr ... »

17.02.2011 2033
Katholisches Heim kündigt Putzfrau wegen Kopftuch

Jahrelang arbeitete eine Muslimin als Putzfrau in einem Pflegeheim in Neuss. Nun wurde ihr gekündigt – ihr Kopftuch verletze die Kleiderordnung.

Einer muslimischen Putzfrau ist in einem katholischen Pflegeheim in Neuss (Nordrhein-Westfalen) wegen ihres Kopftuchs gekündigt worden. Das bestätigte der Arbeitsrechtler Jan-Philipp Kraa.

Zuvor habe die Frau jahrelang unbeanstandet in dem Heim gearbeitet, so Kraa. Nachdem ein Gütetermin vor dem Arbeitsgericht in Neuss gescheitert sei, komme es nun am 24. Februar zur entscheidenden Verhandlung, wenn bis dahin keine einvernehmliche Regelung gefunden werde.

Der Träger des Heims, die katholischen St. Antonius-Kliniken in Neuss, berief sich auf die seit Mitte 2010 geltende Kleiderordnung des Unternehmens. Darin sei das Tragen von Kopfbedeckungen aller Art grundsätzlich verboten.

Die Leitung des Seniorenpflegeheims habe den Reinigungs-Dienstleister gebeten, auf die Kleiderordnung "Rücksicht zu nehmen“. Ob das Verbot auch für Ordenstrachten gilt, ließen die Kliniken aber offen.
Anzeige

Der Arbeitgeber, ein externer Dienstleister, sah sich daraufhin gezwungen, der Frau zu kündigen, weil sie ihr Kopftuch nicht abnehmen wollte und man keinen Ersatz-Arbeitsplatz für sie fand. Der Anwalt der Klägerin nahm den Dienstleister als Arbeitgeber ausdrücklich in Schutz: "Der Böse ist in diesem Spiel nicht der Arbeitgeber.“ Ein Sprecher der Firmengruppe sagte der "Bild“-Zeitung, man bemühe sich weiter um einen anderen Arbeitsplatz für die Frau.

dpa/jw

Quelle: www.welt.de ... »

15.02.2011 2032
Vizesiz Almanya için dava açın

Ercan KARATAŞ - MÜNİH / DHA 15 Şubat 2011

Münih Sanas Avukatlık Bürosu’ndan avukat Temel Nal’ın yürüttüğü davada Münih İdari Mahkemesi “Türkler özellikle turistik seyahat amacıyla, vizesiz Almanya’ya giriş yapabilir, oturum almadan 3 ay Almanya’da kalabilir” kararını verdi. Kararın mimarı Avukat Dr. Temel Nal DHA’ya konuştu.

İlk kez bir İdari Mahkeme turistik gezi amacıyla Almanya’ya gelen Türklerin vizeden muaf olduğunu onaylamış oldu. Münih İdari Mahkemesinin bu kararı, bir ilk olması nedeniyle emsal karar niteliği taşıyor. Almanya’ya gelen Türkler için artık vize şartı geride kalacak.

Mahkemenin kararı şöyle: “Bir Türk vatandaşı hizmet alma amacıyla özellikle de turistik seyahat amacıyla oturma iznine gerek duymadan ve özellikle de vize almadan Almanya’ya giriş yapabilir ve üç ay kalabilir.”

Büyük bir başarıya imza atan Avukat Dr. Temel Nal DHA’nın sorularını yanıtladı. 1968 Münih doğumlu ve 1996`dan beri Avukatlık yapan Dr. Temel Nal, “Almanya'da Türk vatandaşlarına 1980'e kadar bir vize uygulaması yoktu. Bu durum 1980'den sonra değişti ve Almanya hükümeti Türk vatandaşlarına vize şartını ortaya koydu. Almanya hükümeti tarafından maalesef çeşitli gerekçeler öne sürülüyor" dedi.

DÖRT TÜRK TRANSİT GEÇEMEYİNCE DAVA AÇTI

Münih İdari Mahkemesinin kararına gerekçe olan davayı Türkiye’de yaşayan Candan Erdoğan açtı. Dört Türk vatandaşı 29 Eylül 2009 tarihinde Amerika’dan Münih bağlantılı uçakla İstanbul’a uçmak istedi. Ancak uçakları Amerika’dan gecikmeli kalktığı için Münih’ten İstanbul’a kalkan Lufthansa havayolları uçağına yetişemediler. Dört Türk vatandaşı ertesi günkü uçakla İstanbul’a uçmak için havaalanında otelde gecelemek istedi. Polis dört Türk vatandaşına vizeleri olmadığı gerekçesiyle havaalanından dışarı çıkış izin vermedi ve Türk vatandaşları geceyi Münih havaalanı transit bölümünde geçirmek zorunda kaldı. Dört Türk vatandaşını temsilen Candan Erdoğan Almanya’yı dava etti.

Dört Türk vatandaşının o gece havaalanın soğuk olan transit bölümünde bir gece konaklayarak mağdur olduklarını söyleyen Dr. Temel Nal “Bu konuda Lufthansa hata yapmış ve en büyük hatayı da gümrük polisi yapmış, çünkü 19.02.2009 tarihli Avrupa Adalet Divanı kararına göre hizmet alma nedeniyle vize gerekmiyor düşüncesindeyiz. Bizim öne sürdüğümüz Avrupa hukukuna göre hizmet verme ve hizmet alma arasında bir fark yoktur ve ikisi de hizmet serbestisi hukuki kavramına girer” diye konuştu.

Dört Türk vatandaşının Münih İdari Mahkemesinde Almanya hükümetine dava açarak olumlu sonuç aldığını belirten Avukat Dr. Temel Nal şunları söyledi:

“Bu vatandaşlar bu duruma tepki göstererek Almanya devletine karşı Münih idari mahkemesine bir tespit davası açtık. Geçtiğimiz günlerde bu dava olumlu sonuçlandı ve bizim şimdiye kadar öne sürdüğümüz Münih idari mahkemesinde doğrulandı. Bizim talebimiz de buydu.Artık eğer Almanya’ya hizmet almak için veya turistik amaçlı gelirseniz hem vize istenemez ve hem de üç aydan fazla Almanya’da kalmayacaksanız geldikten sonra oturumda istenemez. Almanya’da ve Avrupa adalet divanında hizmet alma konusunda şimdiye kadar böyle bir karar çıkmamıştı ve şu ana kadar Almanya hükümeti öne sürdüğü Avrupa adalet divanı bu konuda 4 tane önemli karar verdi ve bu kararların hepsi de sadece hizmet verme konusunda”

HİZMET VERME VE HİZMET ALMA ÖRNEKLERİ

Hizmet vermenin örnekleri şunlar: Konserde sahneye çıkan sanatçılar, Türkiye’deki bir şirketin elemanının Almanya’da bir işlem yapması, bir bilim adamının bir toplantıya katılması.

Hizmet almanın örnekleri şunlar: Hastanede veya bir doktorda tedavi almak, otelde konaklamak, seyirci olarak bir maçı izlemek, spor faaliyetine katılmak, turist olarak Almanya’yı gezmek.

Nal “Bunları kanıtlamak için bir doktor raporu veya konser veya faaliyet davetiyesi yeterlidir. Eğer bir şahıs bu sebeplerden dolayı Almanya’yı ziyaret ediyorsa ve o kişiden vize isteniyorsa buna karşı hukuki yola başvurmalarını tavsiye ederim. Bir dava nedeniyle maddi sıkıntısı olan vatandaşlar Alman devletinden yardım alabilme imkanı var ve bu avukat ve mahkeme masraflarını karşılar diye bir karar var.” Diye konuştu.

Hakların kötüleştirmesi yasağı ve Türkiye-Avrupa Birliği katma protokolü nedeniyle vize uygulanamayacağını söyleyen Avukat Dr. Temel Nal, konuyu şöyle açıkladı:

"1973’ten sonra Alman hükümeti Türklerin aleyhine bir değişiklik yapamazdı çünkü Avrupa adalet divanın hakların kötüleştirilmesi yasağı var. Münih idari mahkemesinin Almanya devletinin 1980 senesinde bu vize şartını getirdiğinizde hakları kötüleştirdiniz ve Türkler içinde bu 1970 senesinde karar alınan Türkiye - Avrupa birliği katma protokol nedeniyle geçerli değildir. Mahkeme bunu doğruladı ve Avrupa hukukuna göre vize istenemez dedi. İdare mahkemesinde beş kişilik hakim heyetine Avrupa adalet Divanı’na da sorarak bir ön görüş alabiliriz dedim ve heyet benim görüşümü paylaştı ve bunun gerekmediğini belirti. Münih idari mahkemesinin bu verdiği karar hukuki duruma açıklık getirdi ve diğer Türk vatandaşlarda bu karardan faydalanabilir. Her vatandaşın gümrükte bir sorunu çıkarsa her biri bir dava açmak zorunda kalabilir ama bu durumda bu geçmiş günlerde çıkan emsal kararı örnek olarak gösterebilir. Hukuka göre, 1980 den önceki durum gibi, bugün de vizesiz Almanya’ya gelebilirsiniz.Bu karar fuarlara katılmak amacıyla Almanya'ya gelmek isteyen, ancak vize duvarına çarpan Türk işadamları için çok büyük önem arz etmektedir. Çünkü onlar çok rahat bir şekilde Almanya'da vizesiz gelebilecekler”

DAVA AÇIN VİZE TARİHE KARIŞSIN

Dr. Temel Nal`e göre eğer havayolu şirketi, sizin vizeniz yok diye uçağa almazsa, bu uçak şirketine tazminat davası açabilirsiniz. Eğer uçak şirketi bırakır, ancak Almanya havaalanında sınır polisi bırakmazsa, Almanya'ya karşı tedbir davası açabilirsiniz.

Nal, “Türk sanatçılara, sporculara ve bilim adamlarına, işadamlarına çağrı yapıyorum. Vizesiz Almanya'ya girmek için Alman büyükelçiliği onlardan bir sürü evrak istiyor. Aslında bu da hukuka aykırı. Hiç evrak vermeden, sadece benim şu şehirde bir programım var deyip Alman Büyükelçiliği'nden teyit istesinler. Eğer Büyükelçilik bu belgeyi vermezse, tedbir davası açsınlar. Ne kadar çok dava açarsak, vizenin tarihe karışmasını o kadar hızlandırmış oluruz.” Dedi.

Kararın kesin hüküm kazanması için vatandaşların biraz sabırlı olması gerektiğini söyleyen Avukat Temel Nal, Almanya'nın karara itiraz etmemesi durumunda işleyecek süreci ise şöyle anlattı:

“Bu durumda karar kesin hüküm kazanmış olur. Şu an vizesiz Almanya'ya gelecek olan bir Türk vatandaşına, gümrükte karar kesinleşmedi diye sorun çıkarabilirler. Kararın kesin hüküm kazanması durumunda, vize muafiyeti hukuki olarak geçerlilik kazanır. Ancak Almanya buna rağmen pratikte sorun çıkarabilir. Kararın kesin hüküm kazanması durumunda aslında Almanya'nın Türklere vize kalkmıştır açıklamasını yapması gerekir. Aksi takdirde Almanya Avrupa hukukuna aykırı davranmış olur. Bu karar Türklerin vizeden muaf olduğunu onaylayan bir karardır. Karar yazılı olarak tebliğ edildikten sonra 4 hafta içinde Almanya'nın karara itiraz etme hakkı var. Yazılı karar tahminen iki hafta içinde gelir. Eğer Almanya karara itiraz ederse, karar o zaman Bavyera Yüksek İdari Mahkemesi'ne, buna da itiraz gelirse, o zaman Federal Yüksek İdari Mahkeme'sine gidecek. Tüm bu süreç bir yıldan daha uzun sürer.”

Kaynak: www.hurriyet.com.tr ... »

14.02.2011 2031
Arabische Staaten - Fromm und frei

Der Ministerpräsident der Türkei, Tayyip Erdoğan © ADEM ALTAN/AFP/Getty Images
Die Türkei wird zum Vorbild für die arabische Welt.

Auf die Ägypter, die mehr als zwei Wochen in Kairo für ihre Freiheit demonstrierten und sich dabei vom freien, demokratischen Westen im Stich gelassen fühlten, mussten die Worte wie Balsam wirken. Anfang der Woche erklärte der türkische Ministerpräsident Tayyp Erdoğan mit Blick auf Ägypten: »Die Sorgen unserer Brüder und Schwestern sind auch unsere Sorgen.« Das war nicht einfach eine Verlautbarung – Erdogan äußerte sich bei einem Treffen mit dem Vertreter eines anderen autoritären arabischen Staates: Syriens Regierungschef Nadschi al-Utri.

Nachdem es während des Aufstandes in Tunesien recht still in der türkischen Hauptstadt war, wandte sich Erdoğan bei einer Rede im Parlament vergangene Woche (die ägyptischen Proteste liefen auch bereits seit sieben Tagen) an Hosni Mubarak. Er legte ihm unmissverständlich den Rücktritt nahe: »Wir sind Menschen, wir sind sterblich. Hört auf die menschlichen Forderungen des Volkes! Die Länder, die ihre inneren Probleme nicht lösen und sich nicht retten von den chaotischen Verhältnissen, sind nicht zukunftsfähig. In der Geschichte hat es keine Regierung jemals vermocht, mit Druck zu bestehen. Keine Regierung der Welt darf sich den demokratischen Forderungen des Volkes verschließen. Keine Macht außer dem Volkswillen kann bestehen. Hört auf den Aufschrei des Volkes!« Es ist genau dieser Ton, den die arabische Welt versteht und wahrnimmt – die Sprache eines Politikers, der zu verstehen gibt: Ich darf so mit euch reden, denn ich bin auch einer von euch.

Es spielt dabei auch innenpolitischer Druck eine Rolle. Das gegnerische Lager sieht in Erdoğan alles andere als einen lupenreinen Demokraten; in den Augen seiner Feinde steht der Ministerpräsident selbst unter Diktaturverdacht. Umso entschiedener forderte die kemalistisch geprägte Öffentlichkeit von der Regierung Mut gegenüber den arabischen Autokraten. »Bei jeder Gelegenheit wird bei uns von Demokratie gesprochen, von ›Öffnung‹, von ›Volkes Wille‹ und ›Wandel‹ – nur wenn es um den Nahen Osten geht, wird es ganz still. Wie der Westen hat auch die Türkei 30 Jahre lang weggeschaut«, lautet der Vorwurf einer liberalen Kommentatorin. In der Zeitung Hürriyet, einer der schärfsten Kritikerinnen der Erdoğan-Regierung, wird die türkische Regierung innenpolitisch schon mit dem Mubarak-Regime verglichen: Bei einer Studentendemonstration in Istanbul gegen einen Besuch des Premiers seien Polizisten unverhältnismäßig hart vorgegangen und hätten Tränengas eingesetzt. »Unser Premier will keine kritischen, fragenden, widersprechenden und freien Studenten, er will stille und folgsame Studenten!«, hieß es dort.

Was die muslimischen Geschwister angeht: Als 2009 in Iran die Proteste gegen Präsident Ahmadineschad brutal niedergeschlagen wurden, waren keine kritischen Worte aus Ankara zu hören. Dennoch, die heutige, sich rasant entwickelnde Türkei wird von den anderen in der Region tatsächlich als Vorbild gesehen: Laut einer Umfrage sehen etwa zwei Drittel der Menschen in arabischen Ländern die Türkei als ein Modell für ihr Land und wünschten sich einen größeren türkischen Einfluss in der Region.

Erdoğan konnte seine Rede mit dem Selbstbewusstsein und der moralischen Legitimation des Regierungschefs des einzigen Landes im Nahen Osten halten, das muslimisch und demokratisch zugleich ist. Er gibt das Beispiel, dass ein muslimischer Regierungschef scharfe Kritik aushalten kann und muss, besonders die der Presse (vor allem von Satiremagazinen, die Erdoğan in allen tierischen Variationen zeigen, die man sich vorstellen kann). Man regelt das dann vor Gericht.

Die türkische Regierung selbst allerdings preist ihr Land und ihre Politik keineswegs als Modell an. Man stehe bereit, sagte Außenminister Ahmet Davutoğlu vor wenigen Tagen lediglich, um beim Aufbau der Demokratie zu beraten. Aber auf keinen Fall wolle man irgendetwas »exportieren«. Das klingt zu sehr nach Überheblichkeit, nach dem Irakkrieg und seiner gewaltsamen Demokratie-Mission, nach Kolonialismus. Es klingt – nach dem Westen. Davutoğlus Äußerungen fielen, während er auf dem Weg nach Katar war, dem Land, in dem der Sender al-Dschasira seinen Sitz hat, um über die Lage in Ägypten zu beraten.

Blicken die Türken nach Osten, wird ihnen Respekt entgegengebracht und die Anerkennung für ein Gesellschafts- und Familienbild, das dort von anderen türkischen Exportschlagern bekannt ist: aus Seifenopern. In der muslimischen Welt besitzen die Türken Glaubwürdigkeit. Im Westen, in Europa, gelten sie vor allem als der nervige und schwierige EU-Beitrittskandidat. Und der Westen, das gilt auch für die selbstbewusste AKP-Regierung, gilt in Ankara immer noch besonders viel. Die entscheidende Frage lautet: Werden die Europäer die neue, beispielgebende Rolle der Türkei in der Region künftig mehr anerkennen als bisher? Gut möglich, dass die Türken nicht mehr ewig darauf warten werden.

Dafür könnte auch der charismatische und polarisierende Premier sorgen, der derzeit aus Sicht der demonstrierenden Araber den richtigen Ton zu treffen scheint: »Ägypten ist ein zivilisiertes Land. Ich wende mich an meine ägyptischen Geschwister. Haltet euch fern von Waffen, steht ein für eure Vergangenheit, eure Kultur. Freiheit und Demokratie sind keine Almosen, sondern ein unveräußerliches Recht. Die Türkei steht auf der Seite des tunesischen und ägyptischen Volkes.«

Quelle: www.zeit.de ... »
Ergebnisseiten: 1-10  11-20  21-30  31-40  41-50  51-60  61-70  71-80  <<  81  [82]  83  84  85  86  87  88  89  90  >>  91-100  101-110  111-120  121-130  131-140  141-150  151-160  161-170  171-180  181-190  191-200  201-210  211-220  221-230  231-240  241-250  251-260  261-270  271-280  281-290  291-300  301-310  311-320  321-330  331-340  341-350  351-360  361-370  371-380  381-390  391-400  401-410  411-420  421-430  431-440  441-450  451-460  461-470  471-480  481-482  
Gehe zum Eintrag Nr.  
Top
Mustafa Kemal Atatürk
... is turkish vision!
Home | Kontakt | Anmelden
Besucher: 14176810 (Heute: 3085)